Cumhuriyet’ten Canan Coşkun‘un haberine göre, tahliye taleplerini reddeden İstanbul Adliyesi’ndeki Sulh Ceza Hâkimlikleri de kararlarında yasa maddelerini tekrarlayarak “soyut gerekçeler” sıralıyor. Uluslararası ve ulusal basın meslek örgütlerinin “ifade ve basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbe” olarak nitelediği Cumhuriyet gazetesini susturma amaçlı operasyon kapsamında genel yayın yönetmeni Murat Sabuncu, Kitap Eki yönetmeni Turhan Günay, yayın danışmanı ve yazarı Kadri Gürsel, okur temsilcisi Güray Öz, çizer Musa Kart, yazar Hakan Kara, avukatlar Bülent Utku ve Mustafa Kemal Güngör, yönetici Önder Çelik 5 Kasım 2016’da, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ise 12 Kasım 2016’da tutuklandılar. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği Yargıcı Mustafa Çakar 9 yazar ve yönetici hakkındaki tutuklama kararını, “kimin hazırladığı belli olmayan subjektif bir bilirkişi raporu”na, Alev Coşkun’un ve Aydınlık Gazetesi yazarlarının tanık ifadeleri veya köşe yazılarına, CHP Milletvekili Mustafa Balbay’ın bir tweet’ine ve Oray Eğin’in bir yazısına dayandırdı.

Gerekçesiz, kopya kararlar

İddianamenin hâlâ hazırlanmamış olması, Sulh Ceza Hâkimliklerinin kararlarına ya tutuklama kararının kopyası olarak ya da “kaçma şüphesi, delillerin toplanmamış olması” gibi soyut yasa maddelerinin sıralanması şeklinde yansıyor. 10 yazar ve yöneticimizin tutuklanmasının ardından yapılan ilk itirazı reddeden İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği yargıcı Necmettin Kafalı, 18 Kasım 2016 tarihli kararında tutuklama kararını kopyaladı. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği Yargıcı Ersin Öztürk de tahliye taleplerini reddettiği 2 Aralık 2016 tarihli kararında, tutuklama kararını kopyalamakla yetindi. Bu karara yapılan itirazı reddeden İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği yargıcı Atila Öztürk, suç vasfını öne sürerek, yazar ve yöneticilerin sosyal paylaşım içeriklerine göre ‘FETÖ’ lehine faaliyetleri olduğunu iddia etti. 12 Aralık’ta Akın Atalay için aylık tutukluluk incelemesi yapan İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği Yargıcı Tuncay Çakır tutuklamayı devam ettiren kararında, yasa maddelerini sayarak somut deliller olduğunu öne sürdü, ancak bunların neler olduğunu belirtmedi. Çakır, hakkında yakalama kararı olduğunu bilerek kendi isteğiyle yurda dönen Akın Atalay ile ilgili olarak “şüphelinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut delillerin olduğunu” ileri sürdü. Bu karara yapılan itirazı reddeden İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği Yargıcı Öztürk ise sadece “itirazın yerinde olmadığı kanaatine vardığını” belirtti. İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği Yargıcı Ömer Harun Özbek 30 Aralık 2016 tarihli tutukluluğun devamı kararında yalnızca yasa maddelerini sıraladı. Bu karara itirazı inceleyen 13. Sulh Ceza Hâkimliği Yargıcı Utku Ercan, “tutukluluk halinin devamı kararını değiştirecek herhangi bir somut delil sunulmamasına” dayandırdı. Böylece artık tutuklama için değil, salıverilme için somut delil arandığı ortaya çıktı. Yargıç Ömer Harun Özbek 30 Ocak’taki en son aylık tutukluluk incelemesini de gerçekleştirdi. Özbek bu defa da delillerin henüz toplanmadığını öne sürerek tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bu karara itirazı inceleyen yargıç Utku Ercan ise bir önceki kararını bire bir tekrar ederek itirazı reddetti: “Tutuklama kararını değiştirecek herhangi bir somut delil ibraz edilmediği anlaşılmakla itirazın reddine…”

Dava açılmasını bekliyorlar

10 yazar ve yönetici, haftada sadece birer saat aileleri ve avukatları ile görüşebiliyor. Memur eşliğinde gerçekleşen bu görüşmeler aynı zamanda sesli ve görüntülü olarak kayda alınıyor. Üçer kişilik koğuşlarda kalıyorlar ve koğuşlar birbirini göremiyor. Mektup almaları ve yazmaları yasak olan yazar ve yöneticiler “bu ağır tutukluluk koşulları” altında kendileri ile ilgili davanın açılmasını bekliyor.