George Carlin, İrlanda asıllı, ABD’li ve Grammy ödüllü bir komedyendi; vefat ettiği 2008’e kadar gösterilerinde çok çarpıcı ifadeler kullanırdı.

O ifadelerden biri, “dünyayı kontrol etmenin en etkili yolu, akıl kontrolüdür” şeklindedir.

Aklı kontrol ederseniz, her türlü bilgiyi eğip bükebilir; istediğiniz formata soktuktan sonra hedef kitlenize şırınga edebilirsiniz.

İletişim dilinde buna “dezenformasyon” deniliyor; yani “doğruyu değiştirme, yanlış bir algı oluşturma” çabası.

Dezenformasyon için “çağımızın en etkili kitle imha silahı” tanımı da yapılıyor.

Çok doğru ve yerinde bir tanımlama!

AKLI KONTROL ETME ÇABASI!

Dezenformasyon ile aklı kontrol edip, kitle muhalefetini imha edebilirsiniz.

İşte o zaman “bırakın patatesi, patlıcanı da, siz mermi fiyatları ne kadar onu biliyor musunuz?” sorusuna anlam kazandırabilirsiniz.

Bereket, 31 Mart’a doğru yol alınırken, muhalefetin açmış olduğu Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu gibi “şemsiyeler” sayesinde “kitlenin imhası” bir nebze de olsa bertaraf edilmiş oldu.

Dezenformasyondan medet umanların hedeflerinden vazgeçtiklerini düşünebilir misiniz?

Vazgeçmediler!

Millet İttifakının desteklediği CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş’ınAnkara’nın Başkanı” olma ihtimalini ortadan kaldırmak için her yola başvuruyorlar.

Milliyetçi seçmeni kışkırtılması işine giriştiler; bunun için duvarlara “yavaş yavaş devrim” yazdılar; yetmedi, “Her biji Mansur” yazdılar; insanlar gülüp geçti.

Tavşan aday” çıkması için her türlü teşvik, kışkırtma, bölme, parçalama girişimlerini sosyal demokrat, sol seçmen üzerinde deniyorlar ama gördüğümüz kadarıyla o da tutmuyor.

Asıl dertleri, AKP’den ve MHP’den kütleler halinde kopan seçmeni geri döndürebilmek.

SAHTE SENET GERÇEKLERİ!

Bunun için bula bula “sahte senet” senaryosu bulmuşlar.

Senaryoda baş rolü ise Yavaş’ın ifadesiyle “üniversite sınav sonuç belgesi üzerinde tahrifat yapan”, “çocuk istismarcısı” ve “yüzde 80 şizofren” birine vermişler.

Günlerdir ekranlarını açtıkları, sayfalarında yer verdikleri bu baş rol oyuncusunun hamleleri yetmeyince AKP sözcüsü Ömer Çelik’in sahaya sürülmüş olması, ne kadar çaresiz kalındığına işarettir.

Çelik’in, eline tutuşturulan “iddia”yı açıklaması sırasında canlı yayına geçen “penguenci medya”nın, ertesi gün, Yavaş, o iddialara cevap verirken, ortalıkta görünmemeleriyse birer ibret vesikasıdır.

Bu davranışları kimseyi şaşırtmadı ama Fenerbahçeli eski futbolcu Haim Revivo’nun, “Türk basınında doğru olan tek şey, tarihtir” sözünün bir kez daha hatırlanmasına vesile oldu.

SURLARLA KORUNAN KENT!

Savaş Sanatı üzerine yazdıklarıyla ünlü Sun Tzu, en kötü meziyeti, “surlarla korunan bir kentin kuşatılması” olarak tanımlar.

Ankara’da sokağa çıkan herkes, Yavaş’ın, tıpkı Sun Tzu’nun tarif ettiği gibi “surlarla korunan bir kent” konumunda olduğunu, halkın artık değişim istediğini görebilir.

Üstüne üstlük geçen seçimde dönemin İçişleri Bakanının oyların sayıldığı mekana girip, herkesi dışarı çıkararak, içeride uzun süre kalmasını da hiçbir Ankaralı unutmamış.

İşte bu nedenle “hak yerini bulacak, Ankara kazanacak” deniyor.

Bu süreci durdurmak için “üniversite giriş belgesi”nde dahi tahrifat yapan birinden medet umarak durdurmak mümkün değil.

Bu nedenle “bir kitle imha silahı” olarak başvurulan dezenformasyonun Ankara’da tutmayacağını buraya not edelim; dezenformasyonun tarihi yazılırken gözden kaçsın istemem.