Salı, Şubat 7, 2023

Yaşam hakkı, kimin hakkı?

Meltem Suat
Meltem Suat
1994 İstanbul doğumlu. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümünde okudu ulusal ve yerel medya kuruluşlarında çalıştı. Journo, Daktilo1984, NewslabTurkey gibi sitelere içerik yazan Suat mesleğini serbest olarak sürdürüyor. Daktilo1984'te Mutfakta Ne Var isimli toplumsal cinsiyet odaklı podcast serisini hazırlayıp sunuyor.

Dünya kadın mücadelesi için önemli bir kazanım olan bugünü Masha Amini ve İran’da eylemler sırasında öldürülen diğer kadınları anarak karşılarken Türkiye’de de durum hiç parlak değil.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1999 yılında 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde katledilen Mirabal Kardeşler anısına “uluslararası kadına karşı şiddetle mücadele günü” olarak kabul edilmesine karar verilen 25 Kasım sebebiyle dünyanın farklı ülkelerinde çeşitli eylemler ve şiddete dikkat çekme çalışmaları yapılıyor.

Bu yıl dünyanın dört bir tarafındaki 25 Kasım eylemleri 17 Eylül’de İran’da “başörtüsünü düzgün takmadığı” gerekçesiyle irşad polisleri tarafından gözaltına alınan ve gözaltında dövülerek öldürülen 22 yaşındaki Masha Amin’inin ve Amin’inin ardından sokaklara çıkan İranlı kadınların gölgesi altında yapılıyor.

Kadın mücadelesinin bir kazanımı olarak ortaya çıkan ve 25 Kasım, 1981 yılından beri gayri resmî, 1999 yılından beri resmi de “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak anılmaya devam edilen 25 Kasım’ın önemini anlamak için biraz geriye bu tarihin ortaya çıkmasına sebep olan Dominikli Mirabel Kardeşlerin öyküsüne bakmak gerekiyor. Mirabal kardeşler olarak tanınan Patria, Minerva ve Maria Teresa’nın Dominik Cumhuriyeti’nde diktatör Rafael Trujillo rejimine karşı verdiği mücadele ve bu mücadelenin tüm ülkeye yayılması sonucu Trujillo tarafından terörist ilan ediliyor ve bu yüzden de sürekli hedef gösteriliyor.

Trujillo 2 Kasım 1960’taki konuşmasında “Ülkenin en büyük iki sorunu Kilise ve Mirabal kardeşlerdir” diyerek Mirabal kardeşleri hedef göstermesinin ardından Trujillo’nun konuşmasından 23 gün sonra yani 25 Kasım’da Minerva, Maria ve Patria Mirabal kardeşler ve şoförleri Rufino de la Cruz öldürülüyor. Kardeşlerin diktatör rejimi ortadan kaldırmak için kurdukları Clandestine Hareketi ise kadınların öldürülmelerinden bir yıl sonra, diktatörlüğün yıkılmasında önemli rol oynuyor.

Mirabal kardeşlerin anısını yaşatmak için 1981 yılından bu yana gayri resmî 1991 yılından bu yana ise resmi olarak 25 Kasım kadına karşı şiddetle mücadele günü olarak anılıyor. Dünya kadın mücadelesi için önemli bir kazanım olan bugünü Masha Amini ve İran’da eylemler sırasında öldürülen diğer kadınları anarak karşılarken Türkiye’de de durum hiç parlak değil.

Geçtiğimiz yıl mart ayında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kadınları şiddetten koruyan en kapsamlı sözleşme olan İstanbul Sözleşmesi Türkiye tarafından feshedildi. Kulislerde İstanbul Sözleşmesi’nin ardından 6284 sayılı kadına karşı şiddetle mücadele kanununun iptal edileceği konuşuluyor. Geçtiğimiz gün Taksim Tünel Meydanında kadın örgütlerinin çağrısıyla yapılması planlanan 25 Kasım eylemine polisler izin vermedi eyleme katılan kadınlar gözaltına alındı.

(Görüntü: Medyascope)

Erkek şiddeti nedeniyle öldürülen kadınların isimlerini yayınlayan Anıt Sayaç verilerine göre Kasım 2022 itibariyle 349 kadın öldürüldü. Binlerce kadın fiziksel, cinsel, ekonomik ve dijital şiddete maruz kalmaya devam ediyor. Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezinin hazırladığı “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı”* araştırmasının sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 68’i Türkiye’de kadınların yaşadığı en büyük sorunun şiddet olduğunu belirtiyor.

Aynı araştırmaya göre katılımcıların yüzde 87’si devletin kadınları korumak için yeterli önlem almadığını düşünüyor. Kadınların şiddeti engellemek için devlet tarafından alınan önlemleri erkeklere göre daha yetersiz bulduğu anlaşılıyor. Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği (CEİD) hazırladığı  “Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğini izleme” raporuna* göre ise Türkiye cinsiyet eşitsizliği konusunda 36 ülke arasında 35.sırada bulunuyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2022 yılında 253 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu 2010 yılından bu yana artan kadın cinayetlerine dikkat çeken, öldürülen kadınların davalarını takip eden ve kadın cinayetleri verilerini yayınlayan platform hakkında geçtiğimiz haziran ayında İstanbul Valiliği tarafından kapatma davası açıldı. Türkiye’de yaşayan kadınların yaşam hakkı her açıdan gasp edilmeye çalışılıyor. Ülkemizde kadına karşı şiddet denilince hemen herkesin aklına ilk olarak fiziksel şiddet geliyor ancak Türkiye’de yaşayan kadınlar fiziksel şiddet dışında onlarca farklı şiddet türüne de maruz kalıyor. Bu şiddet türlerine yakından bakalım istedim.

Şiddet Türleri:

Psikolojik şiddet: Duygusal güç veya ihtiyaçlar, kadını kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla şiddet aracı olarak kullanılıyorsa “psikolojik şiddet” söz konusudur. Fiziksel şiddetin aksine psikolojik şiddeti tarif etmek daha zordur.

Psikolojik şiddet biçimlerine şu davranışları örnek verebiliriz:

Duygusal ihtiyaçların (sevgi, ilgi, destek, değer vb.) kontrol sağlamak için keyfi şekilde karşılanması veya karşılanmaması,

İstediklerini yaptırmak için cezalandırıcı, küçük düşürücü, yaralayıcı, tehdit edici davranış ve tutumlar sergilemek,

Duygu sömürüsü yapmak, suçlu hissettirmek, utandırmak, küsmek, surat asmak, alay etmek, küfür ve hakaret etmek,

2010 yılından bu yana artan kadın cinayetlerine dikkat çeken, öldürülen kadınların davalarını takip eden ve kadın cinayetleri verilerini yayınlayan platform hakkında geçtiğimiz haziran ayında İstanbul Valiliği tarafından kapatma davası açıldı.

Kıskançlık adı altında, nerede, ne zaman, kiminle ne yaptığını, ne giydiğini “Bu elbiseyle dışarı çıkamazsın” gibi baskıcı ya da “Kendi iyiliğin için onunla görüşmeni istemiyorum” gibi karşı tarafı düşündüğünü ifade eden sözler ve davranışlarla denetlemek, sosyal ilişkilerini kontrol altında tutmaya çalışmak,

Beceri ve yetilerini küçümsemek, karar mekanizmalarına dahil etmemek, bireysel haklarını yok saymak, yaptıklarını sürekli eleştirmek ve kendisini akılsız, aciz, yetersiz, beceriksiz, zayıf, muhtaç ve bağımlı hissettirmek,

Yalnızlaştırmak; ailesi veya arkadaşları başta olmak üzere yakınlarından fiziksel veya duygusal olarak uzaklaştırmaya çalışmak, maddi ve manevi destek alabileceği bütün kişiler ve kuruluşlarla arasını bozmak ve bunlara ulaşımını engellemek; sevilmediğini, istenmediğini söylemek,

Hasta, sorunlu ya da deli olduğunu hissettirmek,

Kişiliği, fiziksel görüntüsü, ailesi vb. ile ilgili hakaret etmek

Cinsel şiddet: Cinselliğin, kadını kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla şiddet aracı olarak kullanılmasına “cinsel şiddet” denir. Kadınlar, sıklıkla fiziksel şiddet sonrası cinsel şiddete maruz kalır ancak utandıkları ve kendilerini suçlu hissettikleri için çoğu kez cinsel şiddeti açıklayamaz.  Bu sebeple, evlilik içinde ve dışında cinsel şiddet çok yaygın olmasına rağmen, yapılan araştırmalarda cinsel şiddet oranının diğer şiddet biçimlerine göre daha düşük olduğu görülür. Tecavüz etmek, cinsel ilişkiye zorlamak, istemediği cinsel pozisyonlara zorlamak, “Hayır” dendiğini duymazdan gelmek, rızası olmadığı halde hoyratça ve acıtarak cinsel ilişkiye girmek, cinsel şiddet kapsamına girer.

Tecavüz etmek, cinsel ilişkiye zorlamak, istemediği cinsel pozisyonlara zorlamak, “Hayır” dendiğini duymazdan gelmek, rızası olmadığı halde hoyratça ve acıtarak cinsel ilişkiye girmek, cinsel şiddet kapsamına girer.

Ekonomik şiddet: Maddi güç ve üstünlük, bir şiddet aracı olarak kadını kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla kullanıldığı zaman ekonomik şiddet kapsamına girer. Ekonomik Şiddet en yaygın ekonomik şiddet biçimleri arasında yer alır. Kadının çalışmasına, meslek edinmesine engel olmak, gelir ve birikimine el koymak, borçlandırmak (kadının adına kredi çektirmek, senet imzalatmak, şirket açtırmak ve kredi kartını kullanmak), para biriktirmesine, hesap açmasına ve yatırım yapmasına engel olmak ekonomik şiddettir. Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı araştırmasına göre araştırmaya katılan kadınların yüzde 48’nin kendine ait bir banka hesabı yok bu da ekonomik şiddetin aslında ne kadar yaygın olduğunun göstergesi.

Dijital şiddet: Teknolojik araçlar, kadını kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla kullanılıyorsa dijital şiddet kapsamındadır. Dijital şiddet “yeni kuşak şiddet” olarak da adlandırılmaktadır. Dijital şiddet biçimi örneklerini şöyle sıralayabiliriz:

Cep telefonuna sürekli mesaj göndermek ya da kadının mesaj göndermesini istemek, ısrarlı bir şekilde cep telefonundan aramak, akıllı telefon uygulamalarını kullanarak kadını takip etmek ve denetlemek.

İletişim bilgilerini (telefon numarası, mail adresi, sosyal medya hesaplarını), ona sormadan başka kişilere vermek ve bu kişilerin de kadına rahatsız edici mesajlar ve görüntüler göndermesini istemek, çıplak fotoğraflarını çekmek veya çekmekle tehdit etmek, gizli kamera ile kayıt almak, dijital şiddet türüne girer.

Kadınları ve kız çocuklarını bu şiddet türlerinden korumanın yegâne yolu İstanbul Sözleşmesini tekrar yürürlüğe koymak ve sözleşmenin tamamlayıcı kanunu olan 6284 sayılı kanunun yükümlüklerini yerine getirmektir.

Flört şiddeti: Flört şiddeti özellikle 18-25 yaş arası genç kadınların partnerleri tarafından sıklıkla maruz kaldıkları ancak çoğu zaman şiddet olarak görülmeyerek “kıskançlık” olarak adlandırılan bir şiddet türü. Bu yaş grubundaki kadınlar yaşıtı olan erkek arkadaşı tarafından şiddete maruz kaldığı halde çoğunlukla yaşadıklarını anlamakta, anlamlandırmakta ve şiddetin belirtilerini tanımakta zorluk çekiyor. Flört döneminde partnerin kadının diğer sosyal aktivitelerden ve arkadaşlardan vazgeçmesine, erkeğe öncelik vermesini ve terk etme tehdidiyle ona istediklerini yaptırmaya çalışıyorsa bu flört şiddeti kapsamına girer.

Yukarıda saydığım şiddet türlerinin hepsi Türkiye’de yaşayan milyonlarca kadının günlük yaşamları boyunca sıkça maruz kaldıkları ancak çoğu zaman şiddet olarak anlamlandıramadığı davranışlar bütünüdür. Kadınları ve kız çocuklarını bu şiddet türlerinden korumanın yegâne yolu İstanbul Sözleşmesini tekrar yürürlüğe koymak ve sözleşmenin tamamlayıcı kanunu olan 6284 sayılı kanunun yükümlüklerini yerine getirmektir.

*Mirabal Kardeşlerden Masha Amini’ye öldürülen bütün kadınların anısına saygıyla

*Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadın Algısı Araştırması 2022 (https://gender.khas.edu.tr/sites/gender.khas.edu.tr/files/inline-files/TTCKAA2022_4.pdf)

* CEİD Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğini İzleme Raporu (https://ceidizler.ceid.org.tr/Toplumsal-Cinsiyet-Esitliginde-Neredeyiz–d346)

 

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Meltem Suat
Meltem Suat
1994 İstanbul doğumlu. Ege Üniversitesi Gazetecilik Bölümünde okudu ulusal ve yerel medya kuruluşlarında çalıştı. Journo, Daktilo1984, NewslabTurkey gibi sitelere içerik yazan Suat mesleğini serbest olarak sürdürüyor. Daktilo1984'te Mutfakta Ne Var isimli toplumsal cinsiyet odaklı podcast serisini hazırlayıp sunuyor.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
54,120TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI