Serkan Üstün

Son dönemde herkesin dilinde olan Türkçe rapte neler olduğunu, rap müziğin günümüzde aldığı formu, ana akımlaşmasını, popülerleşmesini ve geleceğini sosyolog Tunca Arıcan ile konuştuk. 

Dr. Tunca Arıcan

Hacettepe Ankara Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Tunca Arıcan’la Türkiye’de yükselen rap müziğin dününü, bugününü ve geleceğini konuştuk.

İlk şarkıların 1990’lı yılların başında Almanya’da üretilmeye başlandığı Türkçe rap, 1990’ların ikinci yarısından itibaren Türkiye’ye gelmesiyle ve 2000’li yıllardan itibaren de kendine televizyonlarda, film müziklerinde, festivallerde yer bulması ile birlikte hem müzik piyasası hem de popüler kültür açısından önemli bir tartışma konusu haline geldi. 2018 yılından itibarense rap, Türkiye’de 30 yıllık tarihinin en büyük sıçramasını yaşamış durumda. Sokaklardan geçen arabalarda, dükkanlarda, radyolarda, sosyal medyada artık rap müzik diğer müzik türlerini domine etmeye başladı. Rap müziğin büyük trend olmasıyla birlikte piyasadaki pasta da büyüdü ve rapçiler arasındaki tartışmalar son zamanlarda ciddi bir artış gösterdi.

Türkçe rap alanındaki önemli çalışmalarıyla tanınan sosyolog Tunca Arıcan’la bu popülerleşme konusunda sohbet etme fırsatı yakaladık. Popülerleşmenin, sokaktan çekilmenin, ana akımlaşmanın hip hop kültürünün ruhuna aykırı olup olmadığından, rapin depolitizasyona uğrayıp uğramadığı tartışmalarına kadar pek çok farklı başlığı ele aldık.

  • Son birkaç haftada televizyonlardan sosyal medyaya herkes rap konuşmaya başladı. Türkçe müzikte ve özel olarak rapte neler oluyor?

Melodik nakaratı ve Autotune’u bol, herhangi bir yerde pop şarkısı niyetine dinleyebileceğin bir hal aldı Türkçe rap. Çünkü yeni neslin müzikal tercihleri değişmeye ve çeşitlenmeye başladı. Aynı zamanda uzun zamandır elektronik müziğin bir yükselişi var. Gençler elektronik müziklerden yeni formları keşfediyor, onun çeşitlenmesini istiyor. Sürekli belli bir tempoda çalınmış, belirli bir şarkı sözü kalıbında ilerleyen eserleri sevmiyorlar. Türkçe raple de bazı formları melezlediğin zaman ortaya bu çıkıyor. Daha önce de arabesk rapin yükseldiği bir dönem oldu. Arabesk rap bir dönem yükselişteydi ama oradan istenen alınamadı. O formu iyi kullanamadılar. “Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur sample’ları üstüne şarkı sözü yazarım, acıların çocuğuyum” meselesi üzerinden bir müzikal form çıkartmak istediler. Nitelikli iş yapamadıkları için tutmadı. Formu Eypio, Günah Benim çıkışıyla daha başka bir yere oturttu.

  • Doğulu enstürmanların, kemanların, bağlamaların sample’larda yoğun olarak kullanıldığı eserler çok eskiden beri üretiliyor ama

O çok başka bir hikâye. Arabesk rap’in ilk nüveleri 90’larda oluyor zaten. Karaöfke diye İzmir’de bir grup var. Bir parçasında o tarz bir sample kullanıyor. İslamic Force o tip şeyler kullandı. Barış Manço’dan İbrahim Tatlıses’e kadar pek çok müzisyenden sample kullandılar. Ama arabesk müzik başka bir form. Her sample kullanana arabesk demek doğru değil. Onun kültürel bir formu var, sözleri ile ilgili bir meselesi var. Ama genel olarak arabesk rap adına yapılan işlerin tutmadığını söyleyebiliriz. Günah Benim’de Eypio bu formları harmanlayan bir şey sundu. Dinleyiciyi yakalamayı bildi. Klibinden şarkılardaki tınılara kadar onu hissettirdi. İnanılmaz bir değişim dönüşüm ve yer değişim süreci var şuan.

  • Şuanda da rap ana akım bir müzik türü haline geldi.

Bu ana akımlaşmayı Amerika uzun süredir yaşıyor. Türkiye de eninde sonunda yaşayacaktı. Artık insanlar ilk defa bu kadar para olduğunu gördüler bu işte.

20 yıl önce Ceza da Medcezir’i çıkarttığında, Rock’n Coke’a çıktı, Sezen Aksu ile, Burcu Güneş’le feat yaptı. Fuat’la beraber reklam filmlerinde oynadı. Dizilerde rap 2000’lerden beri kullanılıyor. Bu bir köşe kapmaca. Şimdi Günah Benim’le başlayan süreç, Ezhel, Ben Fero gibi trendlerle devam etti. Ezhel zaten eski bir müzisyen. Torbadan çıkan biri değil. Halk müziğinden reggae müziğe kadar pek çok müzikal türe hakim, aynı zamanda politik de bir karakter. Belli bir yerde gençliğin müzikal trendlerini okuyabildi.

Dinleyici kitlesi artık farklılık istiyor. Onu veremessen artık seni piyasadan siliyor. Türkiye kültürel ve toplumsal olarak çok ciddi süreçlerden geçti. Gezi’nin kendisi ayrı bir süreç yaşattı. Son dönemdeki politik süreç ayrı bir evrime neden oldu. Dijitalleşme ayrı bir yerde duruyor. Dijital platformlarda aynı anda milyon tane şarkı çıkıyor. Ayrıca bir sürü alternatif müzisyen çıktı piyasaya. Türkçe rapte ise çok para döndüğü için şu an bu kadar ön planda. Bir MC’nin aylık kazancının 100 bin TL olduğu bir ortamdan bahsediyoruz. Bir yerde bu kadar para varsa ana akımlaşması da, onun iyi gösterilmesi de, dizi müziği olması da sıra dışı değil.

  • Hip hop sokaktan gelen bir müzik türü. Örneğin ben Ankara’da Karanfil Sokak’ta gençlerin kendi aralarında toplanıp Freestyle yaptıklarını, orada birlikte vakit geçirdiklerini hatırlıyorum. O sokağın formu değişti diyebilir miyiz? Ya da rap artık sokakta değil mi?

Sokağın kendisi değişmez. Sokağın belli bir dili vardır. Hangi rap bir kere? En büyük tehlike yekpare bir Türkçe rap anlayışı. Şimdi bunu Ezhel, Eypio, Ben Fero diye görürsek bu işin içinden çıkamayız. Ceza da, Fuat da, Sagopa da, Sahtiyan da, Karaçalı da, Tahribad-ı İsyan da burada. Hepsi birbirinden çok farklı şeyler. Yekpare bir şey değil. Bunları aynılaştırdığımız an bu sanatçıların farklılıklarını ve özgünlüklerini görememiş oluruz. Tahribad-ı İsyan niye böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor örneğin? Yaşadığı mekânın, sokağın kendisinin yıkılma haline tanıklık ediyor ve bunu raple ifade ediyor. Yeni bir sokağı, yeni bir şekilde ifade etmek gibi düşünmek gerek bunu. Onun sokağı yıkılmış olabilir, hala da dönüşüyor olabilir. Ama onlar yine de kendi deneyimlerini, geçmişini anlatıyor bir şekilde. Bir taraftan Grafiti dediğimiz sanat da hala çok iyi örneklerini verebiliyor. Hiphopçılar sokaktan çekilmiş olsa grafiti olur muydu?

  • Aga-B bir konser kulisinde kendisi ile yapılan bir röportajında, “sokak artık bu kuliste” gibi bir ifade kullanmış örneğin.

O çocuklar hep sokakta. Sokak yine onun sokağı. Kuliste tabi ayrı bir kolektivite var. Gençlik sokağı eskisi kadar kullanamıyor. Sokağa çıktığında kendini nasıl ifade edebildiğin önemli. Grafiti yaptığında cezasını nasıl ödeyebileceğinle ilgili bir mesele biraz da sokağı kullanmak. Bekçilerin sokağın formunu değiştirmesini de eklenmesi gerekiyor. Sokak form değiştiriyor. Ama bu form değiştirme bir yandan kıymetli. Yani sokağa yönelik müdahaleler artsa da sen ona göre başka bir yöntem belirliyorsun. Sana müdahale varsa sen de ona göre bir manevra belirliyorsun. Bu zaten rapin kendi karakterinde olan bir şey. Parti müziği olarak başlıyor ama ırkçılığa karşı da bir şeyler söyleme ihtiyacı hissediliyor. Politik duruşa sahip olan insanlar çıkıyor içinden.

Sokak demek özgürlük ve genişlik demektir. Kurallarını öğrenirsen rahat edersin. Biranı bir sokakta içemezsin ama başka bir sokakta içiliyordur, onu bilirsin. Keçi yolunu öğrenirsin. Kestirme yoldan gidersin. Seçtiğin yol da seni gösterir. Her patika, başka kültürel yolun sembolik değerini taşır. Şuan o yol değişti rapte.

  • Bu kadar para dönen, bu kadar popülerleşen rapte süreç nereye gidecek?

Seneye bu işin aynı coşku ile olacağına dair şüphelerim var. Bu iş iliğine kadar sömürülecek. Uzun vadede popun yeni bir piyasası, kazanımı olduysa, rap de belli bir yerde zenginleşecek. Afrobeat’le, elektronik dans müziği, dupstep gibi altyapılarla bunlar zenginleştirilecek. Bunlar zaten hep konuşuldu. Yeni değil. Bazı türlerde bu tartışmalar ara sıra çıkar. Bir sonraki sene de inanılmaz bir rock trendi duyabilirsin. 90’larda Haluk Levent’lerin başlattığı, Anadolu poptan Anadolu Rock’a evrilen süreç de ancak belli bir süreden sonra popülaritesini kazandı. 90’larda Anadolu Rock, gitar tınısını dinleyiciye alıştırdı. 2000’lerde de form değiştirdi ve alternatif gruplar piyasaya çıktı. Bir süre sonra Türkçe rap de geleceğe böyle bir form, iz bırakır. Yani örneğin Gazapizm çok popüler bir rapçi olmasına rağmen Autotune kullanmıyor. Politik bir yerde duruyor. Bu isimleri de böyle değerlendirmek lazım.

 

  • Autotune kullanımı da çok fazla tartışma konusu oldu rapçiler ve rap takipçileri arasında. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sesin dijitalize edilmesi 90’lardan beri kullanılan bir teknoloji. Ama “sesi dijitalize etmek rape ne kadar içkindir?” tartışması daha kritik bir yerde. Bir yanda çok değerli vokaller var ama bir yandan kendi vokalini kamufle edenler var. Ezhel mesela farklı bir yerde duruyor burada. Autotune kullanıyor ama o bir tınıyı satmaya çalışıyor. Bunu da yadsımıyor. Buradan biraz para kazanması gerektiğinin farkında. Kazansın da zaten.

  • Peki bu yapılan müzik Türkçe rapin devamı mı? Kültürün içinde sayılabilir mi bu yeni nesil rap?

Bu tartışma çok önemli. Ezhel’e Gençlerbirliği taraftarı olmasından olarak tut da politik duruşuna kadar nasıl “bu sokağın insanı değildir” diyebilirsin ki bir albümle? Bu kültüre ciddi bir şekilde emek harcamış bir insandan bahsediyoruz. Ankara’nın takımından tut da sokaklarına kadar, hepsi yaşam biçimine yansımış. Ezhel’i Ankara’da sürekli sokakta görürsün zaten. Kazandığı para, yaptığı müziğin formu değil. Bugüne kadar beslendiği şey zaten Türkçe rap, Anadolu müziği, reggae, vb. Hiçbir zaman bu dünyaya, bu topraklara sırtını dönmedi. Evet ana akımlaşıyor. Televizyonlarda, dizilerde daha çok yer buluyor kendine bu müzik. Rock’n Coke’a Ceza çıktığında da kıyamet kopmuştu. Rockçılar da rapçiler de kızmıştı. Aynı durum başka bir yerden bir punk grubu olan Rashit’in de başına geldi o dönem. Bizde tartışma bitmez. Bunun keyfi burada. Estetik tartışması ise daha bireysel bir mesele.

  • Bence bir müzik türünde popülerleşmenin o türe bütünüyle bir faydası var. Yani ben bugün Eypio, Ezhel dinlemeye başlayıp, eğer meraklıysam örneğin, Otonom Piyade’ye kadar rahatlıkla ulaşabilirim internet ortamını kurcaladıkça. Dolayısıyla o tür içinde “alternatif” bir şey üretene de yarıyor bu popülerleşme.

Bu o yüzden bir yozlaşma, bozulma olarak değerlendirilmemeli. Bir kapıyı açtıktan sonra hiç sorun değil popülerleşmesi. 100 tane dinleyici vardır. 200 olur. Bir bakmışsın 20 tanesi nitelikli dinleyiciye dönüşür. Bir sample’dan yola çıkarak kendini bambaşka bir yerde bulursun. O tutucu olma hali tehlikeli bir şey. Her şey dönüşüyor. Bunu kabullenmek lazım.

  • Boom bap ritimler üzerine, kirli bir vokalle, yoğun bir lirikalite ile şarkı okuyarak hala müzik yapmaya çalışan rapçiler de var hala.

O dönem bitti. Öyle yapmaya devam edecek insanlar var. Oldschool dediğimizin kıymeti burada tabi. Killa Hakan, Fuat Ergin orada duracak. Eski usul, “eski kafa” duracak. Yenilenmenin kendisine karşı da gıcıklık yapmamak gerek. Bunun adı muhafazakarlaşma olur. Ceza, Sagopa gibi sanatçılarla Ezhel’in yaşları arasında dahi bir sürü fark var. Ceza’nın başına bir sürü mesele geldi. Bu tartışmaların hiçbiri yeni değil. O zaman Burcu Güneş’le şarkı yaptı diye adama neler dediler. Bu işten birilerinin para kazanması lazım. Nereden para kazanacak. Birileri istiyor ki, bu sanatçılar hep böyle kalsın, hiç piyasaya girmesin, hep benim olsun.

Saf, temiz kalma çabası tutuculaştırır. “Hem para kazanayım hem temiz kalayım, ana akımlaşmayayım” gibi bir şey çok olanaksız. Spotify’a, Youtube’a vermeyecek misin şarkıyı? Eski usul CD basıp dağıtsan bile biri alıp Youtube’a yükler ve parayı o kazanır bu sefer. Hangi müzisyen dinlenmemek için müzik yapar? Böyle bir kafa olmaz.

Rap dediğin müzik de yeni bir şey değil sonuçta. Islamic Force’dan beri var. 1991’de ilk Türkçe rap şarkısını King Size Terror grubu, “Bir Yabancının Hayatı” ismiyle çıkardı. Türkçe rapin 30 yıllık bir mazisi var. Bu artık ilerleyeceği kadar ilerledi. Gelişeceği kadar gelişti. Burada artık bir ayıklanma olacak sadece. Dinleyici artık çok iyi ayırt ediyor. Dijital platformlardan anında izleyebiliyor ve karşılaştırabiliyor birbirleriyle. Referanslı, zekice söz yazmak gerekiyor. Küfür de eskisi kadar çalışmıyor artık. Herkes küfrü kabul etmiyor. Form değişiyor. Genç nesil çok zeki. Bir şeyi neden küfür etmek zorunda olasın ki.

  • Sonuçta küfür dediğimiz şey sokakta. Bu da sokak müziği. O yüzden bana normal geliyor biraz.

Niye kendini küfrederek ifade etmek zorunda olasın ki? Sözleri daha zekice kullanmak varken sonunu öyle bitirmek neden? Küfür belli bir yerde çıkmaza düştüğünü gösteriyor. Başka bir metot kullan. Aşağılamak için mi kullandın bu küfrü?

  • Bazen gerçekten küfür sırıtıyor ve kulak tırmalıyor ama sözlerin içinde iyi yerleştirildiyse ben şarkıcıların küfrettiğini farketmiyorum bile.

Onu zekice kurgulamak mesele. Çıkmaza düştüğünde küfre sarılıyorsan problem var. Ama bir söz yazarken en iyi kullanılacak şey o küfürse ve orada küfür kullanılıyorsa bu olabilir. Ama akışı bozduğu zaman gerçekten kötü duruyor. Zekice ilerleyen edebi bir süreci bozmuş oluyorsun.

  • Şimdi rapçiler arasında da yoğun tartışmalar var. Bazı MC’ler “Biz eskiden toplumsal sorunları anlatıyorduk. Şimdi arabalar, güzel kadınlar, para, uyuşturucu anlatılıyor” eleştirisi yapıyor. Eskiden de bu tip şarkılar vardı ama belirleyen değildi. Şimdi belirleyen ve baskın. Bir yandan hakları var mı bu eleştirilerin?

Rap protesttir, politiktir gibi bir kalıba sokmak doğru değil. Rapte milyon tane tür var. Milyon tane yaklaşım var. Geçmişi parti ve eğlence ile çıkan bir müzik sonuçta. Piyasa da artık çok iyi para kazanmaya başladı. Herkes bir pozisyon tutuyor. Önümüzdeki süreçte yeraltı festivalleri olabilir. Oldschool kafalı şeyler olacak. Anaakım şeyler yapanlar da olacak. Herkes köşesini belirliyor. İçtenlikler ortaya seriliyor. Bundan sonra dinleyiciye seçmek kalıyor. Seçme hakkının olduğu bir şeyi mi istersin, yoksa her şeyin aynı olduğu bir türü mü? Kimlikler, giyim tarzları, yaşam biçimleri, kültürel yaklaşımlar gibi çok fazla belirleyenin parçası olduğu bir sürecin ortasında dinleyicinin kendine göre olanı seçmesi gerekiyor sadece. İlerde öyle festivaller yapılacak ki cinsiyetçi söz söyleyen adamlar çağrılmayacak belki de. Tersinden başka şeyler yapılacak. Milliyetçi tondan şarkılar yapanlar olacak. Protest rap sadece bir alt tür. Sözlü ve kişisel bir yaklaşım. Öyle olmayanı gömersen bu işin önünü kapatırsın. 1 senedir çok iyi tartışmalar yürütülüyor bir yandan.

Tartışmanın kendisi bitmez ama hesaplaşmalar büyük oranda bitecek. Saflar belli olacak ve bu iş artık rafine bir şeye dönüşecek. Daha rafine, incelikli işler çıkacak.

NOTLAR:

Sample: Ses örneği, bir ses kaydındaki, bir enstrüman sesindeki veya bir şarkıdaki bir bölümün aynen ya da örnek alınıp değiştirilerek başka bir şarkıda kullanılması işlemidir.

Autotune: Akort düzeltme teknolojileri. Bazı ayarlarla insan sesini bozucu bir etki bırakmak amacıyla da kullanılabilmektedir.

MC: Master of Ceremony ya da Microphone Controller. Rap’te Şarkı sözünü yazan, şarkıyı söyleyen, rap stilini belirleyen kişilere denir.