Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yaptığı çalışmaya göre, 4 kişilik bir aile için hayat son bir yılda aylık tam 625,26 TL zamlandı.

Konfederasyon Ar-Ge Merkezi’nin TÜİK’in aylık olarak yayınladığı tüketici fiyatlarına  dayanarak hazırladığı, 4 kişilik bir ailenin hiçbir desteğe ihtiyaç duymadan insanca yaşaması için gerekli olan zorunlu harcama tutarının belirlendiği çalışmaya göre, 2016 yılının ekim ayında 4 kişilik bir ailenin gıda, kira, ısınma, ulaşım, haberleşme, sağlık, temizlik, eğitim, spor, giyinme ve ev eşyası gibi vazgeçemeyeceği aylık zorunlu harcamaları toplamı 4.760,82 TL iken 2017’nin ekim ayında bu rakam 5.386,08 TL’ye yükseldi.

Ekim ayları itibarı ile son bir yıl içinde 4 kişilik ailenin harcamalarındaki artış miktarı 625,26 liraya ulaşırken, zorunlu harcamalardaki bu artışın oransal yansıması %13,1’i buldu. Her ne kadar TÜİK aynı dönemler için yıllık enflasyonun %11,9 olduğunu açıklamış olsa da bu çalışma ile enflasyonun vatandaşların cebine yansımasının TÜİK’in açıkladığı rakamın çok daha üzerinde olduğu görüldü.

Ailenin zorunlu harcamalarındaki bu artışa rağmen kamu görevlilerinin maaşlarına yapılan zamlar, hayat pahalılığının yanına bile yaklaşamadı. 2016 ekim ayında 2.032,89 lira olan en düşük dereceli memur maaşı 2017’de 2.238,77 liraya; 2.703,09 lira olan ortalama memur maaşı da 2.977,67 liraya yükseldi. Buna göre son bir yılda en düşük dereceli memurun maaşı 205,88; ortalama memur maaşı 274,58 lira arttı.

4 kişilik ailenin aylık harcamasının 625,26 lira yükseldiği gerçeği göz önüne alındığında bir yıl içinde en düşük dereceli memurun alım gücü 419,38 lira, ortalama maaş alan bir memurun alım gücü ise 350,68 lira azalmış oldu.

Ekim ayları itibarı ile geride kalan bir yılda pratisyen doktorun maaşı 436,92 lira artarken bu doktorun alım gücündeki erime 188,34 lira oldu. Bütün bir yıl boyunca maaşı 281,94 lira artan bir öğretmenin alım gücünde yaşadığı kayıp 343,32 lira olurken 249,34 lira zam alan yüksekokul mezunu bir memurun kaybı ise 375,92 lirayı buldu.

Oransal olarak değerlendirildiğinde ekim ayları itibarı ile son bir yılda en düşük dereceli memur maaşının harcamalar karşısında %18,73; doktor maaşının %3,96; öğretmen maaşının %11,2; memurun maaşının %13,86 oranında değer kaybettiği ortaya çıktı. Kamu görevlilerinin maaşlarındaki bir yıllık ortalama değer kaybı ise %11,78 oldu.

Koncuk: “Gerçek Enflasyon Yıllık %13,1”

Konfederasyonun Ar-Ge Merkezi’nin yaptığı çalışmaya ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, alım gücündeki erimenin vahim boyutlarda olduğuna dikkat çekti ve “Ülke ekonomisinin rekor seviyede büyüdüğü iddia edilirken kamu görevlilerinin alım gücünün ortalama %11,78 düşmüş olması karşısında hiçbir kazanım içermeyen toplu sözleşmelere imza atan yetkili sendikalar başta olmak üzere tüm sorumlu ve yetkililerin bir vicdan muhasebesi yapması gerekmektedir.” dedi.

Koncuk açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Geride bıraktığımız bir yılda resmi enflasyon %11,9 olarak açıklanmışken, Ar-Ge Merkezi’miz yaptığı çalışma ile reel enflasyonun yani vatandaşımızın cebine yansıyan enflasyonun %13,1 olduğunu tespit etmiştir. Zaten yeniden değerleme oranlarının da %14,47 olarak belirlenmesi Ar-Ge Merkezimizin bu çalışmasını doğrular niteliktedir. Bu da memurlara ve emeklilere ister hedef enflasyona göre isterse gerçekleşen enflasyona göre zam yapılsın, her şart altında maaşların eridiğinin, alım gücünün düştüğünün ispatıdır. Son bir yıl içinde 4 kişilik bir ailenin, içinde hiçbir lüks tüketim bulunmayan hatta otomobil masraflarını dahi içermeyen zorunlu harcamalarının 625,26 lira artmış olması, enflasyonun tabana yansımasının tahrip edici boyutlarını ortaya koymaktadır.  Bir tarafta ülke ekonomisi büyürken diğer tarafta geliri sürekli olarak eriyen kesimlerin varlığı, büyümenin sağlıklı bir biçimde sağlanamadığını, adaletsizliklerin arttığını, aşırı zenginleşme ve yoksullaşmanın aynı anda yaşandığını göstermektedir. Bu durum, toplumda gerginliklerin artmasına, suç oranlarının yükselmesine neden olur. Bir yılda harcamalar 625,26 lira artarken gelirin yalnızca ortalama 274,58 lira arttığı bir ortamda gelir dağılımında adalet bozuluyor, huzursuzluklar artıyor demektir. Dünyanın en tekinsiz ülkeleri, gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkelerdir.

Koncuk: “Bu duruma Sebep Olanlar Memur ve Emeklinin Yüzüne Nasıl Bakacaklar?”

Sendikaların asli işlevi ekonomik gerçekleri görmek ve bu gerçekler çerçevesinde üyelerinin haklarını korumaktır. Ne yazık ki, mevcut durumda yetkili sendikaların ekonominin gidişatına, kamu görevlilerinin sosyo-ekonomik durumlarına ilişkin bir öngörülerinin olmadığı ortaya çıkmaktadır. Harcamaların %13,1 arttığı bir ortamda yarım puanlık fazladan zam almayı başarı sayarak %4+3,5 gibi anlamsız rakamlara imza atanlar, bugünkü ekonomik gelişmeler için neden sessiz kalmaktadırlar? Sendikaların en çok ses vermeleri gereken bu dönemde, maaşların alım gücünün yaklaşık %12 oranında düşmesi halinde bile seslerini çıkarmaya cesaret edemeyenler, memurların ve emeklilerin yüzüne nasıl bakacaklardır?

Maaşlar, son yıllarda hiç olmadığı kadar değer kaybederken yetkili sendikaların ve bu duruma sebep olan yetkililerin memurlarımız ve emeklilerimiz gözündeki değer kaybı çok daha büyüktür.”