Başlıktaki bu kavram ve kişiler ülkücü gelenekten gelen İyi Parti lideri Meral Akşener tarafından dile getirildi.

Gazeteciler Duygu Demirdağ, Deniz Zeyrek ve İsmail Saymaz ile kurduğumuz BİRÜLKEBİRKENT Youtube kanalımızda ağırladığımız Sayın Meral Akşener son derece önemli analizler yaptı. Bu analizler salt gündelik siyasete ilişkin değildi. Belki gündelik siyasetin koşuşturması içinde duymadığımız ya da dikkatimizi çekmeyen analizlerle karşılaştık. Son derece içten, samimi ve akademik niteliği son derece yüksek bir söyleşi ortaya çıktı. Sağ- sol ilişkisinden, cumhuriyetin sınıfsal niteliğine, kadın sorunundan ‘Kürt Meselesi’ne farklı alanlarda ve farklı disiplinlerde kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik. Uzun zamandır gündelik siyaseti sistemsel bir okumaya tabi tutan bir yaklaşımla karşılaşmamıştık.

‘Cumhuriyet’in sınıflar arası geçişkenliğe imkan sağlayan bir devrim’ olduğu tespiti ve farklı kesimlerden halk çocuklarının bu vesileyle kamunun her kademesinde görev alma imkanına kavuşması ve başka bir sınıfsal pozisyona geçme imkanına kavuşması ekonomi-politik çerçevede sağ siyasette çok karşılaşılan bir analiz olmasa gerek. Bu da İyi Parti için yapılan sağın en yoğun entelektüel-seküler kesiminin partisi tespitine haklılık kazandırıyor.
Söyleşide en yoğun dile getirilen durum ise bu ülkede erkek egemen sistemin, söylemin ve pratiğin bir kadın siyasetçiye, lidere yönelik ağır, korkunç ve kabul edilemez tavrı oldu. Sayın Akşener çok haklı ve çok kararlı bir biçimde bütün bu saldırılara karşı nasıl mücadele verdiğini ve vermeye devam edeceğini netlikle ifade etti.

Söyleşide yerel seçimlerde CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere diğer parti ve liderlerle ortaya konulan ittifakın ülkedeki atmosferi olumlu yönde, ne derece köklü bir biçimde etkilendiği çok net biçimde anlatan Akşener’in şu cümlesi bundan sonraki süreçteki pozisyonunu net bir biçimde ortaya koyuyor; “Ben ilk defa kendimi çok iyi hissediyorum. Ben milletvekili değilim, sıfır hırsım var; ama Türkiye’den aldığımı, bu milletten aldığımı şimdi veriyorum. Bu normdan sapmam.” Meral Akşener Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde toplumun genel yararı, ülkenin ve milletin geleceğini esas alan bir tavır içinde olmaya devam edeceğini açıkça ortaya koydu.

Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu ile birlikte hareket edip etmeyeceği sorusuna aslında Millet İttifakı’nın yazılı olmayan ortaklaşmasına dikkat çekerek cevap verdi; “Şu an itibarı ile ortak noktalarımız nedir? Güçlendirilmiş parlamenter sistemdir, demokrasidir, adalettir, hukukun üstünlüğüdür, ahlaktır, liyakattir bu konularda ortak noktalarımız var. Dolayısıyla biz bir bütünü oluşturduk, bu arkadaşlarımızın da burada yer almasında bir sakınca yok diye düşünüyorum.”

İktidarın gündem yaratma çabası ve kutuplaştırma siyasetinin artık kendi tabanında da bir karşılık bulmadığı tespiti aslında yeni sürecin çok da iktidar merkezli yürümeyeceğinin de işareti olarak görmek gerekir. İktidarın ana akım özelliği kaybetmiş medyada tartıştığı veya tartıştırdığı konuların kendi tabanında giderek ciddi bir tepkiye neden olduğunu da dile getirebiliriz. Bir ülkenin ekonomisini, yaşanan krizlerini yönetemediğinizde sadece gündemi belli bir süre yönlendirebilirsiniz. Bir noktadan sonra hiçbir alanda inandırıcılığınız kalmaz. Meral Akşener bu durumu çok net biçimde görüyor.

Sayın Akşener’in AK Parti’yi analiz ederken Michel Foucault’un iktidar analizini kullanması, dil ve söyleme göndermede bulunması son derece önemli bir nitelik taşıyor. İktidarın bütün alanlarda kendisini üretmeye çalışması ve ortaya çıkan baskı, gözetimi her yere taşıması ve muhalefete karşı örgütlediği dil ve söylem mevcut iktidarı çözümlemede ciddi imkanlar sağlıyor ve Akşener bunu iyi kullanıyor.

Rosa Luxemburg’a bir gönderme yaptıktan sonra Marksizm’e ilişkin bir soruya ‘ben sınıf çelişkilerinin varlığını kabul eden biriyim’ sözü siyasi perspektifinin derinliğini ortaya koymaktadır.

Ülkenin yeni bir dile, yeni bir siyaset yapma biçimine, farklı olanı kabullenme ve de bunun da ötesinde siyaseti var olan kalıplardan, söylemlerden, pratiklerden kurtarmaya ihtiyacı var. Sayın Akşener bunun mücadelesini veriyor…