Sebze ve meyve fiyatları ateş pahası!

Piyasadaki yangının nedeni olarak gösterilen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, kusurun kendisinde olmadığı, sebze ve meyvede vurgunculuk yapıldığı algısını öne çıkartmak istiyor.

Vurgun algısını güçlendirmek için de belediyelerin sebze-meyve satışına başlayacağını söylemiş.

Adına da “Tanzim Satış” denilmiş.

HALKÇI BELEDİYECİLİK VARKEN!..

70’lı yılların efsane belediye başkanları Ahmet İsvan’lar, İhsan Alyanak’lar, Vedat Dalokay’lar, Erol Köse’ler döneminde Ankara, İstanbul, İzmir ve İzmit’te kurulup yaygınlaştırılmış bir sistem.

Amacı üreticiden alıp tüketiciye doğrudan ulaştırmaktı.

Halkçı Belediyeciliğin temel taşlarından biriydi.

Sonra 12 Eylül Darbesi oldu.

O darbenin beslendiği ideoloji, aralarında Tanzim Satış yöntemi de olmak üzere, halkın lehine yapılan ne varsa onu kötüledi, “tarihin gerisinde kalmak” ile suçladı;

Asfalt ve beton belediyeciliği” de, dikey yapılaşma da bu ideolojinin ürünüdür

AKP de o ideolojinin ürünüdür!

ŞEHİRLERİMİZİ KİM ÇÖKERTTİYSE ÜRETİCİMİZİ DE O ÇÖKERTTİ!

Şehirlerimizin çöküşüne öncülük eden de bu ideolojidir.

Üreticimizin üretemez hale gelmesinin, tüketicimizin ucuz ve doğal gıdadan mahrum kalmasının nedeni de bu ideolojidir.

Yanı başımızda Haymana Ovası’nda yetişen nohut; Polatlı’da üretilen mercimek böyle tükendi.

Yuva kavunun yerinde yeller esmesinin nedeni de “beton belediyeciliği” idi.

Şehrin çeperleri üretim sürecinden koparak, iş umuduyla köyden kente göçenlerle çevrilmesini de bu ideoloji neden oldu.

Tarlalar öyle işe yaramaz hale getirildi.

Konya’dan sonra Türkiye’nin en geniş tarım arazisine sahip Ankara’da, ekim alanlarının üçte biri boş yatıyor.

Sonuçta domates 9 TL, yüzüne bile bakmadığımız soğan ve patates 5 TL.

Neymiş?

Belediyeler Tanzim Satış yapacaklarmış.

BORCUNUZU ÖDEME VAKTİ GELDİ!

Önce bir borcunuz var; onu ödeyin!

Tanzim Satış Mağazası yapıp halka ucuz gıdayı ulaştıran ve böylece piyasadaki fiyat spekülasyonunu denetim altına almayı 40 yıl önce başarmış Halkçı Belediyecilik anlayışından özür dilemelisiniz.

Sonra da 70’li yıllarda el yordamıyla uygulanan Tanzim Satış Mağazası modeline ilişkin “İnsan Odaklı Belediyecilik” modelini öğrenip, hakkını teslim edeceksiniz.

Yani bundan 40 yıl önce CHP’li Halkçı Belediyelerin uyguladığı bir modeli, bugün yeni bir modelmiş gibi halka yutturmaktan vazgeçeceksiniz.

Yiğidi öldürmek için her şeyi yaptınız ama henüz hakkını teslim etmediniz.

CHP’Lİ BELEDİYELERİN ALMASI GEREKEN DERS!

CHP’li belediyelerin de elbette bu gelişmeden alacakları bir ders vardır muhakkak!

12 Eylül’ün zihinlere şırınga ettiği ideolojinin peşinden gitmenin memleketi nerelere sürüklendiğini görmek için bundan daha çarpıcı bir örnek olamaz.

Boşuna dememişler, “bir musibet, bin nasihattan yeğdir” diye.

CHP’nin 40 yıl önce geride bıraktığı bir yere yeni gelenlerden öğreneceğiniz tek şey, öykünmenin ne kadar yanıltıcı olduğu gerçeğidir.

Başkası olma, kendin ol!