Bugün Öğretmenler Günü.

24 Kasım 1981’den beri resmi olarak kutlanıyor.

Anlamını biliyorsunuz; o gün hem okuryazar sayısını artırmak amacıyla kurulan Millet Mekteplerinin açıldığı gün hem de Atatürk’e “Baş Öğretmen” unvanının verildiği gün.

Yani Cumhuriyet Devrimleri açısından görmezden gelinemeyecek öneme sahip bir gün.

Muhtemelen kuruluş yıllarında, peş peşe gelen devrimci atılımlar açısından kanıksanmış; sonrasındaki dönemde de sıradanlaştırılarak önemsizleştirilmiş bir eylem olarak kabul edildiği için unutulan, unutturulan bir gün.

TARİHİN İRONİSİ!

Şimdi gelelim “Tarihin İronisi”ne!

24 Kasım’ı, Öğretmenler Günü olarak ilan eden 12 Eylül Darbecisi Kenan Evren olmuş.

Cumhuriyet’i “Gardırop Atatürkçülüğü”nün kıskacına alan; Cumhuriyet devrimlerinin ışığını, ülkenin en ücra köşesine kadar taşıyan öğretmenlerimizi sürüm sürüm süründüren, pek çoğunu hapislere tıkan darbecilerin, 24 Kasım’ı Öğretmenler Günü kabul etmelerinin nedeni, kendi iktidarlarını sevimli göstermek istemeleridir.

İlan edenlerin kimliklerini ve “işledikleri günahları” unutmadan, 24 Kasım’ın Türkiye açısından anlam ve önemini bilince çıkartmakta fayda var.

Çünkü “Yeni bir dünya”nın parçası olmak üzere tepeden tırnağa değişimi hedefleyen Cumhuriyet’in devrimci atılımlarından biridir Millet Mektepleri.

KURUCU İRADENİN BAŞÖĞRETMENİ!

Halkının cehaletten kurtulması ve yepyeni ufuklara doğru yol alabilmesi için bütün enerjisini o mekteplerin kurulması, gelişmesi ve o mekteplerden sonuç alınması için harcamış “kurucu irade”nin simgesi Kemal Atatürk’e “Baş Öğretmenlik” unvanının verilmesi de, bu atılımların simgesidir.

Pandemi koşullarının etkisiyle daha da kötüleşen eğitim sistemimizin içler acısı haline baktığımızda, 1928’in koşullarında eğitim ve öğretim için yapılanların önemi daha da iyi anlaşılmış olur.

Eğitim ve öğretimde, içine düştüğümüz zavallı durumun bütün sorumluluğunu öğretmenlere yıkmak isteyen bir zihniyetin hüküm sürdüğü bugünler ile “milletvekillerinin maaşları, öğretmen maaşlarını geçmesin” diyerek, öğretmenlere verdiği önemi işaret eden Kemal Atatürk dönemi arasındaki farkın dağlar kadar olduğu açıktır.

İşte bu nedenle 24 Kasım’ı, bir formalite kutlaması olmaktan çıkartıp, “muasır medeniyet” için ön koşul olan öğretmenlere verilen önemin hatırlanması gününe dönüştürmek lazımdır.

YEREL İLE EVRENSELİN DİYALEKTİĞİ!

Öte yandan UNESCO ve İLO tarafından 1994’de, “Dünya Öğretmenler Günü” olarak 5 Ekim ilan edilmiş ve o tarihten beri dünya çapında bir farkındalık günü olarak kutlanmaktadır.

İki farklı öğretmenler günü kutlanması çelişkili gibi görünebilir ama buna “yerel ile evrensel”in diyalektik birliği de denebilir.

Bugün birbirini bütünleyen iki günden 24 Kasım’ı ve bize kattığı anlamını kutluyoruz.

Kutladığımız, herhangi bir gün değil, asırlarca pranga vurulmuş “milletin zihninin” açıldığı gündür.

Bu vesileyle resmi ya da gayri resmi bir biçimde hayatıma anlam katmış, bana herhangi bir şey öğretmek için çabalamış ama benim kendilerinden çok şey öğrendiğim öğretmenlerimin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlarım.