AKP, üç büyük şehir dahil adaylarını açıkladı.

Sırada CHP var.

AKP, adaylarını açıklamadan önce MHP’ye diz çöktürdü; “andımız” tartışmasıyla tırmandırılmış gibi görünen gerilim, MHP’nin AKP’ye teslimiyetiyle son buldu.

Bahçeli, gerilim başlamadan önce yalnızca İstanbul’da AKP adayına destek vereceklerini açıklamıştı; “andımız” öyle orta yerde dururken, Bahçeli, kamuoyunun henüz bilmediği “gizli antlaşma” gereği, şimdilik memleketi Osmaniye karşılığında üç büyükşehirde AKP’yi destek sözü verdi.

SİYASETTE “2+2” DÖRT ETMEZ!

Bugüne kadar ki bu tarz işbirliklerinde “iki kere iki dört etmez” kuralı işlemişti; bu kez nasıl bir kural işleyecek, seçmen bu işbirliğine nasıl tepki verecek, göreceğiz.

Bu işbirliği, İzmir’de zaten esamesi okunmayan AKP’nin, Ankara ve İstanbul’da da zor durumda olduğunu göstermektedir.

Ankara ve İstanbullular, betona boğulan, yaratılan kent rantını kişiselleştirilmesine vesile olan AKP Belediyeciliğine son verecek karar aşamasına gelmiş durumdadırlar.

BARDAĞI TAŞIRACAK SON DAMLA OLMAK!

Beklentileri, bardağı taşıracak son damlanın damlamasıdır.

Hiç kuşkusuz, bu damlanın damlatılmasını CHP’den beklemektedirler.

CHP, muhalefet cephesinin kesişme noktasıdır. Bir yanında İYİ Parti, diğer tarafında Saadet Partisi ve öbür yanında HDP seçmeni bulunmaktadır. CHP, farklı hedef ve beklentileri olan bu üç seçmen kitlesinin kesişim kümesini oluşturmaktadır.

Demokratik kuralların işlediği, her partinin kendisini rahatlıkla ve hiçbir engelle karşılaşmadan ifade edebildiği normal koşullarda, her bir seçmenin kendisine yakın bulduğu parti ve özellikle insan ilişkilerinin daha sıcak olduğu küçük kentlerde aday profili öne çıkması gerekirken, 31 Mart’ta kazanabilecek parti ve aday kimliği öne çıkmış durumdadır. Öne çıkan partinin CHP olması, konjonktürün ihtiyacıdır.

CHP’NİN TARİHİ SORUMLULUĞU!

CHP’den beklenen, konjonktürün kendisine yüklediği sorumluluğun bilincinde davranmasıdır.

Bu sorumluluk, referandum sürecindeki reflekslerin yeniden canlandırılmasını ve diğer partilere mensup seçmenin ruh halini hesaba katmasını gerektirir.

Nedir bu sorumluluk?

Bu sorumluluk, İYİ Parti’den Saadet Partisine, HDP’den sosyalistlere kadar bütün çevreleri kucaklayacak, kapsayacak bir seçim stratejisi belirlemektir.

Prensipte anlamak kolay ama prensipleri somuta indirgemek zordur.

İLLE DE ANKARA!

İstanbul ve İzmir’de değilse bile Ankara’da CHP ile İYİ Parti arasında bu zorluk yaşanmaktadır.

Zorluğun derecesini artıran en önemli etken ise Mansur Yavaş’ın her iki partinin Genel Başkanları tarafından potansiyel aday olarak ön kabulünün yapılmış olmasıdır.

Yavaş da, bu “ön kabulün” farkındadır; zaten bu nedenledir ki talebini bir ileri aşamaya taşımış; “rozetsiz adaylık” fikrini ortaya atmış durumdadır.

ANKARA YURTSEVERDİR!

Kişisel kanaatim şudur; Ankara, milliyetçiliğin ağır bastığı bir şehir algısına sahipse de, esas olarak, yurtsever bir şehirdir. Aradaki fark, çıplak gözle görülecek kadar büyüktür. Bu fark, Kurtuluş Savaşına ev sahipliği yapmış olmasıyla kendisini göstermiş, sonraki süreçlerde zaman zaman ırkçılık egemen olmuşsa da sessiz çoğunluk, hep yurtseverliğini korumuştur.

Bugün milliyetçilik algısı üzerinden çıkartılan gürültünün amacı, Ankara’nın gerçek kimliğini gizlemektir.

Buradan hareketle söylenebilir ki Ankara’nın bugünkü ihtiyacı, yaşanabilir bir şehir programına sahip olup olmamakta düğümlenmektedir.

MESELE, YENİ BİR KENT FİKRİNE SAHİP OLMAKTIR!

Ankara, tarihinde hiç olmadığı kadar “asfalt ve beton”a boğulmuştur.

Mesele, Ankara’yı “asfalt ve beton”dan kurtarma meselesidir ve Ankaralı sessiz çoğunluğun beklentisi bu noktadadır.

Dolayısıyla Ankara’nın ihtiyacı parlatılmış isimlerle değil, yeni bir kent fikridir.

Yeni bir kent fikri, asfalt ve beton belediyeciliğine karşı halkçı belediyecilik programını uygulamakla mümkün olur.

Bu programı uygulayacak adayda hangi özellikler olmalıdır?

Halkın gönlünü kazanacak, milli duyguları anlayan, kimlikleri ve inançları olduğu gibi kabul eden, Kürt ve sol seçmenin meramını anlayan ve hepsinden önemlisi mağdurların, kimsesizlerin ihtiyaçlarını programlaştırmış bir aday, Ankara’yı kazanabilir.

Bütün muhalif partilerin kesişim kümesi içinde olan CHP’de bu özellikleri taşıyan Genel Başkanın Başdanışmanı Cengiz Topel Yıldırım ve halen CHP Genel Başkan Yardımcısı konumunda bulunan Bülent Kuşoğlu, pek çok isimden ikisidir.