Pazar, Kasım 27, 2022

Yalan ormanında dolaşan kırmızı başlıklı kız

Gülgün Erdoğan Tosun
Gülgün Erdoğan Tosun
1966 yılında Aydın’da doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi Aydın’da bitirdikten sonra girdiği Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldu. Doçentliğini Siyasal Hayat ve Kurumları alanında almıştır. Sivil toplum, devlet-sivil toplum ilişkisi, siyasal partiler, siyasal iletişim ve gazetecilik konularında yayımlanmış çalışmaları bulunmaktadır. YÖK bursuyla kısa bir süre Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington DC’de Middle East Institute bünyesindeki Turkish Studies Center’da kıdemli araştırmacı olarak bulunmuştur. Prof.Dr. Tosun 1990- 2021 yılları arasında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştır.

Twitter’in yaklaşık %9 ile %15’i bu hesaplardan oluşurken, 60 milyon Facebook hesabının sosyal botlar olduğu düşünülmektedir[1].  Hal böyle iken günümüz geleneksel ve dijital medya dünyasında gezinen yurttaşları yalan ormanında dolaşan kırmızı başlıklı kıza benzetebiliriz.

Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte, resmi olarak ilan edilmiş olmasa da siyasal iktidar eliyle propaganda sürecinin çoktan başladığını önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı televizyon programında köşe yazarı Abdülkadir Selvi’ye bir başka köşe yazarı Ahmet Hakan’ı örnek göstererek verdiği talimatla öğrenmiş olduk.

Neredeyse tüm dünyada giderek güçlenen popülist iktidarların elinde propaganda 4.0’a evrilen yeni dönemi çerçeveleyen kavramlar medyanın araçsallaştırılması, gayri meşrulaştırılması, sahte haberler ve hakikat ötesi durumdur. İnsana kendini George Orwell’ın 1984 romanına ışınlanmış gibi hissettiren 21.yüzyıl popülizmini anlamak için dönüp bu şaheser romanı tekrar okumak gerekir.

Orwell’ın yazılarından alıntılardan oluşan Orwell in Truth ise günümüzü anlayabilmek için pek çok ipucu barındırmaktadır. Orwell’a göre nesnel hakikat kavramı dünyadan silinirken, yalanlar tarihe geçmektedir. 1984 romanındaki Hakikat Bakanlığı’nın işi şimdiyi kontrol etmektir. Çünkü, geçmişi kontrol eden geleceği kontrol eder, şimdiyi kontrol eden geçmişi kontrol eder. Dolayısıyla hakikatin kontrolü burada gizlidir. Bugünden bir geçmiş üretirseniz ve yeterince insanı buna inandırabilirseniz geleceği de kontrol edersiniz. Bu nedenle Orwell’a göre, evrensel aldatma çağında artık hakikati söylemek devrimci bir eylemdir[2].

Almanya’daki sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yürüttüğü iletişim stratejisini inceleyen Hillje ise bu stratejinin bir etki-tepki şemasıyla açıklanabileceğini söyler[3]. Tabuları yıkma, halkın öfkesini gözleme ve geri adım atma aşamalarıyla kabaca özetlenebilecek olan bu iletişim stratejisinde, provakasyon bir seçim aracı olarak AfD tarafından bağımsız medyayı karalamaya yönelik olarak kullanılmıştır.

Hillje Avrupa örneğinde popülist partilerin başarılı olmasını kurdukları iletişim stratejisinin başarısına bağlar. Ona göre, sağ kanat popülistler “bireysel ruh hallerine ve sosyal koşullara etkili bir şekilde hitap ederek tepki verdikleri ve aynı zamanda paralel kamusal alanlar yarattıkları için” başarılı olmuşlardır. Siyaset yapmak için parlamentodaki koltukları değil, kamusal söylemde dili kullanırlar. Aşırı dilleri aracılığıyla gerçekliğin bir versiyonunu inşa ederler. Gerçeği yasalarla değil dil aracılığıyla değiştirirler.

Basının ve gazetecilerin araçsallaştırıldığı, teslimatçı gazetecilik uygulamalarının yaygınlaştığı ortamda AfD’nin medya formatları ve haberler üzerinde kontrole sahip olmayı hedeflediğini, daha sıkı bir kontrol düzeyinde ise gazetecilerin çalışmalarının yani basın özgürlüğünün kısıtlanmasını içeren tedbirlere yöneldiği gözlenmiştir. Bu kısıtlama tedbirleri gazetecilerin akreditasyonlarının reddedilmesi, salonlardan çıkmaya zorlanması veya soru sormalarının engellenmesi sıralanabilir[4]. Bunun dışında sağ popülizmin hakim olduğu Polonya, Macaristan gibi örneklerde dikkat çeken nokta, kontrol edilebilen medya aracılığıyla sahte haberler üretilirken, bağımsız gazeteciliğin ürünü olan her türlü eleştirel ve muhalif medya içeriğinin yalan haber olarak nitelendirilmesidir.

Sahte haber bir kez dolaşıma girdikten sonra yayılması çok daha hızlıdır. Edgar Allan Poe’nun dediği gibi hakikat daha çizmelerini giyerken, yalan dünyayı dolaşır.

Sahte haberler bizi aldatmak için tasarlanmış, güvenilir gazetecilik haberi veya yazısı gibi görünmek için manipüle edilmiş uydurma haberlerdir. Bir kez dolaşıma girdikten sonra yayılması çok daha hızlıdır. Edgar Allan Poe’nun dediği gibi hakikat daha çizmelerini giyerken, yalan dünyayı dolaşır. Manipüle edilmiş haberler bu içeriği üretenlerin aldatılanlar üzerinde güç kazanmasına yol açar.

Özellikle çevrimiçi sosyal medya kaynakları üzerinden yaygınlaştırılan sahte haberlerin kaynağı gerçek kişilerden çok insan benzeri davranışlar sergileyen yapay zekâ benzeri bilgisayar algoritmaları içeren sosyal botlardır. Twitter’da genelde yumurta kafa olarak karşımıza çıkan bu sosyal botların beğenme, paylaşma ve yorum yapma gibi işlemlerle sahte haberlerin yayılmasını hızlandırdığı tespit edilmiştir. Twitter’in yaklaşık %9 ile %15’i bu hesaplardan oluşurken, 60 milyon Facebook hesabının sosyal botlar olduğu düşünülmektedir[5].  Hal böyle iken günümüz geleneksel ve dijital medya dünyasında gezinen yurttaşları yalan ormanında dolaşan kırmızı başlıklı kıza benzetebiliriz.

Çoğu zaman siyasi rakibi itibarsızlaştırmayı ve kendilerini meşrulaştırmayı hedefleyen sahte haber kaynakları bunu uydurma bir meşruiyet yoluyla hayata geçirir. Son kertedeki hedefi yurttaşlarda bilgi, tutum ve davranış değişikliği oluşturmaktır. Popülist partiler iktidara gelmek için, iktidardaki popülistler ise seçimler yoluyla iktidarlarını koruyabilmek için her gün ürettikleri içeriklerle, bu yalan ormanını, şimdiyi ve geçmişi yeniden ve yeniden inşa etmektedirler.

Sahte haberlere, yanlış bilgilere maruz kalma ile popülist partilere oy verme arasında yakın ilişki vardır. 2018 İtalya seçimleri örneğinde yapılan bir başka araştırmada sahte haberlerin aslında en çok popülist partilerin işine yaradığı ortaya konulmuştur[6]. Özellikle seçime giden süreçte, ana akım medya üzerinde hegemonik kontrol gücüne sahip bir popülist iktidar eliyle üret(tir)ilecek sahte haberlere maruz kalan seçmenlerin oy verme davranışlarının bağımsızlığı tehlike altındadır. Duygusal olarak aşırı kutuplaştırılmış toplumda haber kaynakları da kutuplaştırılmış olacağı için taraflı yankı odalarında hapsedilmiş kullanıcıların sahte haberlere maruz kalma ve yanlış iddialara inanma düzeyi artar.

Yapılan bir araştırmada, kuruntuya meyilli, dogmatik bireylerin ve kökten dincilerin sahte haberlere inanma olasılıklarının daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Bu çerçevede sahte haberlere inanmanın düşük (azaltılmış) analitik düşünce ile yakından ilişkili olduğu saptanmıştır[7]. 900 kişiyle yapılmış olan bu araştırmanın bulgularına göre, sahte haberlere karşı bizi koruyabilecek iki düşünce biçimi vardır. Birincisi aktif olarak açık fikirli düşünmedir. Ki bu, alternatif açıklamalar aramayı ve inanmak için kanıtların kullanımını gerektirir. İkincisi analitik düşünmedir. Bu da sezgileri ve içgüdüsel duyguları yansıtmak için kasıtlı düşünce süreçlerini başlatma eğilimini içerir. Açık fikirli ve analitik düşünceden uzaklaştıkça sahte haberlere olan inanç artar. Sahte haberlerin bizi hapsettiği yankı odalarından kaçınmanın yolu eleştirel düşünce ile yurttaşlık özüne geri dönmekten geçer.

[1] Giandormenica Di Domenico, Jason Sit, Alessio Ishizaka, Daniel Nunan, “Fake News, Social Media and Marketing: A Systematic Review”, Journal of Business Research, S:124, 2021, s.334.

[2] George Orwell mahlasıyla yazan ve 1950’de ölen Eric Arthur Blair’in kitaplarından ve yazılarından derlenen kitap için bkz. George Orwell, Adam Hochshild, Orwell On Truth, Mariner Books, 2018.

[3] J.Hillje, Propaganda 4.0: Wie Rechte Populisten Politik Machen, Dietz, Bonn, 2017, s.71-73.

[4] A.g.e., s.117.

[5] Giandormenica Di Domenico, Jason Sit, Alessio Ishizaka, Daniel Nunan, “Fake News, Social Media and Marketing: A Systematic Review”, Journal of Business Research, S:124, 2021, s.334.

[6] Çalışma bulguları için bkz. M. Cantarella, N. Fraccoli, R. Volpe, “Does Fake News Affect Voting Behaviour”, Research Policy, Vol: 52, Issue 1, January 2023.

[7] Araştırma hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. M.V. Bronstein, G.Pennycook, , A. Bear, D.G. Rand, T.D. Cannon, “Belief in Fake News is Associated with Delusionality, Dogmatism, Religious Fundamentalism, and Reduced Analytic Thinking”, Journal of Applied Research in Memory and Cognition, Vol:8, Issue 1, March 2019, s.108-117.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Gülgün Erdoğan Tosun
Gülgün Erdoğan Tosun
1966 yılında Aydın’da doğdu. İlkokul, ortaokul ve liseyi Aydın’da bitirdikten sonra girdiği Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldu. Doçentliğini Siyasal Hayat ve Kurumları alanında almıştır. Sivil toplum, devlet-sivil toplum ilişkisi, siyasal partiler, siyasal iletişim ve gazetecilik konularında yayımlanmış çalışmaları bulunmaktadır. YÖK bursuyla kısa bir süre Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington DC’de Middle East Institute bünyesindeki Turkish Studies Center’da kıdemli araştırmacı olarak bulunmuştur. Prof.Dr. Tosun 1990- 2021 yılları arasında Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde öğretim üyeliği yapmıştır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
52,032TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI