Gerek sistemin yapısı gerekse koalisyon hükümetlerinden dolayı olsun 89 yıllık tarihi içerisinde Türkiye pek çok kez siyasi bunalımlarla karşı kaşıya kalmış, bununla beraber üç kez de askeri darbeler neticesinde demokrasi çabası sekteye uğramıştır. Yeni bir anayasa yapma fikri ve özellikle son yirmi yıla damgasını vuracak şekilde başkanlık sistemine geçiş sıklıkla çözüm için dile getirilen ve tartışılan fikirlerdir. Ancak gerek yeni bir anayasa gerekse sistemin ülke şartlarına uyum sağlayıp sağlamayacağının incelenmesi gerekmektedir ki yeni ve daha büyük bir siyasi krizle karşı karşıya kalınmasın.

 

Ülkemizde başkanlık tartışmalarının doğmasına neden olan temel olgular aşırı parçalanmaya ve koalisyonlara neden olduğu iddia edilen parlamenter sistem ve parti sistemidir. Başkanlık sisteminin benimsenmesi koşuluyla siyasi krizlere ve istikrarsızlıklara neden olan koalisyon hükümetleri ortadan kalkacak ve yerine gelecek olan yürütmenin güçlü yapısı ile muhtemel krizler de önlenmiş olacaktır. Ancak başka ülkelerde ve/veya yapılarda başarıya ulaşmış olması, sistemin Türkiye koşullarında da başarıya ulaşacağının kanıtı olamaz elbette. Başkanlık sistemi ile Türkiye siyasal geçmişinin ve özellikle de parti yapısının uyumlu olması ve bu bağlamda incelenmesi gerekmektedir: 1950- 1960 yılları arasındaki kısa dönem hariç özellikle 1970ler ve 1980lerden sonra hızla bir parçalanma eğilimi gösteren parti sistemi, özellikle 1990lı yıllardaki seçimlerin sonucunda peş peşe koalisyon hükümetlerinin kurulmasına ve daha da önemlisi merkez sağ ve merkez solun kendi içerisinde de ayrışmasına neden olmuştu