Meksika yoğun hava kirliliği ve yangınla boğuşurken bizim günlerimiz de bitti. Nihayet eve döndüm. Latin Amerika’ya olan ilgim daha da yoğunlaşmış, bir parça İspanyolcamı geliştirmiş olarak dönüyorum.

Öyle görünüyorki bu iki ay içinde kurduğum gönül köprüsü benimle hep yaşayacak. Meksika gazetelerini okumaya, gündemini izlemeye devam edeceğim.

Meksika ile Türkiye arasında kurulan ilişkilerin de bundan sonraki süreçte daha yoğun olacağını sanıyorum.

Giderek daha fazla sayıda insan karşılıklı olarak gidip geliyor. Gerek Avrupa gerekse ABD üzerinden uçakla yapılan transferlerin sadece turistik yolculuklar değil, iş dünyasını da kapsadığını gözlüyoruz.

Dönüş yolunda onlarca Türkiyeli ile birlikte dönüyordum. Turistik seyahatlerin yanısıra akademik çalışmalar, ticaret ve iş dünyasından farklı insanlar görmek heyecan verici idi.

Meksika televizyonlarından gösterilen dizilerimizden sözetmiştim. Renkli Televizyonun mucidi Guillermo Gonzales Camarena’nın ülkesine sadece dizi satmıyoruz. Tv dünyasının en iddialı yapımlarını tümüyle Türkiye’den götürdüğü ekip ve ekipmanlarla Acunmedya, Meksikalılara izletiyor.

Yani televizyonun icad edildiği kıtaya, 1942 yılında bir Meksikalı tarafından geliştirilen renkli televizyonu Anadolu’dan götürdüğü ekiple Acunmedya dolduruyor.

“O Ses Türkiye”, “Yetenek Sizsiniz”, “Ben Bilmem eşim Bilir” gibi tvlerimizde rating rekorları kıran programların Meksika versiyonlarını Türkiyeden giden kameraman, ışıkçı, sesçi, sahneci çocuklar gerçekleştiriyor.

Bu ülkemizdeki tüm olumsuzluklara rağmen herkesin bilmesi gereken önemli bir adım.

Yeni kıtanın insanları Anadolu’dan giden çocukların emeği ile gerçekleşmiş yapımları izliyor. Misal tek kelime İngilizce bilmeden Meksiko City’ye gelen Ağrılı Bayram, her şarkıcının “sound check”ini önceden yapıp hiçbir aksaklığa meydan vermeden yarışmanın kaliteli biçimde kaydının gerçekleşmesini sağlıyor.

Acunmedya’nın bu kıtalar ötesi başarısının yansımaları, iki ülke arasındaki yakınlaşmayı artıracak gibi görünüyor. Zaman zaman yüz kişiyi bulan bir ekiple, onlarca tırı bulan ekipmanla gerçekleştirilen bu projelerin başarısı benzer ilişkilerin gelişmesini de sağlayacaktır.

Meksika’nın başkentinde farklı yerlerde çok çeşitli eserleri ile kente canlılık katan Ünlü heykeltraş Jorge Marin’in 10 Bronz anıt heykeli ile Ankara’daki sergisi de bu ilişkilerin boyutunu gelişme trendini gösteren bir başka adım oldu.

“Varlığın yeniden inşası” adıyla gerçekleşen sergisi ile “heykelin Piccasosu” olarak tanınan Meksikalı Sanatçı Marin’in ülkemizde tanınması da çok sevindirici. Etkileyici eserleri bizim caddelerimizi süslerken de görmek, ya da Meksikadaki gibi heykel sanatının yaratacağı dinamizmi şehirlerimize katacak belediye yönetimlerine sahip olmak isterdik.

Neyseki dağlarına bahar gelmiş memleketimin. Bundan böyle suçlu bulunup kaldırılan yerine “fıskıye” dikilen heykeller dönemi sona ermiş.

Her şeye rağmen burada olmak çok güzel.