Halk sınıfları sokaktan, bilimden, inançtan ve insanlıktan dışlanırken; siyasal iktidar cesaretleniyor. Artık biliyoruz ki kötü bir duraktayız: Çözülüyoruz. Yine biliyoruz ki sermaye çözer, kimlikçilik çözer, milliyetçilik çözer, gericilik çözer. 

Bu süreci daha da şiddetlendiren bir gerçek ile de karşı karşıyayız: İdeolojik çözülme. “Değiştiremezsiniz" diyorlar, “yapamazsınız.” “Gelin, istikrarı koruyun başka bir şey mümkün değil” diyorlar. “Ya istikrara onay verin ya da boyun eğin” diyorlar. 

Çözülüyoruz. Halk sınıfları dağınık ve çaresiz. Umudunu koruyabilen de var, koruyamayan da. Halk sınıfları siyasetini arıyor ve soruyor: Nasıl bir güneşe kaldık ki ne karanlıkları ısıtabiliyoruz ne de bu güneşin altında ısınabiliyoruz? 

Bu çözülme karşısında halk sınıflarını, toplumsallığı, insanlığı ve kardeşliği bir araya getirecek kumaşı örecek olan tek siyaset, ortak bir memleket düşüne sahip çıkmaktır. Halk sınıfları siyasetini ararken, onlara sahip çıkabilecekleri ve sorumluluk alabilecekleri bir memleket düşü yaratılmalıdır. Bu memleket düşü ise, ancak ve ancak sağlam teorik temeller, bu düşü gerçek kılacak özneler ve bu düşe doğru yürüyüşü hazırlayacak stratejiler olduğu ölçüde, gerçekleşebilir. 

Memleket düşünün dayandığı teorik temeller, halk sınıflarının geçmişten geleceğe aktarılan ortak değerleri üzerinde yükselmelidir. Emekçi halk kesimlerinin ve onlarla hareket etmeye hazır toplum kesimlerinin ortaklıklarına dayanmalıdır. Bu ortaklıklar, eşitlik ve hakkaniyet arayışıdır. Bu ortaklıklar, kapitalizme, emperyalizme ve gericiliğe karşı durmadır. Bu ortaklıklara dayalı bağımsız sol/sosyalist siyaset ile çoğalmak mümkündür. 

Radikal demokrat programın, “farklılıklar ile yan yana durma” projesi, toplumsal ayrışmanın temel taraflarının üzerinden atlayıp, bu tarafları kültürel kategoriler ve kimlikler içerisinde yeniden dağıtır. Kültürel farklılıklar, etnik farklılıklar, cinsiyete dayalı farklılıklar, bu farklılıkların farklı ideolojileri ve farklı siyasetleri ortaklıklara dayalı bir toplum oluşturabilme kapasitesini yok eder. Ancak ortaklıklar üzerine kurulu bir siyaset toplum olarak bir arada yaşamı mümkün kılar. 

Memleket düşününü sahiplenecek olanlar, diğer bir deyişle özneler, sol/sosyalist siyasete açılmaya yatkın, geçmişinde devrimci deneyimler olan, Anadolu aydınlanmacılığı ile kendini kuran halk sınıflarıdır.

Strateji ise, genel mücadele hattının nasıl örüleceğini ifade eder. Memlekette bugün, halk sınıflarının siyaseti nasıl örülecek ve çok daha önemlisi nasıl büyüyecek? Diğer bir deyişle, emekçi halk kesimlerine ve onlarla birlikte hareket edecek toplumsal kesimlere nasıl ulaşılacak? Genel mücadele hattı, halk kültürünün, sınıf kültürünün en güzel değerlerine yaslanmak durumundadır.

Halk kültüründe yer alan "omuz omuza vermek" olmalıdır temel strateji. Bu topraklardaki dayanışmanın, yan yana durmanın, sorumluluk almanın ifadesidir omuz omuza vermek. Omuz omuza vermek, yalnızlaşmaya, çaresizleşmeye karşıdır. Aynı zamanda yeni zamanların esnek, gevşek ve eğreti siyasetine de karşıdır. Sadakate, fedakarlığa, uzun soluklu olmaya gönderme yapar omuz omuza vermek.

Halk sınıflarının kültürü, sermayenin çok yönlü saldırısı sonrası, güvencesizlik ve geleceksizlik girdabında yalnızlaşan, çaresizleşen ve ahlaki, fiziksel ve manevi çöküş içinde olan emekçi sınıf katmanlarına da ulaşabilir. Hileli, hurdalı ve kirli ekonomik ve sosyal ilişki ağları içinde iş bulabilmenin ve bu ilişkiler içinde sosyal yardım alabilmenin dışında başka şeylerin de mümkün olduğu ancak güçlü bir sınıf kültürü içinde dillendirilebilir.

Halk sınıflarının kültürünün ortaklaştığı duygular, değerler ve ilkeler, bir yanda, aynı hikayeyi anlatıp, aynı hikayeyi dinlemek ve aynı hikayeye ağlamaktır. Diğer yanda ise, haksızlığa, yalancılığa ve hırsızlığa karşı durmaktır.

Halk sınıflarının kültürü, dayanışma üzerinde yükselir. Bu dayanışma, gündelik hayatta, işyerlerinde, grev ve sendikal mücadelede deneyimlenir. Gündelik hayatta, dilde ve kültürde, sendikalarda ve diğer örgütlenmelerde sınıfın dayanışma biçimlerine rastlamak mümkündür. Sınıf kültüründe dayanışma, devletin himayesindeki “toplum merkezleri”nden, sivil toplum kuruluşlarının “hayırsever” ve “düşkün” ilişkisini yeniden üreten yardımlarından, İslami kesimin “emek”in tüm değerlerine aykırı düşünceleri ören yardım ağlarından tümüyle farklıdır. Sınıf dayanışması, bireyci değil kolektivisttir.

Son olarak, halk sınıfları siyasetini ararken, onlara bir memleket düşünün imkanını ve sorumluluğunu yaratmak gerekiyor. Diğer bir deyişle, halk sınıflarını ortak bir yaşam için ören sol/sosyalist devrimci mirası yüklenmek ve bu yolda devam etmek gerekiyor. Çocuklarımıza bırakacağımız ne hanımız, ne hamamımız ne de Sarayımız var, ama onurumuz, şerefimiz ve sözümüz var: Memleket düşümüzden vazgeçmeyeceğiz!!!