Eduardo Galeano’nun “Gölgede ve Güneşte Futbol” kitabını, ilk çıktığı yıllarda okumuştum.

Çizgi Metin” lakaplı Metin Kurt’un doğum günü vesilesiyle kitabı yeniden gözden geçirdim.

Şöyle yazmış, Galeano:

Taraftarlar, bu mucizeyi daha rahat bir ortamdaki televizyondan seyretme imkanına sahip oldukları halde, meleklerinin nöbetçi şeytanlarla yapacakları mücadeleyi canlı olarak görebilmek için bu hac yolculuğunu yerine getirir.”

Benim için ne tuttuğum takım “melek” ne de rakip takım “nöbetçi şeytan”!

Bu nedenle futbolu evde izlerim.

Stadyumda izleyenler için “sıcacık ev dururken, niye stadyuma giderler ki?” demişliğim de vardır.

SEYİRCİNİN COŞKUSU YOKSA FUTBOL BİR HİÇTİR!

Bir çeşit “burun kıvırma” hali yani!

“Büyük lokma yiyip, büyük söz söylememek” lazımmış.

Hafta sonu oynanan Trabzonspor-Başakşehir ve Galatasaray-Beşiktaş maçları, izlediğim en tatsız-tuzsuz maçlar oldu.

Ne yaptıklarını bilmeden, sahada “avare kasnak” gibi dolaşan futbolcuların ruh halini varın siz düşünün.

Meğer tuttuğunuz takımın maçını evde keyifle izleyebilmeniz için o stadyumda seyircinin coşkusuna ihtiyaç varmış.

Oynadıkları her karşılaşmanın odak noktası haline gelen Belhanda gibi kimi futbolcuların, oyunda kaldıkları süre boyunca ortalıkta hiç görünmemiş olmasının nedeni de seyirci motivasyonunun olmayışmış.

Zaten Galeano da, “Siz hiç boş bir stadyuma girdiniz mi? Deneyin bir kez. Sahanın ortasında durun ve dinleyin. Boş bir stattan daha hüzünlü, kimsesiz tribünlerden daha dilsiz bir şey yoktur” diyerek, seyircisiz futbolun “hüzün”den ibaret olduğuna dikkat çekiyor.

Çünkü “futbol, yalnızca futbolculardan ibaret” bir oyun olmaktan çıkalı çok oldu.

Galeano’nun, adı geçen kitabının önsözünde dediği gibi “Oyun, oyuncusu az, izleyeni çok bir gösteriye dönüş(tüğüne)” göre seyircisiz futbol, bütün verilerin değerlendirilmediği matematik denklemi gibi ne kadar uğraşırsanız uğraşın doğru sonucu vermiyor.

KAPİTALİZM HANGİ AĞACI KESER?

Malum, “kapitalizm, gölgesinden faydalanmadığı ağacı keser”!

Bütün dünya corona virüsü nedeniyle “teyakkuz halinde” iken güya seyirciyi koruyup, futbolcuları sahaya sürerek ateşe atmak, tam da bu sözü doğrular niteliktedir.

Kapitalist sistem, epeydir, futbolu bir gösteri endüstrisine dönüştürmüş durumda ve biz bu endüstrinin müşterileri olarak, tıpkı bir filmi, sinemada seyreder gibi keyif alarak izlemek istiyoruz.

Bütün bunların hayatın bir gerçeği olduğunu kabul ediyorum.

Futbolun, artık, “bir gösteri” olduğunu da!…

Renkli cam” aracılığıyla izlediğimiz “gösteri” tatsız tuzsuzdu ama gözümüzden kaçırdığımız bir gerçek var ki o da söz konusu “gösteri” için dünyada “pandemi” ilan edilen corona virüsü tehlikesine karşı “futbol emekçileri”nin can güvenlikleri dikkate alınmamış olmasıdır.

O “gösteri”yi yapanların da insan olduğunu unutan bir yönetici kitlemiz var.

İnsanlar patır patır ölürken, biz hala kimin şampiyon olacağının derdine düşmüşüz.

Fatih Terim dışında!

HER ŞEYİN BAŞI ÖRGÜTLÜLÜK!

Terim, farklı gerekçelerle de olsa hastalığa karşı futbol dünyasında önlem alınmamış olmasının nedeni olarak dikkatleri örgütsüzlüğe çekti.

Şöyle dedi:

“Hepsinin bizde derneği var. Futbolcular derneği ne yapmalıydı? Şimdiye kadar çoktan toplanıp ‘oynamıyoruz’ demeliydi. Diyemez. Antrenörler birliği, hiçbir şey diyemez, dememiştir. Hakemler birliği, en ağır şeylere onlar maruz kalıyor Allah için. Çıkıp da bir şey demezler, diyemez. Sendika(lı) olmadıkları sürece bu hâlde kalacaklar.”

Demek ki neymiş?

Her şeyin başı örgütlülükmüş!

Çizgi Metin”, Metin Kurt’un doğum günü vesilesiyle “İnsanlık ilerleyebiliyorsa Metin Kurt gibi mücadele insanları sayesinde ilerliyor” diye yazmıştım.

Bu “belirleme”, bir kez daha doğrulanmış oldu.

Terim’in, “sendikalı olmadıkları sürece” diye vurguladığı şey, yıllar önce Metin Kurt’un futbolcuların örgütlenmesi için yürüttüğü mücadelenin dile gelmesinden başka bir şey değildir.

İnsanı, doğayı ve çevreyi yaşatacak yegane güç, hayatın her alanında örgütlenmektir.

Hatırlatan, Fatih Terim bile olsa sağ olsun; corona virüsü dahil her türlü hastalığı yenmenin yolu, örgütlü olmaktan geçer.

Corona gibi her türlü hastalığı yenmek ve her türlü sömürüyü ortadan kaldırmak için örgütlü olmak şart!