Yeni bir düşünce iklimi yaratmak, yeni bir medya anlayışı meydana getirmek zorunlu ve tarihi bir sorumluluktur.


Türkiye; tarihinde görülmemiş krizleri, yozlaşmaları, savrulmaları ve çürümeyi yaşıyor… Düzenin bir bütün olarak ve diyalektiğin evrensel yasalarına uygun olarak bozulduğu tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Yaşamın bütün alanlarında daha önce bu coğrafyada tanıklık edilmemiş “örgütlü bir kötülük” insanlığın bütün değerlerine saldırıyor. Bu coğrafyada her gün insanlıktan utandıracak bir duruma tanıklık ediyoruz. “İnsanlık Durumu”nun bu denli değersizleşme ve çürüme eksenine getirilmesinde en büyük pay bugünkü iktidara aittir. Bugün “Türkiye’nin Düzeni” siyasal iktidarın gözetim ve denetiminde sevk ve idare ettiği siyasal alandaki otoriterlik, ekonomik alandaki yağma ve talan, toplumsal alandaki çürümedir. Siyasal İslamcılığın neo-liberalizmle vahşete varan uygulamaları artık insanlık tarafından kaldırılamamaktadır. Bu ülke çok ciddi yol ayrımındadır ve yeni bir düzenin kurulmasına ihtiyaç duymaktadır. 

Bu nedenle yaşanılan bütün olumsuzluklardan çıkış, bugün herkesin gündemindedir. Bu nedenle yan yana gelerek her şeyi yeniden konuşmak, tartışmak, üretmek ve paylaşmak her yurttaşın temel sorumluluğudur. Bugün değişimi yaratacak olan bir dip dalgasını herkes hissetmektedir. “Böyle gitmez” diyen milyonların sayısı her gün artmaktadır. Bu noktada oluşan “halkın azim ve kararlılığına” katkı sunmak, onunla birlikte yürümek tarihi bir sorumluluktur. Bir diğer sorumluluk da yeni bir düşünce iklimi yaratmak ve buna imkan sunacak bir medya mecrası oluşturmaktır. Türkiye’nin her alanda yeni değişimlere ve devrimlere ihtiyacı bulunmaktadır. Bütün bu karanlığı, kirliliği, eşitsizliği, baskıyı, zulmü, yoksulluğu, yoksunluğu ancak büyük değişimler, dönüşümler ve devrimler ortadan kaldırabilir. Bu nedenle POLİTİK bir hatta ve bu hatta yürüyecek düşünceler için yeni bir YOL’a ihtiyaç duyulmaktadır. Bir de tıpkı büyük ozan Nazım’ın söylediği gibi; bıkmayıp usanmadan yürümeye… 

YÜRÜMEK 

Yürümek; 

yürümeyenleri 

arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, 

havaları boydan boya yarıp 

ikiye bir mavzer gözü gibi 

karanlığın gözüne bakarak 

                                yürümek!.. 

Yürümek; 

dost omuzbaşlarını

omuzlarının yanında duyup, 

kelleni orta yere 

yüreğini yumruklarının içine koyup 

                                                   yürümek!..

Yürümek; 

yolunda pusuya yattıklarını, 

arkadan çelme attıklarını 

                            bilerek 

                            yürümek… 

Yürümek; 

yürekten 

gülerekten 

            yürümek…