Magirus minibüslerle çıkardık yola. Şimdilerde 2.5-3 saat çeken yol, tam 7 saat çekerdi; Niksar’danSamsun’a. Suluova’dan sonra, bir geniş kavis yaparak Samsun asfaltına tırmanırken, aşağıda maden ocağı görünürdü. 11 yaşımda, 1971-72’de yatılı okula başlayınca Samsun’da, yılda birkaç kez de o yolu gidip gelir oldum.

Ben çocuktum, yollar bozuktu. Makaslı Magirus çukurlarda öyle zıplardı ki kafamız yüksek tavanına çarpar, Yeni Çeltek’e gelene kadar canımız çıkmış olurdu.

Sonra Yeni Çeltek’i görünce bir can gelirdi bana yeniden. 1976-77-78… 80’e kadar… O kömür ocağından çıkıp bütün bir bölgeye, Anadolu’nun siyaseten de epey kıraç topraklarına yayılan bir başka hayatın izini görür gibi olurdum, yüzümü yapıştırdığım Magirus penceresinden.

Fatsa ile birlikte, bu kez yerin altından yükselen, Anadolu’da bir vaha gibiydi Yeni Çeltek. Dayanışma fışkırıyordu madenden, insanın insana omuz vermesi, işçilerin kardeşliği, o kardeşliğin dalga dalga yayılması yöreye, hayatın komitelerde örgütlenmesi, yaba işçilerinin bile yüzlerini Yeni Çeltek’e dönüpYABA-DER’de bir araya gelmesi…

İzlemediyseniz, Dostluk Yardımlaşma Vakfı’nın Yeni Çeltek Belgeselini izleyin mutlaka. OlmadıYoutube’da kısa videolar var. İzleyin. Bugün, yerin 1200 metre altında 10 gündür açlık grevi yapan 220madencinin grevlerine son verdikleri haberlerini okurken belki, dününü hatırlamak için o mübarek madenin, izleyin…

ÖDP, geçen günkü açıklamasında, açlık grevi yapan işçilere desteğini ilan ederken; “Soma’daki katliamın sorumlusu Soma A.Ş. şimdi de Yeni Çeltek maden ocağında işçilerin karşısına çıktı. Yeni Çeltek’te, maden kapatılarak işçiler Soma’ya gönderilmek isteniyor. Soma A.Ş., geçici kapatma adı altında madeni kapatmak için adım atıyor. İşçiler, 301 maden işçisinin katledildiği madene gitmemek için direniyor” diyor ve herkesi 1200 metre derinlikten yükseltilen sese sahip çıkmaya çağırıyordu.

Onuncu gününde açlık grevine son verdi işçiler; ama taleplerinden vaz geçmediler. O maden ocağında, o 1200 metre derinlikte 70’lerin direniş ruhu eşlik etmiştir onlara. Yerüstünde anaların, eşlerin, kadınların, kızların yenilmez ruhu eşlik etmiştir.

Omuzlarında kazmaları, o meşum katliamdan sonra, 1978 1 Mayıs’ında, DİSK yönetimine “En tehlikeli yeri bize verin” diyerek Taksim’e giden Yeraltı-Maden-İş işçilerinin ruhları…

1980’de tank taburuyla kuşatılıp, kadını ve erkeği ile, yeraltından ve yerüstünden madencilerin Suluova Et Balık Kurumu’na dolduruluşları, orada zincirlere asılarak yapılan işkencelerde boyun eğmeyişleri eşlik etmiştir açlık grevlerine…

Orada gördükleri işkenceyi anlatırken; “Çoğaldıyolar ceryanı, ecük azaldıyolar, gonuşmayınca gene çoğaldıyolar. Bi gurşun çekin, öldürün dedim, kimsenin günahına giremem dedim” diyen yiğit madenci kadınlarının sesleri eşlik etmiştir.

2011 yılında, arkasında asla silinemeyecek izler bırakarak göçüp giden, Yeni Çeltek davası sanığı Elif (Er Korkmaz) Ana’nın tanıklığı eşlik etmiştir: “Çocukları dövüyorlar, devrimcileri dövüyorlar dedi. Öyle deyince ben devrimcileri kurtarmaya gittim, kendimi kurtaramadım. 8 sene yattım, 20 sene aldım. Niye pişman olayım? Ben evlatlarım için gittim oraya. Beni kimse kandırmadı, beni kimse götürmedi. Aklım ererek gittim. Yine yaparım, gücümün yettiği kadar yaparım.

Maden işçisi ile maden mühendisinin aynı sınıf bilinciyle aynı safta olabilmesinin gücü de eşlik etmiştir onlara. Ocağı işçilerin işletebileceğinin, işçiler işlettiğinde daha fazla üretim yapılıp kâr edilebileceğinin bilgisi eşlik etmiştir.

Yeni Çeltek’i ve orada yaratılan değerleri yerin 1200 metre altına gömmeye çalıştı 12 Eylül. O 1200 metre derinlikte, dün 12 Eylül’e direnilen yerde, şimdi Soma Katliamı’nın sorumlusu Soma A.Ş. var işçilerin karşısında. İşçiler ocağı kapatıp, kendilerini Soma’ya göndermeye çalışan şirkete karşı ilk raundu kazandılar.

Bize de, yeniden Yeni Çeltek’i, Yeraltı-Maden-İş’i, Maguris camından baktığımda tüm dünyayı kazanacak gibi görünen maden işçilerini anımsattılar. Var olsunlar!