Cuma, Haziran 2, 2023

Türk milliyetçileri karar verelim

Emre Çalık
Emre Çalık
Emre Çalık, 1990 Ankara doğumlu. Türk Yurdu Koleji mezuniyetinin ardından Kırıkkale Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde lisansını ve yüksek lisansını tamamladı. “Millî Mücadele Öncesi ve Sonrasında İttihatçılık” adında yayınlanmış bir eseri bulunmaktadır. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yönetim kurulu başkanlarına ve çeşitli siyasî isimlere metin yazarlığı ve siyasî süreç danışmanlığı yaptı. Akademik çalışmalarının yanında hikâye ve roman alanında çalışmaları var. Geleneksel medya araçlarında ve dijital platformlarda dizi, film ve belgesel yazarı, senarist olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Türkiye büyük bir karar verecek. Bu karar, ikilikler kararıdır. Devlet geleneği mi, kargaşa mı? Türk milleti mi, Suriyeliler mi, Afganlar mı, Pakistanlılar mı? Terörle ve teröristle mücadele mi, müzakere mi? Kadınların sokak ortasında öldürülmesi mi, yaşaması mı?

Türk milliyetçileri! Hangi dilde rüya görüyorsunuz? İhvancı, Talibancı ve Hizbullahçı Araplaşmaya neden itiraz etmiyorsunuz? Ortalama medeni değerlerden uzak bir yaşamı size layık gören saltanatçıların kayığına neden biniyorsunuz? Mafyaların ilçe ilçe, semt semt şubeleştiği bir Türkiye sizin uykularınızı nasıl kaçırmıyor? Üzerinden on sene bile geçmedi, Kandil’in kapısını Oslo’dan aralayan AKP ve çıkar ortaklarına; esas bölünme paranoyasını bizlere yaşatan sizsiniz, neden diyemiyorsunuz? Şiirsel bir şuursuzluğa neden itiraz etmiyorsunuz? AKP’ye mübah olan her şey, kendilerinden olmayanlar için neden her zaman günahtır? Türk milliyetçileri: İsteyen çaresini, isteyen de bahanesini bulur!

Türkiye büyük bir karar verecek. Bu karar, ikilikler kararıdır. Devlet geleneği mi, kargaşa mı? Türk milleti mi, Suriyeliler mi, Afganlar mı, Pakistanlılar mı? Terörle ve teröristle mücadele mi, müzakere mi? Kadınların sokak ortasında öldürülmesi mi, yaşaması mı? Hüda-par’ın sahipsiz kadın olarak alçakça ve aşağılıkça adlandırdığı kadınların sahiplendirilmesi mi, kadınların özgür yaşamı mı? Türk askeri mi, Türk polisi mi; yoksa mafyalar mı, çeteler mi, kaçaklar mı? Vatan mı, sürgün mü? Kriz mi, istikrar mı? Türk milliyetçileri amasız ve fakatsız karar vermelidir. Bu ikiliklerden taviz verildiğinde elbette Sayın Kılıçdaroğlu’nun da karşısında durarak hesap soracak kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kodlarına bağlı olduğumuzun altını kalın bir hatla çizmek isterim.

Türk milliyetçiliği, özgür düşünce mekaniğine sahip olmaktır, muhakeme yeteneğine sahip olmaktır. Cehalete dayanan saldırganlığın ilkesizliği ile Hizbullah ve Taliban gericiliğine itiraz etmeyenler için söylenecek herhangi bir söz kalmamıştır.

Türk milliyetçiliği itiraz etmenin adıdır. Türk milliyetçiliği, teolojik temelli bir kült inanç biçimi gibi lider sultasını tabiatı gereği reddeder! Bu reddiyesini de insanı temele alan haysiyetli ve medeni bir hayat pratiğiyle geleceğin Türkiye’sinin tasavvuruna uygun biçimde temellendirir.

Türk milliyetçiliği, lider kültünün ardına saklanacak kadar sefil ve itaatkâr ruhların söz ve sıfat sahibi olabileceği bir fikir değildir. Türk milliyetçileri beşeri olanın hataya, yanlışa düşebileceğini bilen, aklını ve mantığını kalbinin önünde çalıştıran, medeniyeti ve dünyayı okuyabilen insanların adıdır. Her nevi etnik, mezhepsel ve kültürel kimliği araçsallaştırmanın siyasî fayda ve ikbale hizmet ettiğini tespit ederek ve bu kimlik siyasetinden başkaca sözü olmayanlara müsaade etmeyerek bir kapsayıcılığı hayata geçirene Türk milliyetçisi denir.

Türk milliyetçiliği her tür usulsüzlüğü, kuralsızlığı ve kurnazlığı kabul ederek tercümeye dayanan siyasal İslamcı politik ajandaların gündemini uygulayacak ayak takımının başını çektiği lümpen bir sokak hareketi değildir! Yaşadığı günün ihtiyaçlarına ve bulunduğu zeminin vitrinine göre slogan atan ucuz ruhların temsil edebileceği bir fikir de değildir! Bütün olarak bunlarla birlikte köklerinden habersiz bir şuursuzluğun, düşüncesini, muhakeme ve idrak yeteneğini mafya şubelerine emanet edenlerin bu fikre sunacakları zerre-i miskal bir katma değer yoktur.

Toplumsal kutuplaşmanın arttığı, iç savaş ve çatışma riskinin ciddi analistler tarafından zikredildiği ve radikalizmin kol gezdiği bir siyasal atmosferin içinde Türkiye enerjisini kaybediyor.

Türk milliyetçiliği, ilkelerini çıkarlarına feda etmeyenlerin, yüksek seciyeli ve şahsiyetli insanların söz ve sıfat sahibi olduğu bir fikri temel üzerine inşa olmuştur. Türk milliyetçileri, zamanı gelince Cihan Harbi’ni, zamanı gelince Millî Mücadele’yi, zamanı gelince de mahpusluğu göze alan öncüllerinin haysiyet birikimini aklından, izanından ve kalbinden çıkarmayanlardır.

İktidar payandası olarak bu tarihsel birikimi harcamaya kalkanlar iyi işitmeliler: Ne izzetinefisten yoksun oportünistlerin gündelik çıkarlarınıza hizmet edecek bu tarihsel birikimi harcatırız ne de cehaletinizin bizi temsil etmesine müsaade ederiz!

Türk milliyetçileri; AKP iktidarı, bugüne kadar hangi günahın bedelini ödemiştir? PKK ile müzakere etmiş, Kandil Dağı’na ve İmralı’ya heyetler göndermiştir. Çözüm süreci denen garabet döneminde Kandil Dağı’yla devlet eliyle kurulan örtülü ve açık temaslar, 6 Şubat depremlerinde Hatay’ın Samandağ’ıyla kurulan temaslardan fersah fersah öteye geçmiştir. AKP’nin eline bu hususlarda herhangi bir oluşum su dökemezken, geçmişi AKP’nin politik savrulmalarına itirazlarla dolu Türk milliyetçileri neden susuyor? Türk milliyetçilerini PKK terörü ile eşitleme ve aynı hizada gösterme hadsizliği, gafleti ve mesnetsizliği miting meydanlarından televizyon ekranlarına taşınırken başınızı yastığa rahatça koyabildiniz mi?

Dün AKP’yi, PKK ile çözüm süreci sofrasına oturtan gündem neyse, bugün AKP’yi Hizbullah’ın siyasal takipçileriyle sofra arkadaşı yapan gündem tam olarak odur: Menfaatperestlik. Türk milliyetçiliği kisvesine giren tekil örnekler ve çoğul grupların da Erdoğan etrafında toparlanmasının nedeni aynıdır: Menfaatperestlik.

Türkiye, deprem gerçeğinin yaralarını henüz saramamışken, Suriyeli sığınmacıları ve kaçakları kendi vatanlarına gönderememişken, açlık ve sefalete bir çözüm bulamamışken bir 14 Mayıs geçirdi ve 28 Mayıs’a da bu gerçekliklerle gidiyor.

Toplumsal kutuplaşmanın arttığı, iç savaş ve çatışma riskinin ciddi analistler tarafından zikredildiği ve radikalizmin kol gezdiği bir siyasal atmosferin içinde Türkiye enerjisini kaybediyor. Yarayı saracak kabuk arayan güzel ülkemizin kıymetli vatandaşlarının, elindeki en önemli ve belki de son fırsatı, 28 Mayıs seçimlerini yeterince ciddiye almadığı kanaati hâkim. “At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz” diyen atalara kulak verelim ve 28 Mayıs seçimlerini ciddiye alalım.

Ülkemizdeki son sığınmacı kendi ülkesine dönmeden; Türkiye, Suriye ve Irak havzasından çekilmeyecektir. Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden sınırlarımız dışındaki terör yapılanmalarına asla müsaade edilmeyecektir. Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği meşru hükümetlerle varılacak mutabakatla, sınırımız dışında oluşturulmaya kalkışılan terör koridorları yok edilecektir. Türkiye sınır güvenliğini tam anlamıyla tesis ettikten sonra Suriye ve Irak ile oturup, gözlemci kuvvet haricindeki tüm unsurlarını geri çekip çekmemeyi konuşabilir.

Konu terör olduğunda Suriye’deki PKK yapılanmasının esas gündem olması gerekirken Türkiye içinde PKK bölücülüğü gündem oluyor. “PKK terör örgütü, Türkiye içinde bölünme yaşatacak bir güce sahiptir” demenin öteki hâlini meydan meydan söylemekten nasıl utanç duyulmaz? Ne PKK terörünün ne de başkaca bir terör yapılanmasının ülkemizi bölmesine asla müsaade etmeyecek on milyonlarız. Rüyasını Türkçe görmeyenler, bunları akıllarından çıkarmasınlar.

Dün AKPyi, PKK ile çözüm süreci sofrasına oturtan gündem neyse, bugün AKPyi Hizbullah’ın siyasal takipçileriyle sofra arkadaşı yapan gündem tam olarak odur: Menfaatperestlik.

PKK, Türkiye’yi bölecek bir güce sahip değildir. Bu Yurt içinde bölünme paranoyasını hortlatmakta AKP’nin gündelik çıkarları vardır. Suriye’deki PKK devletinin oluşturulmasına ses etmeyenlerin “ille de roman olsun” diye şarkı söylemekten başka çaresinin kalmadığı görülmektedir. Bu devlete, bu kadim Türk devlet geleneğine yazık edenlere karşı Türk milliyetçileri, uyanın!

Özetle Erzurumlu halk ozanı Reyhani’nin yıllar önce söylediği o sözü yeniden hatırlayalım: “Hilekârın çorbasından taş çıktı.”

Bir tavşan hikâyesi ile bu yazıyı sonlandırıyorum.

Karınları tok olmasına rağmen bir gün iki tilki ormanda avlanmaya çıkarlar. Murat ettikleri gibi bir tavşan yakalarlar. Midelerinde tavşanı yiyecek yerleri olmadığı için onu dövmeye karar verirler. İki tilki bir neden ararken yaşlı olanının aklına bir fikir gelir. Yaşlı tilki, kulakları bizimkinden daha uzun olduğu için dövelim” deyince, genç olan tilki mantıklı bulur. Görünür bir neden olduğu için de kimse tarafından ayıplanmayacaklardır.

Tavşan, günlerce hatta haftalarca, aylarca dayak yer. Yaşlı tilki tek bir nedene bağlı kalmaktan sıkılır, başka bir neden bulalım”  diyerek bu kez arka bacakları, ön bacaklarından daha büyük olduğu için dövelim” der ve genç tilkiyi de ikna eder. Yeni bir neden bulmanın hevesiyle tavşanı soluksuz dövmeye başlarlar. Tavşan bir ara boşluğa getirip yahu kulakları anladım, sizinkilerden uzundu, iyi de sizin de arka bacaklarınız benimkilerden büyük” der. Genç tilki afallar ve yaşlı tilkiye bakakalır. Yaşlı tilki tavşana döner ulan senin kulakların neden bu kadar uzun?” diye şamarı asılır.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Emre Çalık
Emre Çalık
Emre Çalık, 1990 Ankara doğumlu. Türk Yurdu Koleji mezuniyetinin ardından Kırıkkale Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde lisansını ve yüksek lisansını tamamladı. “Millî Mücadele Öncesi ve Sonrasında İttihatçılık” adında yayınlanmış bir eseri bulunmaktadır. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yönetim kurulu başkanlarına ve çeşitli siyasî isimlere metin yazarlığı ve siyasî süreç danışmanlığı yaptı. Akademik çalışmalarının yanında hikâye ve roman alanında çalışmaları var. Geleneksel medya araçlarında ve dijital platformlarda dizi, film ve belgesel yazarı, senarist olarak çalışmalarına devam etmektedir.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
58,096TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

%d blogcu bunu beğendi: