Söyleşi: Pelin Teymur

İstanbul Ekonomi Araştırma Şirketi’nin Genel Müdürü Can Selçuki ile Mart 2019’daki yerel seçimlere dair öngörülerini ve anket sonuçlarının seçimlere olası yansımalarını konuştuk.

CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için Mansur Yavaş’ı göstermesini doğru bulduğunu ifade eden Selçuki, İstanbul’da ise Ekrem İmamoğlu’nun yarışa dezavantajlı başladığını belirtiyor.

Can Selçuki; yapılan son anketlere göre muhalefetin 16 yıl sonra ilk defa İstanbul’u kazanma şansı olduğunun altını çizerek, muhalefetin bu yarış için doğru stratejik aklı ortaya koyamadığını ifade ediyor.

  • İstanbul Ekonomi Araştırma’nın Aralık 2018 Türkiye Monitörü araştırmasında 24 Haziran’da AKP’ye oy veren seçmenin yüzde 56’sının ekonomiyi “kötü” ya da “çok kötü” olarak değerlendirdiği görülüyor. Bu durum AKP’nin yerel seçimlerde alacağı olası oyu nasıl etkiler? 2008 krizinden sonra 2009 yerel seçimlerinde olduğu gibi AKP’nin oy oranında düşüş yaşanır mı?

Genel bir değerlendirme yapacak olursak, Türkiye’de seçmenin oy vermesinde etkili iki tane makro trend var. Bunlardan bir tanesi ideolojik ve kültürel diğer ise ekonomi. Ekonominin kötü olduğu dönemler, mevcut hükümetin liderliğine yönelik kuşkular uyandırdığı için muhalefet adına önemli fırsatlar yaratabilir. Son 20 yılda ekonomik krizi fırsata dönüştürmeyi başaran tek parti AK Parti olmuştur. 2001 krizinden sonra yapılan seçimlerde AK Parti tek başına iktidar oldu ve o günden beri bu konumunu devam ettiriyor.2009 seçimlerine baktığımız zaman, küresel finansal krizin Türkiye’yi etkisi altına aldığı bu dönemde AK Parti oylarının %38’ düştüğünü görüyoruz. Fakat o dönemde muhalefet bu durumdan faydalanamadı.

Dolayısıyla AK Parti seçmeninin ekonominin gidişatına yönelik tatminsizliğinin oy oranlarına yansıması için, ortada güçlü alternatiflerin olması lazım. Erdoğan’ın ekonomik liderliğine olan güven %46,8’den %33,7’ye düşse de, Cumhurbaşkanı anketlerinde birinci sırada yer almaya devam ediyor. Diğer liderlerin oranlarına baktığımızda hepsinin Erdoğan’ın liderliğine karşı tehdit oluşturmaktan çok uzak olduğunu görüyoruz. Ekonomik sorunların ancak yeni bir liderle çözülebileceğini düşünenlerin oranı %31,2, fakat henüz ortada bu kitleyi mobilize edebilecek bir isim yok.

24 Haziran seçimlerinden önce başlayan ekonomik çalkantı, seçim sonrasında arttı. Kasım ayı itibariyle hane halkının özellikle gıda enflasyonu ve hayat pahalılığı üzerinden ciddi anlamda olumsuz etkilenmeye başladığını görüyoruz. Kuşkusuz bu durum AK Parti seçmeninde bir memnuniyetsizlik yaratacaktır. Oylarda da bir azalmaya sebep olacağını düşünüyorum. Ancak AK Parti yönetimi de bunu görüyor. MHP ile ilk başta bozulan ittifakın tekrar tesis edilmesinin arkasındaki esas sebebin bu olduğunu düşünüyorum. AK Parti’nin oyları azalsa da hatırlamak lazım ki bu bir yerel seçim, yani oylarınız azalabilir ancak rakibinizin üstünde kaldığı sürece belediye başkanlığını aldınız demektir.

  • CHP, Ankara’da Mansur Yavaş’ı, İstanbul’da ise Ekrem İmamoğlu’nu büyükşehir belediyeleri için aday gösterdiğini açıkladı. Muhalefetin 16 yıl sonra iki büyükşehri alma şansı nedir?

Türkiye’nin güncel ekonomik durumu göz önünde bulundurulduğunda, doğru aday seçimi ciddi bir fark yaratabilir. Ankara büyükşehir belediye başkanlığı için Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesini çok doğru buluyorum, bunu takiben Mehmet Özhaseki’nin adaylığı ile ilgili şüphelerin ortaya atılması da bu tezi destekler nitelikte. Fakat İstanbul için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. CHP Ekrem İmamoğlu’nu aday göstererek seçimlere dezavantajlı olarak başladı. İYİ Parti aday göstermeyerek, HDP de üstü kapalı olarak CHP’nin bu seçimini destekliyor. Ekrem İmamoğlu’nun rakibi Binali Yıldırım. Siyasi özgeçmiş ve tanınmışlık anlamında bu iki siyasetçiyi karşılaştırdığımız zaman, CHP’nin rekabete geriden başladığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla CHP’nin ekonomik sorunlara rağmen bu seçimde İstanbul’u alması çok zor. Bu tespitten sonra şunu da söylemek önemli. Son 16 yıldır muhalefetin İstanbul’u ilk defa kazanma şansı vardı. Biz bunu Kasım ayında yaptığımız anketlerde görebiliyorduk. Kaldı ki bu 16 Nisan referandumundan beri süregelen bir trenddi. Ancak görünen o ki muhalefet bu fırsatı kullanacak doğru stratejik aklı ortaya koyamıyor.

  • Ankara’da MHP seçmeninin, İstanbul’da ise Kürt seçmenin oylarının belirleyici olacağı söyleniyor. Ankara’da Cumhur İttifakı, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu düşünüldüğünde MHP’li ve Kürt seçmenlerin oy davranışıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Yerel seçimlerde parti aidiyetinin rolü genel seçimlere oranla daha düşük. 24 Haziran seçimlerinden farklı olarak, MHP seçmeninin kendi partisine oy verme şansı kalmadığı takdirde nasıl hareket edeceğini bilmiyoruz. Benzer şekilde, AK Partili seçmenin yalnızca MHP’nin aday olduğu yerde nasıl bir davranış sergileyeceğini henüz bilmiyoruz. Böyle bir durumda MHP’li seçmen sandığa gitmeyebilir veya AK Parti adayına oy vermeyip meclis üyeliğinde yine kendi partisini destekleyebilir.

Batı illerinde HDP seçmeninin CHP ve adaya bağlı olarak da İYİ Parti adaylarına destek vereceğini düşünüyorum. İstanbul özelinde, Kürt kökenli seçmeni ikna etmekte daha başarılı olacak aday adayları vardı. Şimdi bu seçmen grubu Ekrem İmamoğlu’na nasıl yaklaşacak göreceğiz.

  • Sizin araştırmalarınızda CHP seçmeni ile ilgili ortaya çıkan belirgin bir eğilim var mı? 24 Haziran seçimlerinden sonra sandığa gitmeyecek, kızgın CHP seçmeni sayısında önemli oranda bir artış görülüyor mu?

CHP seçmeninin 24 Haziran seçim günü ve sonrasında gelişen olaylar nedeni ile partisine tepkili olduğu aşikar. Ağustos ayında benzer bir soru sormadığımız için artışı analiz edemiyoruz fakat Kasım ayında yaptığımız yerel anketlerde 24 Haziran seçimlerinde CHP’ye oy verdiğini söyleyen seçmenlerin %22’si tepki olarak önümüzdeki yerel seçimlerde oy vermeyebileceğini ifade etti. Bu oran başarılı olmak için muhakkak iktidardan oy toplaması gereken bir parti için oldukça kritik ve CHP’nin hala bu tepkinin nedenini tam olarak analiz edememiş olması seçmene olumsuz bir mesaj veriyor. Örneğin, Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanından randevu istediği sabahın öğleninde bir parti yetkilisinin çıkıp da “Cumhurbaşkanı meşru değildir” demesi gibi yönetişim kazalarını artık görmek istemiyor CHP seçmeni. Kampanyalar başlayınca seçmen o havayla sandığa gidecektir ancak burada alınması gereken bir mesaj var.

Can Selçuki Kimdir?

Can Selçuki Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünü tamamladıktan sonra Bocconi Üniversitesi’nden Ekonomi ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisans eğitimi almıştır. Şu anda pazar araştırma ve büyük veri analizi yapan İstanbul Ekonomi Araştırma şirketinde Genel Müdürlük görevini sürdürmektedir. Bundan önce, Dünya Bankası Ankara ofisinde 4 yıl olarak ekonomist görevini sürdürmüştür. Bu görevi sırasında Türkiye ve Azerbaycan’da kamu ve özel sektöre ile Türkiye’de rekabetçiliğin arttırılması alanında çalışmalarda bulunmuştur. Bu kapsamda bölgesel kalkınma, rekabet ve inovasyon politikalarına odaklanıştır. Dünya Bankası’na katılmadan önce 3 sene boyunca Brüksel merkezli Avrupa Politikaları Çalışmaları Merkezi’nde (CEPS) ekonomist olarak çalışmıştır. Türkiye’de ticaretin rekabetçiliği, bölgesel rekabet ve inovasyon politikaları üzerine makale ve raporları bulunmaktadır.