Cumhuriyet Halk Partisi olarak demokratik rejimin devamlılığı, cumhuriyetimizin ilke ve devrimlerinin korunması için her zamankinden daha yoğun, daha kapsamlı bir çalışma içindeyiz. Bugün Türkiye’nin sorunlarının CHP’den başka çözecek siyasi bir iradenin olmadığı görülmüştür. Tarihin ortaya koyduğu bu gerçeğe uygun olarak partimiz, programı, kadroları ile bu ülkenin geleceğine yeniden yön vermek için hazırdır.

Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülkedeki demokratik sistemin AKP tarafından yaratılan tahribatını önlemek, seçilmiş belediye başkanlarının seçimle değişimine imkan sağlamak, demokratik meşruiyetin yara almasını önlemek adına yaptığı erken yerel seçim çağrısı tarihidir. AKP’nin bu çağrıdan ne denli korktuğunu hepimiz görüyoruz. AKP artık seçim kazanamayacağını biliyor. Çünkü halkımıza verdiği hiçbir sözü tutmadı, ülke sorunlarını içinden çıkılmaz bir noktaya taşıdı. Bugün itibariyle AKP iktidarının ülkemize, komşularımıza ve insanlığın barışına bir katkısı olmayacaktır. Bu nedenle ne ülkemizde ne de dünyada AKP iktidarına dönük hiçbir beklenti kalmamıştır.

Tarihe not düşmek adına şu tespiti yapma gereği doğmuştur. AKP için demokrasi kendi iktidarı için bir alan açma aracıydı. Ama bu araçtan artık verim alamamaktadır. Dolayısıyla AKP için demokratik düzeni, kurum ve kuralları korumak artık gündemde yok. Bu nedenle 2019 yılının sonuna kadar yapılacak seçimler demokrasimizin, cumhuriyetimizin geleceği için tarihi önemdedir.

Genel Başkanımızın “yeni bir siyaset anlayışı gerekmektedir” sözü aslında bizim temel hareket noktamızı ortaya koymaktadır. Çünkü Genel Başkanımız en geniş demokrasi birlikteliğini sağlamak zorunda olduğumuzu görüyor ve bize bunu işaret ediyor. 2019 sadece belli partilerin seçimi olmayacağı toplumun geleceğini belirleyen bir seçim olacağı için en geniş paydalarda buluşup hep birlikte hareket etmenin zamanı gelmiştir.

Ülkeler ve toplumlar tarihi kırılma süreçlerinde hep birlikte ortak bir gelecek inşasında bulunurlar. Bizim Kurtuluş Mücadelemiz ve Cumhuriyet Devrimimiz bu tarihsel ortaklaşmayla başarıya ulaşmıştır. Bugünlerde birilerinin yeniden Atatürk’ü keşfetmeleri tesadüfi değildir. Çünkü zor zamanlarda kurucu lidere, kurucu değerlere, kurucu anlatılara geri dönülür. Bu nedenle Atatürk’ün değeri bütün bir ülke tarafından yeniden gündeme alınmış ve en yüksek sadakat sunulmuştur.

Siyasal tarihimizde insanlarımızın bu denli gelecek korkusu yaşadığı bir dönem olmamıştır. Her alandaki belirsizlik ve AKP’nin içeride ve dışarıda ortaya koyduğu çelişkili tavır ve politikalar bugün taşınamaz noktaya gelmiştir. Böyle süreçlerde toplumların bütün kesimleri siyasal süreçlere katılır ve özneleşirler. Referandumda görüldüğü üzere herkesin kendi geleceğine sahip çıkmak adına ne denli büyük bir çaba ürettiğine hep birlikte tanıklık ettik. Bu seçim AKP’nin anti demokratik uygulamalarına, OHAL rejimine ve ülkenin medeni dünyadan koparılması çabalarına karşı tarihi bir birliktelik olacaktır. İnanıyorum ki yapılacak seçimlerden sonra demokrasimiz ve cumhuriyetimiz çok daha güçlü bir biçimde yoluna devam edecektir.

Biz demokratik rejimin, Cumhuriyetin değerler felsefesinin yılmaz savunucuları olarak daha fazla çalışmaya, üretmeye, paylaşmaya devam edeceğiz.