Cumartesi, Mayıs 21, 2022

Suriye’de işlenen suçlar ve Alman ceza yargısı

Fatma Karakaş Doğan
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu ve aynı bölümde ceza hukuku konulu tezi ile kamu hukuku alanında yüksek lisans deresi aldı. Marmara Üniversitesi Kamu Hukuku Doktora Programını, ceza hukuku alanındaki tezi ile tamamladı. 2010-2016 yılları arasında Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı ve Ceza Hukuku Doçenti unvanı aldı. 2017 yılından beri Bremen Üniversitesi (Almanya) Hukuk Fakültesi'nde araştırma projelerinde yer almakta ve Avrupa ve Uluslararası Ceza Hukuku dersleri vermektedir. Yayınlanmış kitapları, ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri ve güncel yazıları bulunmaktadır.

Almanya mahkemeleri Suriye’deki suçların yargılamasına devam ediyor. Ardarda mahkûmiyet kararları çıkmaya başladı. Dosya sayısında artış göze çarpıyor. Dünyanın her köşesinden insanlar akın etti, komşu ülkelerden de tabii.

Almanya ceza mahkemeleri ve savcıları, Suriye’de işlenen suçların soruşturma ve yargılamasına devam ediyor. Dosyalar tekemmül ettikçe, ardarda mahkûmiyet kararları çıkmaya başladı, mahkemeler önüne gelen dosya sayısında da artış göze çarpıyor.

Suriye’de işlenen suçlara karışan faillerin ve mensubu oldukları grupların çeşitliliği dikkat çekiyor, dünyanın neredeyse her köşesinden insanlar akın etti, komşu ülkelerden de tabii. Faillerin milliyeti veya cinsiyeti belirleyici değil, kadınlar da ciddi rol oynadılar bu suçların işlenmesinde. Mesela İŞİD tarafindan işlenen, 33 yaşındaki bir Ezidi kadını köleleştirme ve 5 yaşındaki Ezidi çocugu öldürme dosyalarında kadınlar da faildir. İşlenen suçların türüne gelirsek, hepsi uluslararası suç ki bunlar insanlığa karşı suçlar, soykırım ve savaş suçlarıdır.

Almanya, Türkiye’nin ceza kanununda da yer alan evrensellik ilkesine dayanarak bu failleri soruşturuyor. Her halükarda adalete hizmet eden bir çaba, çünkü bu suçları Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne götürmek sonuç vermedi, vermeyecek de…

Almanya, Türkiye’nin ceza kanununda da yer alan evrensellik ilkesine dayanarak bu failleri soruşturuyor ve aleyhine yeterli delil bulunabilenler ceza mahkemeleri önüne çıkarılıyor. Kuşkusuz çok yazılıp çizilecek ancak her halükarda adalete hizmet eden bir çabadır Almanya’nın yaptığı çünkü BM önünde veto ile karşılaşan Suriye için uluslararası bir ceza mahkemesi kurma veya halihazırda varolan Uluslararası Ceza Mahkemesi önüne bu suçları götürüp yargılamak çabaları sonuç vermedi, vermeyecek de zira her suçlu grubunun arkasında değişik çıkar ilişkileri, başka başka devletler var.

Gelelim Frankfurt Bölge Yüksek Ceza Mahkemesi önünde devam eden davaya; sanık Alaa M. bir hekim, Suriyeli ve iddianameye göre, 2011-2012 yılları arasında, Suriye hükümetinin sistematik iskence uygulamalarında kilit rol oynayan askeri hastanelerde çalışmış ve Suriye Hükümetinin rejim muhaliflerine yönelik sistematik işkence uygulamalarının sürdürülmesine mesleği ile katkı sunmuştur. Aldığı tıbbi bilgiyi, hasta insanları iyileştirmek için değil de onları bizzat hasta etmek, canlarını yakmak, acının seviyesini en yüksek orana çıkarmak ve en uzun zamana yaymak ve hatta bazılarını öldürmek için kullanmış, işkence ekiplerine tıbbi bilgisi ile rehberlik etmiştir. Yeni ergen bir erkek çocuğunun cinsel organını üzerine hastanelerde dezenfektan olarak kullanılan alkolü döktükten sonra ateşe vermek, kol ve bacak kırmak, zehirli maddeleri enjekte etmek, işkence mağdurlarının işkencede kalabilme sürelerini uzatmak ve bizzat dövmek gibi sayısız fiilleri işlemekle yargılanmaktadır. Doktor Alaa M’nin yargılanması cinsel şiddet suçlarının ele alınmasında önemli bir adım olabilir zira yetişkin bir erkeğin cinsel organını o kadar şiddetli şekilde yaralamakla suclanıyor ki, iddianameye göre bu, onları üreme yeteneğinden yoksun bırakmaya yönelik kasıtlı bir girişimdir.

Sanık Alaa M. bir hekim, Suriye hükümetinin rejim muhaliflerine yönelik sistematik işkence uygulamalarının sürdürülmesine mesleği ile katkı sunmuş, Yeni ergen bir erkek çocuğunun cinsel organını alkol döktükten sonra ateşe vermiş…

Dosyada geçen daha da ilginç detaylar var. Almanya’daki hekim açığı ve hekimlerin son yıllarda Almanya’ya daha iyi koşullarda çalışmak için geldiği ve başvurularda Türkiye’den de artış olduğu haberlerine hepimiz tanığız. İşte işkence faili olmaktan yargılaması devam eden ve halen 36 yaşında olan doktor da, 2015 yılında Almanya’ya çalışma vizesi ile gelmiş ve 2020 Haziran ayında yakalanıncaya kadar Almanya’da çeşitli hastanelerde ortopedi uzmanı olarak görev yapmıştır. Suriyeli bir mağdur tarafından tanınması üzerine, hakkındaki adli süreç başlamıştır.

Mahkeme önündeki sorgusunda suçlamaları reddeden sanık doktor, çalıştığı askeri hastanelere getirilen işkence mağduru muhalif tutukluları muayene ettiğini ve onların durumuna üzüldüğünü, istihbarat görevlilerinin, elleri arkadan bağlı ve gözleri kapatılmış kurbanları dövdüğüne tanık olduğunu anlatmıştır. Kendisinin işkence uygulamaları hakkında konuşmasının hükümet tarafından yasaklandığını, kurbanların akıbetlerinin ne olduğunu bilmediğini savunmuştur.

Koblenz Bölge Mahkemesi bir istihbarat görevlisini, Şam Askeri Cezaevi’nde en az 4 bin rejim muhalifine işkence yapmaktan ve en az 27’sinin öldürülmesinden sorumlu tutularak, ömür boyu hapis cezasına mahkum etti.

13 Ocak 2022 günü Almanya Koblenz Bölge Mahkemesi önündeki bir diğer davada kıdemli bir istihbarat görevlisi, Şam Askeri Cezaevi’nde en az 4 bin rejim muhalifine işkence yapmaktan ve en az 27’sinin öldürülmesinden sorumlu tutularak, ömür boyu hapis cezasına mahkum edildi.  İşkencede ölen, sakat kalan veya akıbeti bilinmeyen kurbanların yakınları sevdiklerinin fotoğraflarını taşıdı ve yaşayan mağdurlar, adaletin tecelli etmesinden duydukları buruk sevinci dile getirdi. Yüzlerce tanığın dinlendiği bu dosyada, öldürülmüş, işkenceye uğramış kurban cezaevlerinde çekilmiş fotoğraflarına da yer verilmiştir.

Bütün bu yargılamalar birbiri ile bağlantılıdır ve Suriye’de hükümetin yaygın ve sistematik olarak sivillere karşı işlediği insanlığa karşı suçları kanıtlamaktadır. Doktor olan sanığın dosyası ise hem sistematik işkenceyi, hem işkencenin, uygun zaman ve koşullar ortaya çıktığında ne kadar kolaylıkla yapılabildiğini göstermektedir. Anlaşılan sanık doktor, henüz 36 yıllık yaşamına çok şey sığdırmış; bir tıp fakültesi bitirmiş, Suriye’de tıbbı bilgisi ile insanlara işkence etmiş, Almanya’da ise yine aynı tıbbi bilgisi ile hastalarını iyileştirmiştir. Görünen o ki, işkence ya da diğer insanlığa karşı suçları işleyebilecek ruh haline gelmek, sadece ne yaptığına nereden baktığına bağlıdır. Koşullar ne olursa olsun, doğru yerden bakabilen bireyler yetiştirmek bir çözüm olabilir.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Fatma Karakaş Doğan
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu ve aynı bölümde ceza hukuku konulu tezi ile kamu hukuku alanında yüksek lisans deresi aldı. Marmara Üniversitesi Kamu Hukuku Doktora Programını, ceza hukuku alanındaki tezi ile tamamladı. 2010-2016 yılları arasında Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı ve Ceza Hukuku Doçenti unvanı aldı. 2017 yılından beri Bremen Üniversitesi (Almanya) Hukuk Fakültesi'nde araştırma projelerinde yer almakta ve Avrupa ve Uluslararası Ceza Hukuku dersleri vermektedir. Yayınlanmış kitapları, ulusal ve uluslararası dergilerde makaleleri ve güncel yazıları bulunmaktadır.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
46,677TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

%d blogcu bunu beğendi: