Pazar, Eylül 25, 2022

Veganların hayal ülkesi İsrail

L. Deniz Ertuğ
L. Deniz Ertuğ
Deniz Ertuğ, İstanbul’da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Deniz Teknolojisi Mühendisliği Bölümü mezunudur. Mühendislik eğitiminin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Daha sonra Atina Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Doktora sırasında Paris’te araştırmalarda bulundu. İsrail, Ortadoğu tarihi ve antisemitizmle ilgili olarak Tel Aviv Üniversitesi ve Kudüs İbrani Üniversitesi’nden dersler aldı. Yahudilik ve Hristiyanlık Tarihi üzerine İsrail ve ABD’deki çeşitli kuruluşlardan eğitim aldı. Yahudi mistisizmi ve Ortaçağ metafizik düşüncesi üzerine Barcelona Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Halen Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı yüksek lisans öğrencisidir. Şalom, Agos, Birikim gibi gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Ayrıca Times of Israel’de blog yazıları yazmaktadır. Mutluluk felsefesiyle ilgili “Mutluluk İşi” isimli bir kitabı bulunmaktadır. Yoga yapmayı, resim çizmeyi, kedilerini, lego biriktirmeyi ve seyahat etmeyi seviyor.

İsrail dünyadaki en yüksek vegan nüfusa sahip ülke. Nüfusunun yüzde 5’i vegan. Öteden beri Mezopotamya halkları genellikle sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek zorunda kalıyorlardı. Ancak tabii ki günümüzde, İsrail’de et yememe motivasyonu sadece gelir düzeyiyle ilişkili değil.

Son yıllarda gıda krizi, küresel ısınma, kuraklık tehdidi gibi meseleleri sıkça duymaya başladık. Özellikle bu konularla ilgili bilinç düzeyi yüksek olan Kuzey Avrupa ülkeleri, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde alternatif yaşam şekilleri benimsenmeye çalışılıyor. Aslında basında ve sosyal medyada çokça reklamı yapılan “ekolojik yaşam, vegan beslenme, sıfır tüketim, minimal hayat” gibi yönlendirmelerin büyük çoğunluğu çözüme yönelik adımları getiriyor gibi gözükse de topluma yansıyan kısmı şimdilik moda kapsamını aşamıyor. Kapitalizm bir şekilde bu farklı yaşam şekillerini de bize satın alınacak ürünler olarak pazarlıyor. Bu elbette başka bir konu olduğu için burada detaylı bahsetmek istemiyorum ama gençler arasında yaygınlaşan bu tip eğilimlerin arka planında yatan “daha az harcama, daha az tüketme, kullanılan eşyaların ve ürünlerin dönüştürülmesi, hayvansal gıdaların giderek azaltılması, daha yeşil bir sanayinin benimsetilmesi, organik tarım” gibi prensipler birtakım toplumsal kazanımlar da getiriyor kuşkusuz.

Öyle veya böyle birçok insan artık daha bilinçli hale gelmiş durumda. Kürk ve gerçek deri giymek istemiyoruz. Hayvanlar üzerinde deney yapılan kozmetik ürünleri kullanmak istemiyoruz. Daha temiz enerji üretme şekillerini talep ediyoruz. Bu ve bunun gibi birçok talebin sonucunda özellikle gelişmiş ülkelerde hükümetler topluma daha yaşanası şartlar sunmak mecburiyetinde kalıyor.

İşin gerçeği benim gözüm veganlıkta ama bunu henüz başarabileceğimi sanmıyorum. Her ne kadar ülkemizde bu konular biraz “lüks” gibi anlaşılsa da, bu “lüksün” hayata geçirilmesi uzun vadede tüm toplumsal sınıfların faydalanacağı bir ortam yaratacaktır. Maalesef bugün Türkiye’de organik besin tüketmek, hayvanlar üzerinde deney yapmayan bakım ürünleri ve kozmetik ürünleri kullanmak çok ekonomik olmayabiliyor. Bunun ekonomik olmayışı aslında ülkemizde bu yaşamsal ilkelerin anlatılamaması ve sanki bunların yalnızca ayrıcalıklı bir grubun derdiymiş gibi yansıtılmasından kaynaklanıyor. Oysa temiz enerji ve temiz beslenme sadece bir zümrenin ihtiyacı olan bir şey değil zaten bahsi geçen grup, bunlara erişim sağlayacak maddi güce sahip. Buna ulaşamayacak olan toplumun geniş kesimleri için bu talebi dile getirip, herkesi bilinçlendirmek gerekiyor. Bu bağlamda, bugün vegan hayatın merkezi haline gelmiş olan İsrail’i ve orada vegan olarak yaşamanın kolaylığını anlatacağım.

İsrail nüfusunun yüzde 5’i vegan ve bu oran İsrail’i dünyadaki en yüksek vegan nüfusa sahip ülke haline getiriyor. Öteden beri Mezopotamya bölgesindeki halklar, gelir düzeyi yüksek kesimin bolca tükettiği ete karşılık, genellikle sebze ve meyve ağırlıklı yemek mecburiyetinde kalıyorlardı. Ancak tabii artık günümüzde İsrail’de et yememe motivasyonu sadece gelir düzeyiyle ilişkili değil. Son dönemde özellikle Tel Aviv’de pek çok yeni firma et, süt ve peynirin vegan çeşitlerini piyasaya sürmeye başladı. Hatta senelerdir gıda sektöründe hizmet veren Dominos vegan pizza seçenekleri ve Ben&Jerry’s de vegan dondurmasıyla popüler.

YEMEK YASAKLARI

Peki İsrailliler neden vegan hayata bu kadar eğilimli derseniz, bunun çok farklı sebepleri olduğunu söylemek gerekiyor. Öncelikle kültürel bir yatkınlıktan söz etmek yerinde olur.  İsrail toplumunun çoğunluğu Yahudilerden oluşuyor. Yahudilikte bizdeki helal gıda gibi koşer yemek geleneği var ve halen Yahudilerin %65’i bu kaidelere uygun şekilde besleniyor. Bu sebeple Eski Ahit’te geçerli olan gıda yasaklarına göre üretim ve tüketim yapılıyor. Bir başka deyişle, domuz yasak, bazı kanatlılar da temiz olmayan gıdalar grubundan sayılıyor. Ayrıca bunların yumurtaları da yenmiyor. Sadece koşer kesilen et tüketiliyor, onun da çeşitleri sınırlı. Süt ve etin birlikte tüketilmemesini de buna ekleyin. Kısaca demek gerekirse, Yahudilerin yiyecekleri pek çok kurala bağlı ve et konusunda sınırlı seçenek var. Ancak  geleneksel olarak Yahudilik veganlığı ve/veya vejeteryanlığı tam olarak salık vermiyor. Yani buna dair açık bir ayet söz konusu değil. Bu sebeple, bu eğilimi doğrudan dinle ilişkilendirmek de güç.

TARIM MUCİZESİ   

Bununla beraber, şüphesiz coğrafya yeme içme kültürü üzerinde çok etkili olabiliyor. Zira İsrail topraklarının yalnızca %13.7’si tarıma uygun. Bu hem suyun az olmasından, hem de çöl ikliminden kaynaklanıyor. Yine de komşu ülkelerle kıyaslanıldığında, ülkenin tarımsal ekili dikili alanlarını 40 sene içinde 408 binden 1 milyon dönüme genişlettiğini görüyoruz. Öte yandan, İsrail’in tarım konusundaki başarısının temellerini geçmişten beri oluşturulan, kibbutz sisteminde aramak gerekiyor. Siyonist hareketin en önemli oluşumlarından olan kibbutzlar, bir tür komünal yaşam alanıdır. Burada birlikte üreten ve birlikte tüketen genç kuşaklar daha sonraki yıllarda İsrail’in temellerini atmıştır. Ortak mülkiyet ve kar paylaşımı mantığına dayanan kibbutzlar dışında bir de bunlara benzeyen kooperatifler moşavlar oluşturulmuştur. Bunların neticesinde, İsrail’in tarım konusundaki tecrübesi artmış ve elverişsiz koşullarda üretim yapmayı başarabilmişlerdir. Son dönemlere kadar bakıldığında, tarım alanındaki en önemli teknikleri yine İsraillilerin gerçekleştirdiğini görüyoruz. Günümüzde de bu küçük ülke, gıda ihtiyacının %95’ini kendisi üretmektedir. Bu durum, doğal olarak tarım ürünlerinin çok daha uygun fiyatlı olması sonucunu doğurmaktadır. Toprağının büyük çoğunluğu çöl olan bir ülke geliştirdiği mucizevi tarım teknikleriyle kendi halkını fazlasıyla doyurabilmekte ve hatta ürünlerini dış ülkelere de satabilmektedir.

ET FİYATLARI

Tarımdaki üretkenliğiyle beraber, iklim koşullarının hayvancılığı teşvik etmemesi nedeniyle hayvan ve balık üretimi yapılamamaktadır. Yine de küçük miktarda hayvancılık özellikle de büyük baş hayvancılık mevcut olsa da, çok karlı olmadığı için pek rağbet gördüğünü söylemek mümkün değil. Bu sebeple dışarıdan almak mecburiyetinde kalıyorlar ve bu da fiyatların artmasına sebep oluyor. Kıyas yapıldığında, Avrupa ülkeleri ve ABD’ye göre et ve balık fiyatları çok daha fazla. Bununla beraber, demin bahsettiğim koşer kuralları kapsamında, hayvanların kesilirken İsrail Hahambaşılığı tarafından onaylanması gerekiyor ve bu şekilde piyasaya sürülmesi için ek vergi alınıyor. Bu da yine etin pahalanması anlamına geliyor. Doğal olarak İsrailliler daha çok sebze ve meyve ağırlıklı besleniyorlar. Hatta dünyada sebze meyve tüketiminde üçüncü sıradalar.

İŞTE BU YÜZDEN VEGANIZ

Sonuç olarak, sebze meyvenin bol olması, dinsel ve kültürel olarak beslenme alışkanlıklarının eti teşvik etmemesi ve et fiyatlarının fazla olması veganlık eğilimini arttırıyor. Bu sebeple, artık veganlığın ülkenin kültüründe giderek daha büyük bir yer tutmaya başladığını söylesem çok abartmış sayılmam. Sadece Tel Aviv’de 400’den fazla sertifikalı vegan restoran var. Ayrıca Tel Aviv, 2014 yılında 15 binden fazla kişinin katıldığı dünyanın en büyük vegan festivaline ev sahipliği yaptı. Bunları okuduğumda “Neden biz de böyle bir festivali şehrimizde göremiyoruz?” diye düşündüm. Belki bu vegan festivali İstanbul’a da getirebiliriz. Şahsen Ekrem Başkandan böyle bir proje bekliyorum ama hepimiz de yüklenmeyelim şimdi. Yine de bir umut veganlığa geçişimi böyle bir festivalle taçlandırmak isterim.

Son bir not, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) askerlerine 2014’ten beri vegan menü seçeneği sunarken, bot ve berelerini de suni deri ve suni yünle üretiyor. Üstelik Genelkurmay Başkanı Aviv Kohavi de sıkı bir vegan!

 

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

L. Deniz Ertuğ
L. Deniz Ertuğ
Deniz Ertuğ, İstanbul’da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi Deniz Teknolojisi Mühendisliği Bölümü mezunudur. Mühendislik eğitiminin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Daha sonra Atina Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde doktorasını tamamladı. Doktora sırasında Paris’te araştırmalarda bulundu. İsrail, Ortadoğu tarihi ve antisemitizmle ilgili olarak Tel Aviv Üniversitesi ve Kudüs İbrani Üniversitesi’nden dersler aldı. Yahudilik ve Hristiyanlık Tarihi üzerine İsrail ve ABD’deki çeşitli kuruluşlardan eğitim aldı. Yahudi mistisizmi ve Ortaçağ metafizik düşüncesi üzerine Barcelona Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Halen Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Kültürü ve Edebiyatı yüksek lisans öğrencisidir. Şalom, Agos, Birikim gibi gazete ve dergilerde yazıları yayınlandı. Ayrıca Times of Israel’de blog yazıları yazmaktadır. Mutluluk felsefesiyle ilgili “Mutluluk İşi” isimli bir kitabı bulunmaktadır. Yoga yapmayı, resim çizmeyi, kedilerini, lego biriktirmeyi ve seyahat etmeyi seviyor.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
50,389TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI