Siyasetin makbul seçmenleri: Kararsızlar

Amacı, örneklemi, hedef kitlesi ne olursa olsun, bugünlerde görünülürlükleri artan kamuoyu araştırmalarının tespit ettiği temel bulgulardan biri; kararsız seçmenlerin artmakta olduğu.  Araştırmaların yapıldığı tarihlerde bir seçime gidilseydi, sandığı protesto edeceğini söyleyenlerle birlikte ele alınırsa, her 4-5 kişiden 1’i kararsız/protestocu seçmen. Sandığı protesto edeceğini açıklayanların büyük kısmının seçim günü sandığa gitmeyişi ve 1983’den günümüze toplam 19 genel, yerel seçimde katılım ortalamasının % 86  olduğu dikkate alınırsa, aslında kararsızların oranının seçimler yaklaştığında maksimum % 10’larda seyrettiği, bunun da çok yüksek bir oran olmadığı görülür. Fakat, yeni hükümet sisteminde özellikle başkanlık seçiminin % 50 artı 1 ile toplamı sıfır olan (zero sum game) bir oyuna dönüşmesi nedeniyle 1 oyun bile hayati öneme sahip olduğu malum. Bu nedenledir ki ittifaklar, ittifaklar içindeki ve dışındaki partiler için siyasetin makbul seçmenlerinin kararsızlar olduğuna şüphe yok.

KIM BU MAKBUL SEÇMEN?

Bireyin politik tercih anlamında herhangi bir aday/partiye ilişkin kararını netleştirmemesi büyük ölçüde parti sadakati/bağlılığının zayıflığıyla ilgili bir politik tutumdur. Uğrunda tercih yapmaya değmeyecek politik özne ve nesnelerin varlığına ilişkin tutum, parti tercihlerde seçimlere uzun süre kala kayıtsız kalmanın, geri çekilmenin, seçim anında ise katılmama şeklindeki davranış boyutunun tetikleyicisi olabilir. Seçim yaklaştıkça geri çekilmenin, kararsızlığın terkedilip, belirli bir tercihte karar kılınması ise oy verme davranışının ardında yatan, ağırlıklı olarak ekonomik dinamiklerle ilgili olabileceği gibi, duyguların da sonucunda oluşan bir tutum değişikliğidir.  Bu duygular geçmişte öfke, kaygı, korku, gurur ya da umudun biçimlendirdiği bir karara ve tercihe dönüşmüştü.

Bu sitede (politikyol.com) Nezih Onur Kuru bir süre önce bir araştırma kuruluşunun bulgularından yola çıkarak kararsız seçmen profilini tanıttı. Bulgular bu kitlenin ideolojik kimliklere daha az bağlı, ağırlıklı olarak merkezde konumlanan, başkanlık sistemi taraftarı olma düzeyi düşük, ekonomik gidişatı ilişkin karamsar, yarıya yakınının 30 yaş altı (% 44.6), ağırlıklı olarak öğrenci, esnaf, ekonomik sorunları ancak % 25’inin muhalefetin çözebileceğini düşünenlerden oluştuğuna işaret ediyordu[1].

Görüldüğü gibi, kitlenin yaş ve mesleki kökenleri dahi sayısal anlamda aynı seçmenin dikkate değer bir çoğunluğunun profiliyle örtüştüğüne işaret etmekte. Bu nitelikleriyle doğaldır ki bu kitle için en fazla müsaadeye mazhar parti olabilmek, oy makasının çok dar olduğu parti sisteminde kitleyi yanına çekebilmek partiler için hayat mayat meselesi. Dolayısıyla, 1 kararsız bile partiler için makbul seçmen. Kararsızların 2018 seçimindeki tercihleri incelendiğinde, Metropoll’un 1 yılı kapsayan düzenli aylık araştırma bulgularına göre, yaklaşık olarak kararsız olan her 3 seçmenden 1’i geçmişte AKP’ye oy verenlerden oluşuyor.

Son seçimde AKP’ye oy verenlerin kararsızlık eğilimi en yüksek Haziran 2020’de (Kararsızların %37,3’ü), en düşük Kasım 2020’de (%27,8’i). Mayıs 2021 bulgularına göre ise kararsızların yüzde 31’i AKP’ye oy vermiş. Trende bakıldığında, 1 yıl içinde yaklaşık her 3 AKP seçmeninden 1’inin kararsızlar arasına katılması dikkate değer bir yeni seçmen mevzilenmesi olarak düşünülebilir. Mayıs bulgularına göre kararsızların % 15,4’ünün 2018’de CHP’ye, % 5,9’unun MHP’ye, % 4,3’ünün HDP’ye, % 2,9’unun İYİ Parti’ye oy vermeleri de çarpıcı. Asıl önemlisi; kararsızların % 28’inin 2018’de protesto oyu kullanmış olmaları. Rakamlar özellikle AKP ve bir miktar CHP seçmeninde parti tercihi anlamında bir geri çekilme davranışıyla kararsızlık eğiliminin neredeyse yerleşip, pekiştiğini, bu eğilimin en az İYİ Parti seçmeninde varolduğunun habercisi.

MAKBUL SEÇMEN KIMDEN YANA?

Kararsız seçmenin kendi konfor alanına çekilip, parti siyasetinin özneleri olan partileri ve aktörleri politik trübünlerden izlemesi, maç devam ederken  stadı terkedecekleri anlamına da gelmiyor tabii ki.   Nitekim Metropoll araştırmanın Mayıs anketindeki bulgular seyircinin takımlarına yeni bir şans vermeye de yatkın olduklarını düşündürtmekte. % 23,5’lik kararsız seçmenlerin % 39,9’u kendisini millet ittifakına yakın ya da iki ittifaka da yakın olmamakla birlikte bu ittifakı tercih etme eğiliminde.   Cumhur ittifakına yakın ya da iki ittifaka da yakın olmamakla birlikte bu ittifakı tercih edenlerin toplamı ise % 27,9[2].

Görülen o ki karşımızda oy verdikleri partilerle bağını tamamen koparmaya gönlü razı olmayan, fakat şartlar oluşmadığı takdirde bu partilerin gözünün yaşına bakmayacak bir seçmen protipi karşımızda duruyor. Mevcut tabloya göre bu seçmenin tadı tuzu, rengi olmayan gri alanda seçim yaklaşana kadar kalmaya devam etmesi, yani geri çekilme hallerinin sürmesi ya da partilerin bir yol bularak bu seçmeni yanlarına çekebilmesi mümkün.

MAKBUL SEÇMEN NASIL KAZANILACAK?

Partiler oyunun sonucunu tayin etme gücüne sahip kararsız kitlenin önemini farkettikleri için, 1’i dahi kendileri için makbul seçmen konumunda. Bu seçmenin kararsızlığı bu saatten sonra ne sosyolojik, ne psikolojik ne de rasyonel-ekonomik yaklaşımla tahminlenebilir ve yanlarına çekilebilir diye düşünüyorum. Partilerle özdeşlemesi düşük, parti bağlılığı olmayan bu kitle için ideolojik referanslar da muhtemelen kullanım ömrünü tamamladı. Muhtemelen önümüzdeki süreçte duygularının da katkısıyla şekillenecek tutum değişikliğine dayalı tercihleri hem kendilerinin hem de partilerin kaderini tayin edecek.

Karmaşık duygular içindeki bu seçmeni cezbetmek için partilerin önünde iki yol var: Ya makbul seçmenin duygularına seslenerek, rakipler için seçmende öfke, kaygı, korku, gibi negatif politik refleksler üretmeye devam edecekler ki bu, politik kutuplaşmanın şiddetlenmesiyle sonuçlanacak milliyetçi, dini hamasetten başka bir şey değildir  ya da gururlarını oksayarak, onlara umut verecek strateji ve politika önermelerini tercih edeceklerdir. Gurur ve umutta da çizgi aşılırsa yine hamaset baskın olacak.

Bu duygular çeyrek asırdır iktidar partisine kazandırsa da, dozu düşürülmediği, rasyonel referanslarla harmanlanmadığı takdirde, seçim kazandırıcı rolü tükendi. O halde ne yapılmalı? Kanımca, makbul seçmeni partilerin toplumsal tabanına dahil etmenin yegane yolu, değer temelli referansları yok saymadan, akılcı sorun, konu odaklı çözüm önerilere yönelme.  Bu şekilde seçmenin karşısına çıkan parti/ittifak, ilk seçimde makbul seçmenin kazandıranı olacaktır.

[1] https://www.politikyol.com/kararsiz-secmen-profilini-taniyalim/ Alıntı tarihi: 22 Mayıs 2011.

[2] https://www.gercekgundem.com/siyaset/280366/metropollden-son-anket-kararsiz-secmen-hangi-ittifaka-daha-yakin, Alıntı tarihi: 13 Haziran 2011.

- Reklam -
spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
33,727TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

YAZARIN DİĞER YAZILARI

PolitiYol Telegram'da