TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan Başkan Erol Bilecik, “Laik devletin önemini çok iyi anlıyoruz” dedi.

Erol Bilecik, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı toplantıda 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâlle ilgili olarak da “Bir daha uzatılmamasını umuyoruz” diye konuştu.

Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik vurgusu yapan Bilecik, “AB’ye tam üyelik süreci, ekonomik ilişkilerin ötesinde, dünyanın gerisiyle olan ilişkilerde de belirleyicidir. AB’ye baktığımız zaman merkezinde federal bir seçenek, Euro bölgesinin yer aldığı çok çengelli bir görünüme doğru yönelimi söz konusudur” dedi.

T24’ün haberine göre, internette yasak tartışmalarına da değinen Erol Bilecik, “İnternet ortamının toplumların eski alışkanlıklarını zorladığı çok açık. Geçtiğimiz günlerde dünya genelinde 150 ülkede 200 binin üzerinde hesabı hedef alan siber saldırılar yaşadık. Değerli üyeler, terörle mücadeleyi sekteye uğratmadan, ama suçla mücadelenin internet ortamına has bir yönetiminin bulunabileceğine inanıyoruz” görüşünü dile getirdi. Bilecik, “İnternette suç ve cezanın orantılı olması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye internet ve yasak kelimelerinin bir arada anılması, yurt dışında olumlu bir intiba oluşturmuyor” dedi.

Bilecik konuşmasından satırbaşları şöyle:

İki tarafın da birbirlerinin kaygılarını daha iyi anlayacağını, yanlış anlaşılmalara mahal vermeyecek bir diyalog düzeni bulabileceğinizi umut ediyoruz. 15 Temmuz’dan sonra çok çarpıcı gelişmeler yaşadık. 10 aydır devam eden OHAL’in bir daha uzatılmamasını umuyoruz.

Türkiye’nin coğrafi konumu kadar, iç düzeni de dünyada önemli. Sistem değişikliğine geçişin ülkemizi ayrıştıran değil, ortak zeminde buluşmamızı teşvik edecek tarzda geliştirilmesini bekliyoruz. Seçim ortamı geride bırakılmalı.

Ekonomide güvenilir, takip edilebilir bir programla birlikte bu programın hayata geçirilmesini sağlayacak hukuksal düzenin tesisi beklentilerimiz içerisindedir. Ekonomi konusunda reformların başlamasını talep ediyoruz.

Gelişmiş ülkelerin toparlandığını görüyoruz. Bu toparlanmanın henüz kırılgan olduğunda hemfikiriz. AB’ye üyelik süreci, küresel rekabette daha güçlü bir Türkiye için belirleyicidir. AB, hala bizim en büyük ihracat pazarımız olma özelliğini koruyor. AB ile tam üyelik sürecinin devamı, bu sayede ekonomi, bilim ve eğitim gibi konulardaki ilişkilerin geliştirilmesini diliyoruz. Her iki tarafın da bütün siyasi otoriterilerine, ortak bir geleceği kurmak üzere büyük bir sorumluluk düştüğü inancındayız.

“AB’ye tam üyelik süreci belirleyici”

AB’ye tam üyelik süreci, ekonomik ilişkilerin ötesinde, dünyanın gerisiyle olan ilişkilerde de belirleyicidir. AB’ye baktığımız zaman merkezinde federal bir seçenek, Euro bölgesinin yer aldığı çok çengelli bir görünüme doğru yönelimi söz konusudur.

Türkiye’de eğitim ve beceri düzeyi geri hem de işsizlik oranı çok yüksek. Gençleri geleceği kuracak hâle getirmek en önemli sorumluluğumuz. Gençlerimizi dinlemeye, düşünmeye ve fikrlerimizi olgunlaştırmaya fazlasıyla gerek duyuyoruz. 2023 hedeflerine ulaşmak amacıyla bu konulara hızla eğilmek zorundayız. Fiziksel ve dijital dünya arasında gençlerimiz, sınırların neredeyse kaybolduğu bir dünyada yetişiyorlar.

“Gençlerin kendilerini özgürce ifade edebilmeleri için…”

Onların özlemlerini ne ölçüde iyi anladığımızdan zaman zaman ben de emin değilim. Yarın kutlanacak Gençlik ve Spor Bayramı’nın öznesi olan gençlerimizin, sorumluluk sahibi olmaları, kendilerini her alanda özgürce ifade edebilmeleri için sorumluluk almalıyız. Eğitim sistemimizin, dijital çağın gerektirdiği gibi ezberden uzak, yaratıcılığa önem veren bir şekilde yeniden düzenlenmesi kanaatindeyiz.

“İnternette suç ve ceza orantılı olmalı”

Diğer yandan bütün gelişmiş ülkelerde KOBİ’ler ekonominin itici gücüdür. Bunun sağlanabilmesi, yetişmiş ve sanayinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir iş gücünün varlığına bağlıdır. İnternet ortamının toplumların eski alışkanlıklarını zorladığı çok açık. Geçtiğimiz günlerde dünya genelinde 150 ülkede 200 binin üzerinde hesabı hedef alan siber saldırılar yaşadık. Değerli üyeler, terörle mücadeleyi sekteye uğratmadan, ama suçla mücadelenin internet ortamına has bir yönetiminin bulunabileceğine inanıyoruz. İnternette suç ve cezanın orantılı olması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye internet ve yasak kelimelerinin bir arada anılması, yurt dışında olumlu bir intiba oluşturmuyor.