Serkan Üstün

Universus Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan araştırmaya göre, motosikletli kuryeler ve marketler çalışanların iş yoğunluğunun arttığı, çalışanların gelecek kaygısı ile boğuştuğu ve sendikalaşma oranlarının bu sektörde çok düşük seyrettiği tespit edildi.

Salgın boyunca evde kalamayan market çalışanları ve motorsikletli kuryelere odaklanan çalışmanın sonuçlarına göre, market çalışanları ve motorsikletli kuryelerin çalışma koşulları yoğunlaşırken çalışma saatleri uzadı. Pek çok çalışanın ücretinde herhangi bir artış olmazken fazla mesailerin ise ödenmediği ifade edildi.

Toplam 30 yüzyüze görüşme ve 220 online görüşmenin yapıldığı araştırmaya göre her yüz market çalışanının 88’inin iş yükü artarken her 100 motorsikletli kuryenin 53’ünün iş yükünün arttığı gösterildi. Her 100 market çalışanından 54’ü hak ihlali ile karşılaşırken motosikletli kuryelerde bu oran yüzde 46 oldu.

Araştırma raporunda yer alan bazı kısımlar şöyle:

DAHA UZUN VE YOĞUN ÇALIŞMA

“Salgın döneminde market çalışanları ve motorsikletli kuryelerin çalışma koşulları yoğunlaşırken çalışma saatleri uzadı. Bu uzun ve yoğun çalışmanın çalışanların ücretlerine yansımadı ancak her iki çalışan grubunun da harcamaları salgın sürecinde arttı.

Salgının iş yoğunluğuna etkilerine dair her iki çalışma grubunun da verdiği cevaplar. Market çalışanları solda, motosikletli kuryeler sağda.

İŞ MÜCADELELERİ YOĞUNLAŞMIYOR

Sendikalaşma oranının oldukça düşük seyrettiği bu çalışan gruplarında salgın sürecinin başında dayanışma ağı olarak başlayan platformlar bugün daha örgütlü bir hale geliyor. Ancak, iş mücadelelerinin çalışanlar tarafında şiddetli geçtiğini söylemek ise pek mümkün değil.

İŞ SAATLERİNİ KISITLAMA TALEBİ

Çalışma sürelerinin arttığı her iki çalışan grubunda da en çok karşı karşıya kalınan haksızlıkların başında fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi geliyor. İşverenden/işyeri yönetiminden sırasıyla en çok iş saatlerini kısaltma talebinde bulundular. Bu talepler büyük ölçüde karşılanmadı.

HERKES AYNI GEMİDE DEĞİL

Özellikle “Sağlık, güvenlik, güvence” başlığından edindiğimiz veriler, salgının ilk döneminde gerek hükümet gerek diğer politika yapıcılar tarafından sık sık dile getirilen herkesin aynı gemide olduğu ve zengin-fakir gibi ayrımların belirsizleştiği iddialarının herhangi bir gerçekliğe tekabül etmediğini açıkça gösterdi. “Yarınınızdan/geleceğinizden endişe duyuyormusunuz?” sorusuna 116 motosikletli kuryenin 95’i evet, 14’ü kısmen derken; yalnızca 7 katılımcı bu soruya hayır yanıtını verdi. Aynı soruya 101 market çalışanının 76’sı evet, 15’i kısmen derken; yalnızca 10 katılımcı bu soruya hayır yanıtını verdi.

“VİRÜS TAŞIMIYORUZ”

Müşteri ile ilişkiler kısmında, çalışanlara müşterilerin tutumlarını ve karşılaştıkları durumları sorduk. Sorumuza cevap veren 119 motosikletli kuryenin 85’i salgın sürecinin müşteri tutumunu olumsuz etkilediğini söylüyor. Market çalışanları ise “Müşterileri hangi sıfatla tanımlarsınız?” sorusuna halden anlamaz, bilinçsiz, kaba ve kaprisli olarak cevap veriyor.

Hem market çalışanları (solda) hem de motosikletli kuryeler (sağda) geleceğinden endişe duyuyor.

İŞSİZLİK KORKUSU

Araştırma sürecinde elde ettiğimiz veriler, her iki çalışan grubunun da bir dizi hak kaybıyla karşılaşmış olmaları ve salgın koşullarında yoğun risk altında olan başlıca sektörde çalışmalarına rağmen, katılımcıların bu şartlarda çalışmayı sürdürdüğünü gördük. Çalışanların bu koşullara katlanmalarının en büyük nedeninin salgın döneminde işsiz kalmak olduğunu hem motosikletli kuryelerin hem de market çalışanlarının ezici bir çoğunluğunun yarınından/geleceğinden endişe duymalarının bu şartları kabullenmelerine neden olduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz.”

Raporun tamamını indirmek için burayı tıklayın.