İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay ile çalışanlarına yönelik yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Muhabir Gökmen Ulu ve İnternet sitesi sorumlu yazı işleri müdürü Mediha Olgun tutuklandı, mali işler müdürü Yonca Yücekaleli serbest bırakıldı.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayına getirilen, muhabir Bekir Gökmen Ulu, gazetenin internet sitesinin müdürü Mediha Olgun ve gazetenin mali işler müdürü Yonca Yücekaleli’nin savcılık sorgusu tamamlandı.Savcılık, Ulu ile Olgun’un, “Örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek”, “Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırıya yardım etmek”  suçlarından, Yücekaleli’nin de “Örgüt içeresinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Savcılık ayrıca, sevk yazısında firari şüpheli Burak Akbay için tutuklamaya yönelik yakalama kararı verilmesini talep etti.

Savcılık sevk yazısında, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Sözcü gazetesinin 1 Ocak 2016 tarihli nüshasındaki “2016 Falınız, tabloda gördüğünüz ilk 3 isim bu yıl da hayatınızda olacak” başlığıyla yayımlanan bulmaca şeklindeki tabloda, “Yerdoğan, Tayyipic, Yezit, Ölrecep” kelimelerinden dolayı soruşturmaya geçildiği belirtildi. “Cumhurbaşkanına fiili saldırıyı kolaylaştırmak”, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyanı kolaylaştırmak”, suçlarından hazırlanan fezlekenin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesiyle soruşturma başlatıldığı kaydedilen sevk yazısında, 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen darbe girişimi ile bağlantılı olarak, saat 16.00 sıralarında gazetenin Cumhurbaşkanının kaldığı yeri ani olarak haber yaptığı kaydedildi. Sevk yazısında, bunun darbecilerle birlikte ve darbe girişimini kolaylaştırmaya yönelik lojistik destek kapsamında yapıldığı vurgulanarak, bu amaçla Sözcü gazetesinde ‘Sözcü Erdoğan’ı buldu’ haberinin yapıldığı, an itibari ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu coğrafi yerin ayrıntılı konumunun kamuoyunca bilinmediği halde söz konusu haberle birlikte kamuoyuyla paylaşıldığı belirtildi.

Terör örgütü FETÖ üyelerince bundan birkaç saat sonra darbe girişiminin gerçekleştirildiği ifade edilen sevk yazısında,  şüpheli Bekir Gökmen Ulu’nun gazetenin muhabiri, Mediha Olgun’un da gazetenin internet sitesinin sorumlu yazı işleri müdürü olduğu anlatıldı.

Birden fazla vatandaşın da ayrı ayrı, gazetenin Cumhurbaşkanına yapılmaya çalışılan suikast girişimi için yer bildirerek yardım ve yataklıkta bulunduğu, hedef gösterdiği, terör yandaşlığı yapıldığı ve algı oluşturmaya çalıştığını iddia ederek şikayetçi olduğu ve bu kapsamda 6 ayrı soruşturmanın yürütüldüğü anlatılan yazıda, bu soruşturmaların da fiili ve hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmesine karar verildiği belirtildi.

TECRÜBELİ GAZETECİ 3 TANIK

Gazetecilik-basın yayın alanında tecrübe sahibi olduğu değerlendirilen 3 ayrı tanık beyanının alındığı vurgulanan sevk yazısında, bu tanıkların beyanlarında, “Gazete sahibi şüpheli Burak Akbay’ın yurt dışında FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu, ani yükseliş sergileyerek gazeteyi açtığı ve bununla muhalefetin kontrol altında tutulmasına çalışıldığı, buna dair gazetede yazı ve haberleri çıktığı halde ilgili tarafından karşı cevap verilmediği, darbe teşebbüsüne kadar gazetede FETÖ aleyhine eleştirel haberlere dair herhangi bir haber çıkmadığı, örgütün gazeteyi desteklediğini ve amaçları doğrultusuna hareket ettirdiği ve görünürde farklı düşünceye sahip yazar kadroları oluşturduğu ancak önemli desteğin örgüt tarafından sağlandığı, örnek olarak da gazetenin Ankara temsilcisi Saygı Öztürk’ün Brezilya örgüt sorumlusu-imamı olan Hamidullah Öztürk’ün amcasının oğlu olduğunu” söylediklerine yer verildi.

TUTUKLANMALARI İSTENDİ

Sevk yazısında, başsavcılıkça MASAK ve yine ilgili kurumlara yazı yazılarak bilgi-belge istendiği vurgulanarak, bunların da bilirkişi heyetine teslim edilerek rapor alındığı anlatıldı. Rapordaki tespitlerden birinin, Sözcü gazetesinin sahibi Burak Akbay’ın aynı zamanda sahibi de olduğu Estetik Yayıncılık, Havacılık ve Hava Taşımacılığı Ticaret Ltd. Şti’nin haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma açılan firmalarla yoğun olarak ilişkilerinin bulunduğunun belirtildiği vurgulanan sevk yazısında, “Bilirkişi raporunda belirtilen ve FETÖ/PDY ile ilişkisi olduğu söylenen kişi ve kurumlarla ilgili olarak Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca soruşturmaya konu suç türlerinden yoğun olarak soruşturma yapıldığı anlaşılmıştır.” denildi. Şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğuna yer verilen sevk yazısında, Ulu, Olgun ve Yücekaleli’nin tutuklanmasına karar verilmesi istendi.

2 TUTUKLU, 1 SERBEST

Nöbetçi hakimlik de şüphelilerden Yonca Yücekaleli’nin, “örgüt üyesi olduğunu ya da örgüte bilerek isteyerek yardım ettiğine dair başka somut delil elde edilememesi ve kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin mevcut olmaması” nedeniyle tutuklanması talebinin reddine karar verdi. Ulu’nun “Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı silahlı isyana katılma suçundan tutuklanması talep edilmiş ise de bu suça iştirak ettiğine dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığından bu suç yönünden tutuklanması talebinin reddedilmesine hükmedildi. Şüpheliler Mediha Olgun ile Bekir Gökmen Ulu’nun FETÖ/PDY’ye üye olduklarına ve örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer aldıklarına dair dosya kapsamıda somut delil bulunmadığından tutuklanmasına yer olmadığına karar verdi. Olgun’un “Cumhurbaşkanı’na suikast ve fiili saldırıya yardım etmek” suçundan  tutuklanmasına karar verilmesine yer olmadığını hükmedildi.

Nöbetçi hakimlik, şüphelilerden Bekir Gökmen Ulu’nun 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanının yeri, darbeciler tarafından bilinmezken bu konuyu haber yaparak Cumhurbaşkanını coğrafi yer ve konumunu kamuoyu ile paylaştığı, diğer şüpheli Meliha Olgun’un da sorumlu yazı işleri müdürü olarak da bu haberden sorumlu olduğu kanaatine vardı.

Kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı soruşturma ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Cumhurbaşkanının yaverinin dahi Cumhurbaşkanını yerini bilmediği ve Cumhurbaşkanlığı görevilerinden yerini öğrenmeye çalıştığı vurgulandı.

Hakimlik, hakkında soruşturma olduğunu bildiği halde Türkiyeye dönmeyen ve kamuoyunda tanınan 3 gazetecinin ifade içeriklerine göre örgüt içinde yetişen Burak Akbay’ın örgütün amaçları doğrultusunda çıkardığı gazetede şüphelilerin uzun zamandır görev yaptıklarını vurgulayan hakimlik, dosyaya ulaşan MASAK raporları ve gazetenin 1 Ocak 2016 sayısındaki bulmacalarda yer alan tablodaki ifadeler birlikte değerlendirildiğinde Sözcü gazetesinin örgütün amacı doğrultusunda hareket ettiği ve kadrosunu da buna göre oluşturduğunu ifade edildi. Nöbetçi hakimlik, şüphelilerden Olgun’un “Terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan, Ulu’nun ise “Terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” ve Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırıya yaradım etmek suçlarından” tutuklanmasına karar verdi.

“TUTUKLANAN MUHALEFETTİR”

Kararın ardında adliye önünde açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Enis Berberoğlu,  “İki tane kıymetli gazeteci arkadaşımız bugün arkamda gördüğünüz adından başka hiçbir yanı adalet taşımayan  sarayda mahkeme tarafından tutuklandı. Kurulduğu günden bu yana FETÖ denilen örgüte  herkesin yalakalık yaptığı  bir ortamda sesini yükseltme cesaretini gösteren Sözcü gazetesi ve yazarlarına yapılacak en büyük iftira, onları FETÖ’cü ilan etmektir. Daha da ötesi bunun iddianameye geçmesi ve mahkeme tarafından kabulüdür. Hepimiz biliyoruz ki bu sadece bir tiyatrodur. Burada yargılanan muhalefettir. Tutuklanan muhalefettir” dedi.

“BURADA TUTUKLANAN GAZETECİLİKTİR”

Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Barış Yarkadaş ise, “Burada tutuklanan gazeteciliktir.Burada kelepçe vurulan halkın haber alma hakkıdır. İki arkadaşımız hiçbir somut delile dayanmayan, inandırıcılığı olmayan gerekçelerle tutuklandılar. Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otelin haber olarak yazılması  ve bunun haber olarak duyurulmasından dolayı Cumhurbaşkanı’na suikast suçlaması gibi akla mantığa, hukuka sığmayan bir gerekçeyle şu anda cezaevine gönderiliyorlar” ifadelerini kullandı.