Masumiyet karinesi ya da suçsuzluk ilkesi, insan hakları, anayasa…  

Yazı masamın başına oturdum, dünü ve bugünü düşünüyorum.  

30 yıl önceyi, 30 yıl sonrayı…  

Hani Türkiye değişecek, düşünceyi ifade özgürlüğü hayata geçecekti?  

Herkesin bildiği, gizlisi saklısı olmayan bir haber “casusluk” ya da “vatan hainliği”sayılırken, çağdaş anayasa rafa kaldırılmaya hazırlanırken, benim oturup demokrasi ve özgürlüklerden söz etmeme gerek var mı?  

TBMM Başkanı İsmail Kahraman çok açık konuştu:  

“Laiklik yeni anayasada olmamalı!”  

Neden olmamalıymış yeni anayasada laiklik ilkesi?  

Diyanet İşleri Başkanlığı yönetimin içinde varmış ve Türkiye bir İslam ülkesiymiş.  

Laiklik kavramını “din düşmanlığı” olarak görenler bildim bileli “laiklik” kavramıyla oynarlar, bunun “dinsizlik” olduğunu öne sürüp seçmenden oy devşirirler.  

Ahmet Taner Kışlalı’nın dediği gibi, laiklik, toplum ve devlet düzeninin akla ve bilime dayalı olmasıdır.  

Din devlet ayrımı ya da din ve vicdan özgürlüğü bu bütünün bir parçasıdır. Farklı inançtan insanların barış içinde bir arada yaşamasıdır.  

Değişen koşullara, aklın ve bilimin ışığında çözümün yolunu açık tutmaktır.  

AKP iktidarı demokrasi ve özgürlükleri geliştirmek isteyen bir parti olarak çıkmıştı karşımıza 15 yıl önce. 

Ülkemizin kimi liberal aydınları, gazetecileri AKP’ye büyük destek verdi.  

AKP bugün en büyük düşmanı olarak gördüğü Cemaat’le birlikte, “askeri vesayeti ortadan kaldırmak” için canla başla çalışacağına, toplumun belirli bir kesimini inandırdı.  

Anımsayın 2009 yılını…  

Ergenekon’dan Balyoz’a dek uzanan pek çok dava.  

Birlikte iş tuttuğu Cemaat şimdilerde terör örgütü oluverdi… 

Nedenini bilmeyen kalmadı…  

Şu 17/25 Aralık yolsuzluk operasyonu!

***

Demokrasiler “laiklik temeli”nde yükselir… Laiklik olmadan demokrasi olmaz…  

Dindar nesilden dindar anayasaya geçmek, “masumiyet karinesi”, yani “suçsuzluk”ilkesini, düşünceyi ifade özgürlüğünü ortadan kaldırıp Türkiye’yi“Üçüncü Dünya Ülkesi” haline getirir…  

Adalette eşitlik ve dürüstlük ilkesinin birinci koşulu laikliktir. Laik olmayan toplumlarda demokrasi olmaz.  

Vicdan, adalet ve hukuk laiklik kavramıyla birlikte laik demokratik bir hukuk devletini hayatımızın vazgeçilmezi kılar.  

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan’ın 54. kuruluş yıldönümünde “AYM’nin kimliğe değil ihlallere” baktığını söylerken, ifade özgürlüğünün en yakıcı sorunları bile tartışma olanağı sunduğunu söylemesi çok yerinde bir saptama.  

Laiklik ilkesini yok sayıp, İslam devleti kurmak isteyenler bilmem AYM Başkanı’nın sözlerinden ders çıkardılar mı?  

Önce demokrasi bilinci olması gerekir ülkeyi yönetenlerin…  

Kuru kuruya teröre karşı çıkılmaz. Terör nereden gelirse gelsin bunun bir insanlık suçu olduğunun altı kalın bir çizgiyle çizilmeli.  

Birer ikişer şehit tabutları geliyor… Terör belası bitmiyor…  

Peki Meclis ne yapıyor?  

İktidar, muhalefet!  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun elini sıkmıyor, AYM’nin kuruluş yıldönümü töreninde.

***

Siyaseteki ayrışma, ötekileştirme toplumu derinden etkiliyor. Kilis’te halk tedirgin, aileler çocuklarını kent dışına gönderiyor. Üniversite öğrencileri kayıt donduruyor. 

Bugüne dek 17 kişi IŞİD’in roketatarlarıyla can verdi…

Trabzon  Fenerbahçe maçının sonlarında yaşanan olaylar, Ankara’da Amedspor yöneticilerine linç girişimi insanın aklına şu soruyu getiriyor:  

“Türkiye nereye gidiyor?”  

Benim gördüğüm ötekileştirmenin ötesinde Cumhuriyetimizin tüm değerlerinin yok hükmünde görülmesi…  

TBMM Başkanı Kahraman’ın açıklamaları toplumda büyük tepki çekince, iktidar nasıl kıvırıyor gördünüz…  

Hep aynı numara, yerseniz!