Cuma, Temmuz 1, 2022

Organik peynir

Burçak Sel
1987’de Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden 2012’de mezun oldu. 2015’ten bu yana mülteci alanında çalışmaktadır. Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneğinin kurucuları arasında olup, Derneğin Birleşmiş Miletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile 2019’dan beri yürütmekte olduğu projenin koordinatörlüğünü yapmaktadır. Mültecilerin İstihdamı bağlamında Sosyal Uyumu, Mültecilerin Türkiye’de Toplumsal Kabulü gibi alanlarda araştırma ve çalışmalar yapmaktadır. TED Üniversitesi, Göç Çalışmaları İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programında burslu öğrenciliği devam etmektedir. Çeşitli gazetelerde öykü ve yazıları yayımlanmaktadır.

Bir besinin değeri, aramızdan yalnızca bir grubun satın alabilmesine karşılık geliyorsa, onu satın alamayanların, değil yediklerinin içtiklerinin, yaşamlarının bile bir kıymet-i harbiyesi yoktur demektir en keskin ifadeyle…

Organik peynir tüketmek, bu sağlıksız besin keşmekeşinin ortasında müthiş bir şey olabilir. İnsan kendisi, yakınları, söz misal çocuğundan başlayarak çekirdek ailesi, hatta hayvanı için bile adına organik dediğimiz ürünleri tercih edebilir. Bir babanın, takviye gıdaya henüz geçmiş yeni doğan çocuğu için elinin, içeriği daha doğal karışımdan oluşan bir mamaya gitmesi anlaşılabilir. Beş para değil de çok para farkla bunu yapmasına kimse bir şey söyleyemez hatta. İlaç sanayinin bile kan kaybederek yerini organik ilaçlara bıraktığı üstelik de bunun kimi önemli tıp insanlarınca en geçerli kimyasalların alternatifi olarak tavsiye edilişine tanıklık ettiğimiz günümüzde, beslenmenin organikliğinin yanlışlığını düşünmek deli saçması olarak bile adledilebilir. Tabiri caizse, keyif verici maddelerin bile doğalına yönelildiği yerde, kahvaltının en aranan parçası olan peynirin organiğini yalanlamak ayıptır.

Çünkü her birimiz için yaşam kendimizinkinden başlayarak oldukça kıymetlidir. Her canlı gibi insan, kendisi ve sevdikleri için hayatı daha yaşanılır kılmak, onu doya doya yaşamak ister. Bu isteğinin de en mühim koşullarından biri sağlıklı beslenmektir şüphesiz. Daha sağlıklı olan peyniri yemek, daha sağlıklı suyla yıkanmak, daha kendine benzeyen bir toprağa yaka basmak istemek kadar normal bir şey yoktur. Bu sıraladıklarımızdan sağlıklı beslenmek, yirmi birinci asırda her bireyin giderek daha önemli gündemlerinden birini oluşturmaktadır. Oluşturmalıdır da. Ne kadar klişe de olsa gerçekliğiyle payidar olan şey, canın, boğazdan geleceğidir.

Yaşam, hep uzamasını arzuladığımız bir serüvendir. Bu yolculuk için, daha çok maliyete katlanmak hepimize haktır.

Dünya Gıda Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü gibi referansı uluslararası olan örgütlerden, pek çok ulusal ve yerel ölçekli örgütlere kadar hepsinin atıfta bulunduğu husus, sağlıklı beslenmek için katkılı ürünlerden uzak durmak gerektiğidir. Bir şeyin özü ile genellikle eser miktarda bazen de tam olarak sıfır miktarda kendisinden serpiştirilerek, ortaya çıkan daha lezzetli bile olsa, onun katkılısın arasında elbette sağlıksal bir fark vardır. Teşbih de hata olmazsa eğer, üvey olan her şey biraz dışarlıklıdır. Dışarlıklık da içselleştirilemez. Bünyelere doğalı kadar yayılamaz ya da.  Doğal olarak kelimesinin dayanılmaz hafifliğinde rastlanıldığı gibi, natural olan canlıya her türlü içkin olandır. Sıhhat, insana en uygun olanla mümkündür nitekim.

Ancak, sağlıklı olmak için katlanmamız gereken maliyetin, söz konusu organiklik eğer sadece bir ölçüsüyse, orada bu durumun bireylerin yalnızca değerli olan hayatları pahasına sağlıklı olmak tercihiyle açıklanamayacak bir durum vardır. Sosyo-ekonomik eşitsizlik ya da sınıf farkı…Organik olana veya canlının doğasına en uyumlu olan şey her ne ise ona bu yazı için bir kalıp organik peynire diyelim, erişebilmenin herkes için mümkün olmadığı bir düzlem, bu durumu bize izah edebilir aslında. Yani bir besin organik oldukça satın alınamaz hale geliyorsa, bizim dışımızdaki kimselerin sağlıklı beslenme ölçüsü falan söz konusu olamaz, demektir bu.

Organik peynir ucuzlarsa, mesela en uyduruk bir peynir kadar olmasa da satın alınabilir bir peynire fiyatı yaklaşırsa bir gün, orada sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum fikrine yaklaşabiliriz.

Özcesi şöyledir ki, bir besinin değeri, aramızdan yalnızca bir grubun satın alabilmesine karşılık geliyorsa, tam da o yerde, bunu satın alabilenlerin dışındakilerin, değil yediklerinin içtiklerinin, yaşamlarının bile bir kıymet-i harbiyesi yoktur demektir en keskin ifadeyle.

Hepimiz için canlılık süremizin nereye kadar sınırı varsa artık, oraya kadar uzamasını dilediğimiz, üstelik de nefes alırken bundan pişman olmak istemeyeceğimiz kadar kıymetli bir şey olan hayatımız için elbette ne kadar istersek o kadar maliyete katlanabiliriz. Hele ki serbest piyasa koşullarının her şeye üstün geldiği, aşırı geçerli olduğu dünyamızda kimin neye ne kadar harcadığını kurcalamak kimsenin ağzının işi değildir. Fakat bu maliyetin, tüketmeye eğilimli olduğumuz şey için toplumsallaştığı oranda azalacağını ve şu anki bedel her ne ise onu tek başımıza üstlenerek hem kendimizi hem de buna gücü olmayanları yalnızlaştıracağmızı ve katlanacağımız maliyetin bir sonunun olmayacağını cebimize katlayıp koymamız gerekebilir.

Bir temayül, ne kadar toplumsallaşırsa o kadar geçerli ve başarılı olur. Organik peynir ucuzlarsa, mesela en uyduruk bir peynir kadar olmasa da satın alınabilir bir peynire fiyatı yaklaşırsa bir gün, orada sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum fikrine yaklaşabiliriz mesela. Aksi taktirde onu yiyebilenin dışında herkesin hastalıktan çürüdüğü, kamu politikası diye bir ifadenin ilk kelimesinin tarihin karanlık sayfalarına gömüldüğü, dışa bağımlı olmaktan içi geçmiş kup kuru bir toplum oluruz. O kadar içimiz çekilir ki artık, ona elini sürebilenlerin yediği şeyin adı başka bir şey olur.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Burçak Sel
1987’de Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden 2012’de mezun oldu. 2015’ten bu yana mülteci alanında çalışmaktadır. Dünya Evimiz Uluslararası Dayanışma Derneğinin kurucuları arasında olup, Derneğin Birleşmiş Miletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile 2019’dan beri yürütmekte olduğu projenin koordinatörlüğünü yapmaktadır. Mültecilerin İstihdamı bağlamında Sosyal Uyumu, Mültecilerin Türkiye’de Toplumsal Kabulü gibi alanlarda araştırma ve çalışmalar yapmaktadır. TED Üniversitesi, Göç Çalışmaları İngilizce Tezli Yüksek Lisans Programında burslu öğrenciliği devam etmektedir. Çeşitli gazetelerde öykü ve yazıları yayımlanmaktadır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
48,141TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI