İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, iptal ettiği Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi hakkında “Gerekirse o projeyi gelip orada yapacağız” diyen Şehircilik ve Çevre Bakanı Murat Kurum’a yanıt verdi. İmamoğlu, “Sayın bakana tavsiyem Gümüşhane’de 12 bin yıllık bir buzul gölünü yok eden valinin, o yok ettiği buzul gölünü gitsin çözsün, orayı halletsin. İstanbul, emin ellerde” dedi.

Gümüşhane’de 12 bin yıllık Dipsiz Göl define kazısı ile kurutuldu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Küçükçekmece Gölü’nün yanındaki Bathonea arkeolojik kazı alanında incelemelerde bulundu. İnceleme gezisinin ardından gündeme ilişkin soruları yanıtlayan İmamoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan’a çok sert yanıt verdi.

İmamoğlu, iptal ederek “temel atmama töreni” yaptığı Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi’ne ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın yaptığı “gerekirse resen bakanlık olarak yaparız” açıklamasını gereksiz ve üzücü bulduğu belirterek “Görüyorum ki bazı bakanlarımız atandıkları görevde görevlerini yerine getirirken, verdikleri mesajların ne kadar önemli olması gerektiğini hissederek konuşmuyorlar. Konuşmalarının içeriği tümüyle siyasi. Bakanımıza tavsiyem; bir sorusu varsa telefonun ucundayız. Hatta davet eder, buluşuruz, anlatırız, dinleşiriz ve sebepleri sorgulanır. Böyle sıradan açıklamalarla, İstanbul gibi bir kentin mevzusuna, 16 milyon insanın yetki verdiği insana mesaj yollamanın ağırlığını düşünerek hareket etmesini öneriyorum. Uyarıyorum. Bu tarz diyalogları oluşturursa devlet adamlığı felsefesi kazanır. Ülke kazanır, şehir kazanır” dedi.

‘ORASI KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİL’

İmamoğlu “Orası, kimsenin babasının çiftliği değil. Yaparım, ederim, el koyarım ülkesi de değil burası” diyen İmamoğlu Bakan Kurum’a şu çağrıyı yaptı:

“O cümleleri, İstanbul’a zikretmenin yerine, sayın akana tavsiyem Gümüşhane’de 12 bin yıllık bir buzul gölünü yok eden valinin, o yok ettiği buzul gölünü gitsin çözsün, orayı halletsin. İstanbul, emin ellerde. Bizimle konuşurken, bize mesaj verirken, bir telefonu çevirirse, telefonun ucunda Ekrem İmamoğlu var. Bilgi almak isterse de tüm heyetiyle bilgiyi verecek, brifing verecek, o terbiyeyi ve o devlet adamlığı terbiyesini taşıyan bir belediye başkanı var.”

‘ŞU BAKAN İÇİN ÜZÜLDÜĞÜM KADAR KİMSE İÇİN ÜZÜLMEDİM’

İmamoğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın, İBB’nin Haydarpaşa ve Sirkeci garları ihalesinden elenmesine ilişkin yaptığı açıklamalarına yönelik soru üzerine de açıklamayı satır satır okuyarak tepkisini gösterdi. Yazıyı okuyunca tüylerinin diken diken olduğunu vurgulayan İmamoğlu bakanın açıklamalarını aktararak şunları söyledi;

-Düşünsenize, ‘İBB eskiden beri bizim elimizde ne varsa ister, bu normaldir doğaldır. Kadir Bey de Sirkeci’yi istemişti, ona da vermedik. Veremezdik. Burası hizmet verdiğimiz sistemin bir parçası, müştemilatı. Veremezdik.’ Kime veriyorsun o zaman? ‘Bu alanlar da 1. derece sit alanı içerisinde. İmar kısıtlılığı var. Ticari faaliyetler yapamıyorsunuz.’ Allah Allah bana mı anlatıyor, ihaleyi alana mı anlatıyor? Bak sen! Sergi, kültür faaliyetleri yapacaksınız. ‘İhaleye çıktık. İBB’nin bu tür faaliyetleri yapacağı bir sürü yeri var. Git orada yap.’ Orayı kim yapacak, bildiğiniz biri mi? İhaleye fesat mı karıştırdınız? Alacak kişi belli miydi?

-Bak 50 tane soru sorarım. ‘Kadir Topbaş’a da bunu söyledik. İşletme olacak, bu tür yerlerin ruhsatlarını belediyeye bağlı bu tür kurumlardan alıyorsunuz. Kendileri kullanırken ve buraları ticari amaca dönüştürüyorlar.’ Bak sen.. Büyükşehir belediyesi. Yani bunu Büyükşehir Belediyesi yapıyor. ‘Diyoruz ki, burada yeme içme yeme içme oturma olmayacak.

-Sergi açacaksınız, böyle bir imar kısıtı içinde şartnamemizi hazırladık.’ Eeee 3 bin lira maaş alan adam mı yapacak sergileri, salonları? Bak sen. Ne kadar eminsiniz ya. Hani 300 bin lira veren alırdı? Şimdi ne kadar hassasiyet içeriyor bu cümleler anlamış değilim. Akıl tutulması.’ İstanbul belediyesi ihale dosyasında bizim istediğimiz şartların dışında dosya verdi.’ Doğru, sizin tariflediğiniz kişi biz değiliz çünkü. Biz devletiz, kamuyuz. ‘Matbu sözleşmelerimiz var. Bazı ifadeleri de değiştirmiş.’ Bak sen ya. Bir yandan da edebiyatçı oldunuz. ‘Baktık aynı şeyi karşılamıyor, aynı hukuki terim de değil. Bilerek yaptığını düşünüyorum.’ Bak bak bak. Bir de bizim yerimize akıl yürüyorlar ya da kadromuzun yerine akıl yürütüyor. ‘Bu hatayı kimse yapmaz.’

-Ya ne dedin Allah aşkına? Burada ne dedin, ne anlattın? Üzülüyorum gene üzülüyorum. Yani 3 aydır şu bakan için üzüldüğüm kadar hiç kimse için üzülmedim. Allah yardımcısı olsun.

ÜLKEDE BÜYÜK BİR EKONOMİK DEPRESYON VAR

İmamoğlu ekonomik sorunlar nedeniyle ardı ardına meydana gelen siyanürle intihar ve cinnet vakalarına ilişkin de açıklama yaptı. Bu vakaların bir sosyal yardım ya da kent yoksulluğu ile direkt bağlantılı olmadığını belirterek şunları kaydetti:

-Bütünüyle baktığınızda bu kent yoksulluğunun travmanın, psikolojik sorunların sürece getirdiği trajik bir durum. Çok üzüntülüyüm. Evvelsi gün Londra’da da söyledim: ‘İstanbul görevini yapmamıştır.’ Şu anlamda söyledim, İstanbul bütün Türkiye’nin moralidir, motivasyonudur. Biz bütün kent yoksulluğu yaşayan insanlarımıza ulaşmaya erişmeye çalışıyoruz.

-Bu tür ortamların da çok fazla deşifre edilerek altında farklı farklı konular kavramlar arayarak bazı basın üzerinden ‘yok efendim şu kitabı okumuştu, şu yazılmıştı, onu okumuştu’ vesaire gibi…

-Bunlar başka psikolojik ortamlar -ben doktor değilim ama- bu toplumu benzetme ile onu orda görüp kopyalama ile Allah korusun başka trajik sorunlar doğurabilir. Onun için konuştuklarımıza dikkat edeceğiz. Ülkemizde büyük bir ekonomik depresyon var. Bunu biliyoruz. Ama bunu atlatacak onun yüz katı, bin katı değere potansiyele sahip bir ülkeyiz başta İstanbul olarak.

-Bazen insanları yalnızlaştıran toplumsal vakalar da vardır. İnsanlar kenara itilmiş hissederler kendini bazen. Yok öyle bir kent, yok öyle bir yönetim, yok öyle bir toplum. Kucaklaşacağız, selamlaşacağız, hal hatır soracağız. Lütfen bunu yapalım. Görmediğiniz insanları, eğer bir süre görmemişseniz arayın. Gerçekten biz iyi toplumuz. İstanbul bu süreçte en iyi örneklerini vererek toplumun moral bulması konusunda yeni atılımlar yapması konusunda da öncü olmak sorumluluğunu yerine getirecek.”