CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na saldırılan şehit cenazesi töreni, Çubuk’ta yapılacakmış ama ani bir kararla Akkuzu’ya alınmış.

Değişiklik isteğinin aileden geldiği söylense de kararın Kılıçdaroğlu’nun katılımından sonra alındığı anlaşılıyor.

Parlamentoda grubu bulunan beş partinin Genel Başkanları arasında, şehit cenazesine sadece Kılıçdaroğlu’nun gideceğinin öğrenilmesi, bu değişiklikte etkili olmuş mudur?

Olduğunu rakamlara bakarak anlayabiliriz.

KÖY NÜFUSUNUN DÖRT KATI KALABALIK NASIL TOPLANDI?

1697’si seçmeni bulunan Akkuzulu’da 2893 kişi yaşıyor; cenazeye katılanların sayısı ise Emniyet kaynaklarına göre 12-13 bin kişi.

Cenaze törenine ilişkin ani değişiklik kararına rağmen köy nüfusunun dört katı bir kalabalığın toplanmış olmasına tesadüf denemez.

Tıpkı “dışarıdan kimse yoktu; cenazeye katılanların hepsi o köylüydü” diyen yetkililerin alelacele bir şeylerin üstünü örtme çabasının da tesadüf olmadığı gibi!

Çubuk’ta yapılacağı açıklanan bir cenaze töreninin ani bir kararla köye alınmasından hemen sonra yaklaşık 9 bin kişinin bu kadar hızlı bir biçimde organize olması, “gizli bir el”in organizasyonunu akla getiriyor.

Hiç kuşkunuz olmasın, eldeki veriler, bu saldırının planlı bir saldırı olduğunu gösteriyor.

İçişleri Bakanının “ortada bir şey yok, her şey kendiliğinden gelişmiş” demesi de, en iyi ihtimalle, “gizli bir el”in varlığını fark edememenin, normal olarak da bir planın varlığını bilmenin telaşını içeriyor.

İçişleri Bakanının, “bana sorsalardı, gitmeyin derdim” açıklamasının skandal nitelikte olduğunu söylemeye gerek yok. Zira o bakanlığın görevi, herkesin her yere güven içinde gidip gelmesini sağlayacak önlemleri almaktır; hele gidecek o kişi Ana Muhalefet Partisinin lideriyse…

BAHÇELİ BUMERANGI!

Bakanın bu açıklamalarıyla Bahçeli’nin “ayrıntılı” açıklamalarını yan yana koyduğunuzda bir sonuca ulaşabilirsiniz; o sonuç da şu ki 31 Mart öncesi tırmandırılan gerilimin düşmesini istemiyorlar.

Bunların arasında Cumhurbaşkanının olmadığını söyleyebilirim O, “kararsız denge” halini yaşıyor.

Neredeyse 24 saati aşkın bir süre suskunluğunu koruduktan sonra kınamakla kınamamak arasında gidip gelişinin nedeni, 31 Mart’ın sonuçlarını henüz tam olarak okuyamamış olmasından kaynaklanıyor olabilir.

Bahçeli’yi payanda olarak yanına alıp, başkanlığı garanti etme planı, sanki bir bumeranga dönüşmüş durumdadır ve o bumerang, doğal olarak dönüp kendisini vurma riskini barındırmaktadır.

Tehlikenin farkında olarak söylediği sanılan “Türkiye İttifakı” ile ilgili, son olarak, “Cumhur İttifakı, Tüm Türkiye’dir. Türkiye ittifakı da Cumhur İttifakı’nın farklı bir versiyonudur. Biz şu anda 82 milyonu farklı farklı şeylere ayırarak konuşamayız” cümleleri, “kararsız denge”sinin varlığına işarettir.

Cumhurbaşkanı, risk alarak, Bahçeli “bumerangı”nı kontrol edebileceğini hesap ederken, Davutoğlu’nun “içeriden” çıkışıyla bu riskin kontrolden çıkabileceği ihtimalini de gördüğü yabana atılmamalıdır, hiç kuşkusuz.

Geçerken belirtmek isterim ki Davutoğlu’nun çıkışı ile Mendereslerin “Dörtlü Takrir” çıkışı arasındaki paralelliği de göz ardı etmemek gerekir.

“BİR TAŞ İLE BİRDEN FAZLA KUŞ VURMAK” KİMİN HEDEFİ OLABİLİR?

Akkuzulu saldırısını, “bir taş ile birden fazla kuş vurma” girişimi olarak görülmesini öneririm. Bu saldırı, bir yandan son iki seçimde sükuneti esas alan, demokrasi için her türlü fedakarlığı yapan Kılıçdaroğlu’nu zor durumda bırakma amacı taşırken üzerinden, diğer yandan Kılıçdaroğlu üzerinden Cumhurbaşkanına “tansiyonu düşürmeme” uyarısı olarak da algılanmalıdır.

Bu nedenle Akkuzulu saldırısı, canı yanmış birkaç “köylü”nün kendiliğinden gerçekleştirdiği herhangi bir eylem değil; tümüyle önceden planlandığı her haliyle belli olan provakatif bir saldırıdır.

Amacı da yeniden yeşeren demokratikleşme umudunu baltalamaktır.

Sükunetimizi ve umudumuzu koruyarak, saldırganların bir an önce yargının karşısına çıkmasını ve açık bir yargılama olmasını istemek hakkımızdır.

Bu saldırının arkasındaki güçleri bulmak, elbette devletin görevidir ama CHP de, bu işin arkasını bırakmamalıdır.

Kimdir bu saldırıyı planlayanlar?

Arkasındaki güçler kimlerdir?

Kimlerdir, Çubuk’ta yapılacağı açıklanan cenazeyi apar topar Akkuzulu’ya aldıran ve bu kararın bir anda herkes tarafından duyulmasını sağlayarak, Akkuzulu’nun nüfusunun üç katı kadar organize gücü oraya yönlendiren?

Sorular, sorular…