Her ülkenin kahramanları, halkın gönlünde yaşayan kurtarıcıları vardır. Meksikalılar için de; aslında sıradan bir köylüden başkası olmayan, Emiliano Zapata öyledir.

Önce kendi köyünde ardından tüm ülkede cesareti, lider kişiliği takdir gören Zapata, köylüleri peşinden sürükleyerek yoksullar için toprak elde etmeye çalıştı.

Reformcu lider Francisco Modero toprak dağıtana kadar Zapata silahlarını bırakmadı. 1911’de, Madero’nun yavaş ilerleyen reformlarını beğenmeyen Zapata, “ Plan de Ayala” denen acil bir toprak reformu belgesi yayınladı.

1913 Yılında Madero’yu deviren Victor Huerta’nın otoritesini tanımayan Zapata, 1914’de Panço Villa ile beraber Meksiko’yu işgal etti. Kendisine başkentte bir makam seçmek yerine köyüne dönen Zapata, ilk günkü talebinden asla vazgeçmeyerek politikacıları sıkıştırdı.

10 Nisan 1919’da devlet başkanı tarafından uzlaşmak üzere başkente davet edilen Zapata kurulan tuzakta Venustiano Corranza tarafından öldürüldü.

Bu yıl Zapata’nın devleti yönetenler tarafından öldürülmesinin 100. yılında Cumhurbaşkanı Obrador kameraların karşısına Zapata Şapkası ve Torunu ile çıktı. Medyatik Başkan, Büyük devrimci önderin tarihsel kişiliğinin günümüzde yaşatılmasının önemine değinirken onun yolundan ayrılmayacaklarını belirtti.

Başkanın Zapata’ya ve onun devrimci kişiliğine sahip çıkan sözlerini Şubat ayından bu yana Başkanlık Sarayı önünde eylem yapan bir grup Zapata taraftarının görüntüsüyle birlikte düşündüğümüzde, aklımıza 12 Eylül Cunta Rejiminin Atatürk’ün doğumunun 100. yılındaki gayretkeşliğini getirdi.

Cumhuriyetin Kurucusunun mirasını bıraktığı Dil Kurumu, Tarih Kurumu ve Cumhuriyet Halk Partisini kapatan askerler, hep Atatürk’ün peşinden gittikleri iddiasındaydılar.

Hep diyorum dünyanın bize göre bu uzak köşesinde yaşayanlarla ilginç benzerliklerimiz var diye. Biz yine Meksika’yı anlamaya çalışalım.

Efendim, Meksika Başkanlık Sarayının Zocalo meydanına bakan ana giriş kapısında açtıkları çadırda yaşayan Zapata Yanlısı köylüler ilginç bir görüntü oluşturuyor. Dünyanın kaç ülkesinde Başkanlık Sarayı önünde çadır açıp eylem yapanları görebiliriz ki.

Eylemcilerden Martinezle görüşüyoruz. Bize Meksikayı, taleplerini, Obradorun yakasına neden yapıştıklarını anlatmak yerine Türkiye’den geldiğimizi duyunca heyecanla “ Türkiye NATO’dan ayrılıyor mu? Rusyayla ilişkileriniz ne durumda?” diye soruyor.

Benzer soruları Müziyen Jose’den de duyduğumuzu anımsıyoruz. Perinçek taraftarlarını heyecanlandıracak bu algı nasıl oluştu bilmiyoruz. Ama sanırım içerdeyken pek farketmediğimiz bir görüntü yayıyor ülkemiz.

Zapata yanlısı köylülerin çadır eylemine dönersek; bizde bırakın başkanlık sarayını TBMM önü bile politik taleplerin demokratik yöntemlerle ifade edilmesine kapalı.

Tabii ki demokrasinin en önemli kıstası eleştiri özgürlüğü. Muktedirler ne kadar çok aykırı ses duyar, aykırı seslerin önü ne kadar açılırsa demokrasi o ölçüde gelişmiş sayılmalıdır.

Hoş bu durum her zaman demokratik taleplerin dikkate alınmasını sağlayabiliyor değil. Aksine eylem ve ifade özgürlüğü belki de bir süre sonra dikkat çekme yeteneğini bile kaybedebiliyor. Hemen her yerde bir takım kimselerin çadır açıp eylem yaptığı Meksika’da da bu durum kanıksanmış olacak ki, bazı eylemciler dikkat çekmek için Avrupai yöntemler kullanmak zorunda kalıyor.

Vera Cruz önceki Valisi Miguel Angel Yunes Linares ‘den rahatsız olan, uygulamaları nedeniyle sıkıntılar çeken 400 köyün temsilcisi bir süredir başkentte seslerini duyurmak için çıplak eylem yapmak zorunda kalmış.

Şehrin ana kavşaklarından birinde kırmızı ışıkla birlikte yola fırlayan köylüler eski valinin yolsuzluklarını ve uygulamalarını protesto ediyor.

Miguel Yunes’in yargılanmasını talep eden köylüler seslerini duyurmak için tercih ettikleri yöntem renkli görüntüler ortaya çıkarmış. Elbiselerini soyarak iç çamaşırlarının önüne Yunes’in fotoğrafını asan köylü grup müzik eşliğinde dans ediyor ve slogan atıyor.

Vera Cruz eski valisi Yunes kendisinden önceki valiye karşı yolsuzluk iddalarıyla işbaşına gelmiş ve iki yıl süren valiliğin ardından aynı suçlamalarla karşılaşmış. Siyasetteki iddiasını sürdüren Yunese yönelik başkentte süren bu etkili eylemin sonuçları ne olacak göreceğiz.

Bir iki dehşet notunu ekleyerek bitirelim.

26 Eylül 2014 tarihinde bir anma etkinliğine katılmak üzere üç otobüsle hareket eden 43 öğretmen okulu öğrencisinin kaybolmasının ardından 1658 gün geçmiş. Aileler başkentte kurdukları çadırlarla olayı ilk günkü sıcaklığında tutmaya gayret ediyor.

Efendim Meksikada her alanda kadınları görmek mümkün. Hemen her iş kolunda erkeklerden daha düşük maaşla çalışan kadınların tek sorunu bu değil. Daha geniş biçimde önümüzdeki hafta konu edeceğiz ancak çarpıcı rakamları şimdiden duyuralım.

Meksikada her üç saatte bir bir kadın öldürülüyormuş. 4 saatte bir bir kadın kayboluyor, her 4 saatte bir de bir kadın tecavüze uğruyormuş.

Herşeye rağmen Zapata’nın torunları itaat etmek yerine itiraz etme geleneğini sürdüyor.

Hasta Luego