Çarşamba, Nisan 17, 2024

AKP’nin yolu çıkmaz sokaklar

AKP sadece kendi düşüncelerini daha radikal hâle getiren ve gelişmeye kapalı “çıkmaz sokakları” ittifaka katıyor. İttifak geleceğe dönük değil. Hatta zamana karşı.

6 Mart’ta Millet İttifakı’nın birtakım sendelemeler sonrasında adayını ilan etmesi ve gözlerini hemen deprem bölgesine çevirmesiyle geçtiğimiz haftanın hareketli tarafı Cumhur İttifakı’ydı. Genişleme çabaları, ittifak görüşmeleri ve ittifak görüşmelerinden kamuoyuna yansıyanlarla birlikte 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimin bir parti seçimden daha çok bir zihniyet seçimi olması niteliği de netleşti.

Öncelikle Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir açıklamasıyla başlayalım. Erdoğan, AKP İl Başkanları toplantısında konuştu ve “Karşımızda bir ittifak değil, pazarlığa kurulu bir koalisyon var” dedi. Bu enteresan bir ayrım ve ittifak içi demokrasi anlayışları açısından bize bir fikir verebiliyor.

İttifaklardaki parti sayılarına baktığımızda çok bir fark yok ve hatta AKP’nin başını çektiği ittifak daha kalabalık. Fakat üstü kapalı bir şekilde “Bizde kararları ben alıyorum, bakmayın bu kadar partiye!” diyor Erdoğan. Peki gerçekten öyle mi? Cumhur İttifakı’na yeni katılanlar ve katılması düşünülenler bize AKP’nin yolu için neler söylüyor?

Öncelikle enteresan bir durum oldu ve (elbette bu partilerin o partilerle net bir alakası olmadığını bilerek söylüyorum bunu) DSP ve ANAP’ın katılmasıyla birlikte 21 yıllık iktidar söylemi 24 yıllık iktidar söylemine evrilebilir hâle geldi. DSP-ANAP-MHP Koalisyonu, iki lideri ölmüş olmasına rağmen Cumhur İttifakı’nda buluştu. Depremden hemen sonra bu koalisyonun ne kadar başarısız olduğunu ve Bülent Ecevit’in de nasıl pasif kaldığını anlatan AKP’liler herhâlde şu anda eskiye dönük olarak bir sosyal medya temizliği yapıyorlardır.

Mevcut yapısıyla Cumhur İttifakı Türkiye’nin son iki büyük ekonomik krizinin faillerinin ve son iki büyük depreminin ardından yaşanan aksaklıkların sorumlularının toplandığı bir ittifak oldu. Karl Marx’ın Marks’ın “Louis Bonaparte’ın 18. Brumaire’inde Hegel’e atıfla söylediği “Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak.” cümlesini DSP ve ANAP için hatırlatıp işin daha ciddiye alınması gereken kısmına gelelim.

Hür Dava Partisi ve Yeniden Refah Partisi de AKP’nin genişlemek için görüştüğü partiler arasında. YRP’nin durumu henüz belli olmamış olsa da Hüda Par’ın ittifaka katıldığı söyleniyor. Bu ikisinden Yeniden Refah Partisi daha yeni olmasına rağmen ne olduğu daha çok bilinen taraf. Pandemi döneminde pandeminin yalan olduğundan aşı karşıtlığına; iklim krizi diye bir şey olmadığından depremin HAARP tarzı aletlerle insan eliyle yapıldığına kadar ne kadar komplo teorisi varsa birleştirmiş bir parti. Dini söylem kullanan komplocu bir Facebook profili diyebiliriz.

Kaybetme tehlikesi ortaya çıktıkça Erdoğan kendilerinden de marjinal yapıların düşüncelerine boyun eğdi çünkü makul tarafta gidilecek bir gıdım bile yol kalmadı.

Fakat aile içi şiddeti engellemek için çıkartılan 6284’ün kaldırılmasını istemeleri (ve bu yasayı da pandEmi ve iklim krizi yalanını ortaya atan küresel güçlerin aileyi ortadan kaldırmak için çıkardığını söylüyorlar!), LGBTİ+ derneklerinin kapatılmasını savunmaları da işin hayata dokunan ve şiddetle karşı çıkılması gereken tarafları.

Hüda Par ise daha eski bir parti. Tarihinin nerelere vardığını, ne amaçla kurulduğunu ve daha sonra ne amaçlarla kullanıldığını isimleri her gündeme geldiğinde zaten görüyoruz, duyuyoruz ve okuyoruz. Aynı sosyolojik tabana dayandıkları örgütün Vikipedia sayfasına baktığınızda rakipleri arasında ilk sırada Türkiye var. Üçüncü sırada da Ülkü Ocakları var. Türkiye’nin gündemine domuz bağı ile işkenceyi getirmiş, enseden tek kurşunla öldürmeyi bir imza olarak kendine seçmiş bir dar yapının genişlemek için kullandığı bir partiden bahsediyoruz. YRP’nin yasaların kaldırılması ya da derneklerin kapatılması isteği bile naif kalıyor. Zaten AKP’nin yolunun çıkmaz sokaklara ulaşması da burada başlıyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi hiçbir zaman makul bir parti değildi ama kazandığı için makul maskesini çıkarması gerekmiyordu. Kaybetme tehlikesi ortaya çıktıkça Erdoğan kendilerinden de marjinal yapıların düşüncelerine boyun eğdi çünkü makul tarafta gidilecek bir gıdım bile yol kalmadı.

Bu marjinalleşme ile birlikte Hüda Par’a ya da kendi partisindeki kadın politikacıları bile çileden çıkartacak fikirdeki partilere ihtiyaç duyar hâle geldi. Bu Millet İttifakı’nın farklı düşünceleri birleştirip “herkes” olma isteğinden farklı. Çünkü AKP sadece kendi düşüncelerini daha radikal hâle getiren ve gelişmeye kapalı “çıkmaz sokakları” ittifaka katıyor. İttifak geleceğe dönük değil. Hatta zamana karşı.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

spot_img
PolitiYol Telegram'da

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
60,616TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI