İktidar ne zaman gerçeği gözden uzak tutmak için algıları yönetmek için harekete geçse aklıma şu Meksika sözü gelir:

“Biri size güneşi gösterdiğinde parmağın ucuna bakarsanız yanılırsınız. Parmağın ucunda gerçeği göremezsiniz. Eğer güneşe bakarsanız, yine yanılırsınız. Gözleriniz kamaşır, gerçeği göremezsiniz. Gerçek, parmağın ucuyla güneş arasında uçan güvercindir.”

Algı bir yönetim tekniğidir ve amacı yönetenin mesajını hedef kitleye ulaştırmak ve hedef kitle üzerinde belirgin bir hegemonya oluşturmaktır.

Seçim biteli on gün oldu ama hala İstanbul sonuçlarına ilişkin gerçeğin gözden uzak tutulmak istenmesi bir çeşit algı operasyonu amacı taşımaktadır.

İSTANBUL’U ALAN, TÜRKİYE’Yİ ALIRSA…

Hemen her yerde rutin süreçler işletilirken İstanbul gerçeği neden gözden uzak tutulmak isteniyor?

Bu sorunun cevabı, Cumhurbaşkanının da sıklıkla dile getirdiği gibi “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” sözünde gizli.

İstanbul ve Ankara, Türkiye’deki değişim dalgasının başladığı yerdir.

İktidar da bunun farkındadır ve değişimi başladığı yerde durdurmak ve dolayısıyla İstanbul’u vermemek için habire ya “parmağın ucu”nu ya da “göz kamaştıran güneş”i göstermeye çalışıyorlar.

Hatırlarsanız daha 31 Mart akşamı, AA’nın yaratmak istediği algıyı pekiştirmek için Binali Yıldırım ekranların karşısına geçip “ben kazandım” dedikten sonra kaybolmuştu.

Ardından İmamoğlu ekranların karşısına çıktı ve “açılan sandıklarda biz öndeyiz ama sandıkların henüz yüzde 30’u açıldı. Söylenenlere inanmayın ve bulunduğunuz sandık başlarında ayrılmayın” demişti.

Sandık görevlileri, İmamoğlu’nun çağrısına uyup yerlerinden ayrılmayınca AA kaynaklı operasyonel veri akışı durmak zorunda kaldı.

Ertesi gün öğrendik ki İmamoğlu kazanmış!

Kazanmasına kazandı ama bu yazının yazıldığı ana kadar mazbatasını alamadı.

Çünkü iktidar olmanın gücünü de kullanarak, toplumun algısını yöneteceklerinden eminlerdi.

GERÇEĞİ SAHİPLENMEK!

Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki algı yönetiminin sihri, “önce kendi gideceğin yolu belirle, sonra başkasının öğrenmesini sağla” cümlesinde gizlidir.

Önce iptal edilen oyların fazlalığını iddia edip yeniden sayımını istediler; sonra da Büyükçekmece’de seçmen yığılması iddiasını gündeme getirdiler.

Aslında iptal edilen oyların yeniden sayılmasında da, seçmen yığılması iddiasının da sonucu değiştirmeyeceğini ve İmamoğlu’nun kazandığını biliyorlar.

Tıpkı 17-25 Aralık’ta olduğu gibi!

Hele hele Büyükçekmece’deki resmi oy değişiminin herkesten daha çok farkındalar.

Ama farkında oldukları bir şey daha var; toplumun algısını yönetebilmeyi başarırlarsa süreci kendi lehlerine döndürebilecekler ve esas çabaları bunu sağlayarak, İstanbul’a el koymaktır.

Başarıp başaramamaları, muhalefetin, algı operasyonunun uygulanmasına izin verip vermemesiyle doğru orantılı olacaktır.