31 Mart seçimlerine doğru giderken, binbir senaryonun havada uçuştuğu günleri yaşıyoruz.

Senaryoların çoğu, Ankara adaylığı üzerine kurgulanıyor.

Genel kanaatin aksine iddia edebilirim ki İstanbul’un kaybı, iktidarı tökezletebilir ama Türkiye’de yeni bir dönemin başlaması için düğüm noktasının Ankara olduğuna inanıyorum.

ANKARA’NIN ÇIKIŞ YOLU, CHP ADAYINDA!

Muhtemelen Kılıçdaroğlu da, her fırsatta yere göğe sığdıramadığı Mansur Yavaş’tan bu nedenle vazgeçmiş görünüyor.

Yavaş’ın CHP liderinin açık desteğine rağmen İYİ Parti adaylığını kabul etmemesinden de anlaşılıyor ki Ankaralılar, çıkış yolunu, CHP adayıyla arıyor.

AKP’nin, anketlerinde “yerli aday” diye anlamlı bir oran çıkmış olsa da, her fırsatta “Kayserili” olduğunu belirten bir adayla Ankara’nın karşısına çıkması da CHP’nin şansını artırıyor.

Her şey bu kadar açıkken tıkanıklık neden yaşanıyor?

Birincisi Mansur Yavaş’ın gönlünde CHP adaylığı yatıyor; elindeki veriler Ankara’nın ancak CHP ile alınacağını gösteriyor.

Israrı bu yüzden!

İYİ PARTİ, 24 HAZİRAN’I AŞMAK ZORUNDA!

Öte yandan Akşener’in, İYİ Parti’nin 24 Haziran sonuçlarının gerisine düşmemesi gibi daha ekstrem bir derdi var; bu nedenle sahillerdeki desteğinin karşılığında Ankara’yı istiyor.

Mansur Yavaş dışında, öne çıkan isimlerden Bülent Kuşoğlu’na, CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı olduğu için mesafeli duran İYİ Parti, CHP tarafından masaya sürülen Cengiz Topel Yıldırım’a alternatif olarak, adı daha önce CHP’nin Mamak adayı olarak geçen Metin Özaslan’ı koymuş durumda.

ÇÖZÜMSÜZ SORUN YOKTUR!

İş dünyasının bir mottosu var; derler ki “çözümü olmayan sorun yoktur”.

Ankara için çözüme ulaşmanın yolu, isimlerden bağımsız bir aday profili çizmektir.

Adayın öncelikle bir başarı hikayesi olmalıdır.

Ankara seçmeninin merkez sağı milliyetçi, merkez solu ulusalcıdır; bu iki tanımlamanın kesişim kümesi, yurtseverliktir; dolayısıyla aday, politik duruşu itibariyle Ankara seçmeninin kesişim kümesinde olmalıdır.

Hem sağ seçmenin inanç başta olmak üzere hassasiyetlerine riayet etmeli hem de sol seçmenin hak ve özgürlükler başta olmak üzere duyarlılığına açık olmalıdır.

Konjonktür gereği, aday partili olmalı ama seçildiği andan itibaren Ankara’nın başkanı olabilecek bir duruşa sahip olmalıdır.

SEÇMEN NEDEN KARARSIZ?

İki kez Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olmasına ve aylardır yazılı ve görsel basında adına yer verilmesine rağmen Mansur Yavaş’ın adaylığına karşı kararsız konumda olan seçmenin oranı, yüzde 20’nin üstünde olması da önemli bir durum.

Kararsızlık oranı, söz konusu Cengiz Topel Yıldırım olduğunda ise en fazla yüzde 22’ye, Metin Özaslan da ise yüzde 30’lara kadar çıkabiliyor.

Seçmenin kararsızlığı, Yavaş’ı tanımamasından değil; 2014 sonrasında takındığı tutum nedeniyledir. O kampanya boyunca ilçe aday ve örgütüyle yan yana görünmekten kaçınması da CHP’li seçmende de ciddi bir direnci yaratmış.

2014’de, sahada, neredeyse yoktu; çalışmalarını, medya üzerinden yürütmüştü. Bu nedenle sahadaki psikolojik üstünlük hep Gökçek’te olmuş ve bu nedenle kararsızlar son hafta Gökçek’e yönelmişti.

KAPSAYICI ADAY KİM OLABİLİR?

Bütün bu nedenlerden ötürü CHP’nin tasada ve kıvançta parti ile yan yana durabilecek; en azından seçim kampanyasında parti örgütünün koordinatörlüğünü kompleksiz kabul edebilecek kapsayıcı bir adaya ihtiyacı var; üstelik bu adayın, aynı hassasiyeti İYİ Parti’ye de göstermesi gerekiyor.

Bu hassasiyeti, ancak, örgütsel refleksi güçlü, birlikte çalışmanın önemini kavramış, yazdığı başarı hikayesini yalnızca kendisine mal etmeyen ve motivasyonu yüksek biri gösterebilir. Ancak böyle bir aday, herhangi bir partiye mensup olmayan ve yaşadığı ekonomik sıkıntılardan boğulmuş sağ ve muzafakar seçmen ile kimlik sorunu yaşayan Kürt seçmen açısından kabul edilebilir hale gelir.

Adaylar arasında bu özelliklere sahip olan var mı?

Bülent Kuşoğlu aday değil; görev verilirse sahaya çıkabilir.

Metin Özaslan, iyi bir Ankaralı ama özelikle CHP seçmeni tarafından tanınmıyor.

YILDIRIM, OLABİLİR Mİ?

Geriye Cengiz Topel Yıldırım kalıyor.

O’nun hem ekonomide bir başarı hikayesi var hem de kısa süre de olsa Ankaragücü’ne başkan olurken Gökçek’i yenmiş olması, bu hikayesine sahicilik kazandırıyor.

2014’de de büyükşehir adaylığı için adı konuşulmuş, gösterilmediği halde küsüp kenara çekilmeyecek kadar parti hukukuna riayet ettiğini göstermiştir.

Sağ, muhafazakar ve özellikle yoksul seçmen ile Kürt seçmenin kesişim kümesinde bulunuyor.

Daha da önemlisi, iş süreçlerinde kazandığı birlikte çalışma deneyimini siyasete taşıma becerisine sahip.