Siyaset meslek değil kamu menfaatini korumaktır

Murat Aksoy
Kabataş Erkek Lisesi'nde, Erciyes Üniversitesi İİBF İşletme okudu. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü'nde Yüksek Lisans eğitimi aldı. 1996’da Yeni Yüzyıl ve Radikal gazetelerinin Yorum sayfalarında başlayan yazı serüveni, 2005’te Yeni Hukuk Dergisi’nde Yayın Koordinatörü olarak devam etti. Daha sonra Yeni Şafak’ta editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. T24, Millet, Yeni Arayış’ta yazdı. Türkiye’nin pek çok kanalında siyasi yorumlarda bulundu. TV Net ve Halk TV’de program yaptı. Yayınlanmış dört kitabı (Başörtüsü-Türban, Sosyal Demokrat Parti Krizi/Sol Arayışlar, Küresel Kapitalizmin Krizi (Osman Ulagay ile) ve Silivri’den Özgürlüğe) bulunmaktadır.

Önsözünü 25 yıllık siyasi yol arkadaşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yazdığı Yavuz Saltık’ın “Tanrım Beni BAŞKAN Yarat” kitabı yayımlandı. Saltık siyaset için; “Bence meslek değildir. Ama Türkiye de meslek olarak algılanıyor. Türkiye’de siyaset zenginleşme aracı olunca böyle sonuçları da oluyor. Oysa siyasetçinin önceliği toplumsal sorunları çözerken, kamunun yüksek menfaatini gözetmektir.” diyor.

Sunuş

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Yavuz Saltık, Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 25 yıllık arkadaşı, onun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde de Özel Kalem Müdürü. Esas mesleği ise araştırmacılık. Uzun meslek hayatı boyunca pek çok siyasiye danışmanlık yapmış, seçim kampanyası yönetmiş.

Bütün bu deneyimlerini daha geniş kitlelere aktarmak için geçtiğimiz günlerde bir kitap yayımladı: “Tanrım Beni BAŞKAN Yarat”. Karakarga Yayınları’ndan çıkan kitabın önsözünü Ekrem İmamoğlu yazdı. Saltık ile kitabı ve siyaseti konuştuk.

Saltık kitabı için iddialı. Neden diye sorduğumda; “Orada ne yazıyorsa hepsi test edilmiş veya gözlemlenmiş bilgilerdir. Başkalarından duyduğumuz veya kitabi bilgiler değildir. İddia aslında  kitabın içerdiği gerçekliktendir.” Diyor.

Murat Aksoy

Bu kitap daha önceden yayınlandı, neden yeniden yayınlanma ihtiyacı duydunuz?

Teori ve pratik bilgi her işte olduğu kadar siyasal iletişimde de önemlidir. Uzun yılların tecrübesi ile denenmiş teorik ve pratik bilgileri bu kitapta derledim. İlk baskısını 2009’da çıkardım ama yeni ve güçlü bir yayınevi değildi. O nedenle kitabın talihsiz bir serüveni oldu. Onun üzerine başında veya içinde bulunduğum başka kampanyaların da tecrübelerini ekleyerek yeni baskısını yapmak istedim. Doğrusu Karakarga Yayınları da bu konuda çok istekli davrandı. Biraz da o cesaretlendirdi.

İMAMOĞLU İLE KAPI KAPI DOLAŞTIM

Bu başında ve içinde bulunduğunuz kampanyalar içinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu kampanyası da var mıydı? Varsa bu kampanyada ne gibi eklemeler oldu bu kitaba?

Başkan Ekrem İmamoğlu ile tanışıklığımız 25 yıl kadar. Ona siyasi yolculuğuna başladığı günden beri refakat ettim. Aklına vicdanına güvendiğim biri olarak tüm katkılarımı gönüllü olarak yaptım. Belediye Başkan adayı yapılmadığında yani aday adaylığı, Beylikdüzü İlçe Başkanlığı, Beylikdüzü Belediye Başkan adaylığı dahil olmak üzere her süreçte ona destek olmak adına elimden gelen her şeyi yaptım. Konuşmalarını yazdım, notlar aldım, onun adına bülten çıkardım, sunuculuk yaptım, insan kaynağı yönettim. Çalıştığım işten arta kalan tüm zamanlarımda onun siyasi yolculuğuna destek oldum.

Beylikdüzü Belediye Başkan adaylığı sürecinin her aşamasının içinde oldum. Son bir ay çalıştığım iş yerinden izin alarak onunla kapı kapı gezdim. Bu bir kampanya yönetimi değil çok sevdiğim bir arkadaşıma omuz vermekti benim için. İyi ki de öyle yapmışım.

ADAYLARIN İŞLERİNİ KOLAYLAŞTIRACAKTIR

Peki bu kitap, siyasete girecekler için bir tavsiyeler kitabı mıdır?

Ben yazdım diye en iyisi bu kitaptır demem. Şüphesiz her derde deva sihirli bir değnek de değildir bu kitap. Ama iddiayla söyleyebilirim ki bence başkan adayları ve seçim kampanyaları için işlerini kolaylaştıran ve ufuk veren bir başucu kitabıdır. Tabii okursanız 🙂

Neden bu kadar iddialısınız?

Aslında iddialı olan ben değilim. İddia kitabın içeriğindedir. Hemen hemen her dünya görüşünden insanlar tanıyan, onların bir kısmına kampanya yapmış ve teoriyle pratiği birleştiren biri olarak tecrübelerden süzülerek gelen bilgilerim var kitapta. Orada ne yazıyorsa hepsi test edilmiş veya gözlemlenmiş bilgilerdir. Başkalarından duyduğumuz veya kitabi bilgiler değildir. İddia aslında  kitabın içerdiği gerçekliktendir.

O zaman kitaptan başkan adayları için en çarpıcı birkaç öneri alalım sizden?

Kitabı okumazsınız o zaman. Kitabın siyaset yapmak isteyen, başkan olmak isteyen herkes tarafından bir çırpıda okunmasını istiyorum.

SİYASET KAMU MENFAATİ GÖZETMEKTİR

Bu kadar kampanyanın başında ya da içinde olmuş biri olarak sizce siyaset nedir?

Siyaset insanların, toplumun sorunlarına kafa yormayı seven veya o sorunları çözmekten mutlu olan insanların işidir. Bir tek istisna. O da yapılan her iş ve eylemde kamunun yüksek menfaatini gözetmek kaydı ile. Her meslek için söylenir mutlaka ama ben siyasete daha çok yakıştırırım. Siyaset severek yapılmadığında hiç bir anlamı olmaz.

Bizde siyaset biraz da meslek gibi algılanıyor. Bu doğru mudur?

Bence meslek değildir. Ama Türkiye de meslek olarak algılanıyor. Keşke öyle olmasaydı. Pek çok kötü örnekleri yüzünden Türkiye’de siyaset zenginleşme aracı olunca böyle sonuçları da oluyor. Bu vesile ile çok önemli bir konu olan, siyasetin finansmanı sorunu çözülmeli ve buna bağlı olarak siyasi partiler yasası bir an önce değişmelidir.

TİKTOK HESABIYLA GENÇLERDEN OY ALINMAZ

Kitabınızda gençlere de değinmişsiniz. Sizce günümüz gençleri siyasete nasıl bakıyor?

Açıkçası gençlerin siyasete nasıl baktıkları dönem dönem değişen bir şey. Ancak gençlerin, siyaseti çok ciddiye aldıklarını düşünmüyorum. Gençler siyaseti daha çok yaşamlarının akışı içinde küçük bir parça olarak görüyor. Onların yaşamlarının odağında siyaset yok. Ve hatta gençler kendi aralarında siyaset konuşmuyor, tartışmıyor ve yetişkinler gibi holiganist biçimde bakmıyor siyasete.

Özellikle yeni nesil siyaseti ayrıştıran bir alan olarak gördüğünden buna pek yanaşmıyor. Ve görüyorum ki hangi sosyal sınıftan olursa olsun bütün gençler hemen hemen aynı dili konuşup aynı şeyleri söylüyor, özellikle Z kuşağı. Burada siyasiler gençlerin kendilerine has dilini öğrendiğinde onların zihin dünyalarına erişebiliyor. Oysa şimdiki siyasilerin birçoğu gençlere ulaşmayı bir Tiktok hesabı açmak zannediyor ki, bu çok komik bir yanılgıdır.

Gençlere ulaşmak tiktok hesabı açmak değildir. Hatta sadece sosyal medya platformlarında olmak da değildir. Tıpkı kedi sevince tüm hayvan severleri fethetmiş, basket oynayınca tüm sportmenleri fethetmiş olmayacağınız gibi.

Siyasal iletişim ile siyasal kampanya nedir, farkları nelerdir?

Siyasal iletişim, temelde insanları veya kitleleri inandığınız siyasi hedefe doğru bir ikna etme sürecidir. Siyasal kampanya ise;

İnsanların, kitlelerin veya gurupların siyasi görüşünü farklı iletişim araçlarıyla etkilemeyi amaçlayan organizasyonun tamamıdır.

BAZILARI LİDER DOĞAR, BAZILARI SONRADAN OLUR

Başkan olunur mu, başkan doğulur mu?

Bazısı lider doğar, bazısı sonradan olur. Lider doğanlar ile sonradan olanların tamamı siyasal iletişimi bilerek veya bilmeyerek iyi kullanırlarsa bu liderlik kalıcı olur. Doğal olanı daha etkilidir. Ama sonradan geliştirileni daha takdir edilesidir.

Liderlik mi, ekip çalışması mı?

Bunlar birbirlerinin muadili kavramlar değil. Bu iki sacayağından biri eksik olsa makine yürümez. Öyle lider yakalarsınız ki ekibini de sürükler. Ama öyle bir ekibiniz olur ki lideri ayaklandırır. Kendini geliştiren, sürekli öğrenen ve bu öğrenme sürecini kimliğinin önemli bir parçası haline getiren lidere de şapka çıkartılır.

Kamuoyu araştırmaları siyasal kampanya ve siyasal iletişimi nasıl etkiler?

Hiçbir direkt etkisi olmaz. Ama akıllı bir kampanya yöneticisi ve lideri araştırmaları doğru okur ve aksiyon alırsa seçimin kaderini değiştirebilir. Araştırma kampanyalarda röntgen çekme işidir. Nasıl ki hiçbir hasta röntgen çekildiği için iyileşmiyorsa siyasal bir iletişim kampanyası da sadece araştırma yaptığınız için seçimi kazanmanıza neden olmaz.

ÇALIŞAN, İŞİNİ SEVEN VE SORUN ÇÖZMEKTEN MUTLU OLAN

Siyasete girecek bir insanın temel özelliği ne olmalıdır?

Bence çok çalışkan, işini çok seven, sorun çözmekten mutluluk duyan, iletişimi kuvvetli ve de dürüst olmalı. Dürüst olma kriterinin bu sıralamada yeri olmamalı ama Türkiye’de var maalesef.

Kitabınızda yerel yönetimlerin tarihsel dönüşümü üzerine bir bölüm var. Sizce yerel yönetimler son yıllarda nasıl bir değişim yaşadı?

1990’lı yılların başında yerel yönetimlerde fark yaratan hizmetler devreye alındı ama gelinen noktada Türkiye’de yerel yönetim alanında bilinmeyen veya yapılmayan bir hizmet yok artık. Parti farkı olmaksızın belediyeler hizmetleri az çok yapıyorlar. Bu alanda icat esilecek bir hizmet yok. Ama hizmetin nasıl yapıldığı önemli hale gelmeye başladı. Yeni dönemde artık insan odaklı hak temelli bir yerel yönetim anlayışının hakim olduğunu görüyoruz. Bu arada yerel yönetimler tüm hizmetleri vatandaşına dağıtırken eşit değil ama adil davranmak zorundadır.

ADI ÜSTÜNDE YEREL YÖNETİM

Yerel yönetimlerin bu kadar merkezileşmesi ne gibi sorunlara yol açar?

İsmi yerel yönetim. Yani yerinden yönetim. Yönetimleri merkezileştirmeyi amaçlayanlar ve destekleyenler bu kavramı anlamamış olanlardır. Yerel yönetimlerin yetkilerini merkezileştirmek eski model bir arabaya değmeyecek bir aksam yüklemek ve ondan performans beklemek gibidir. Hızlı ve etkin sonuç almayı amaçlıyorsak, insanların mutluluğunu önemsiyorsak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve etkin kılınması gerekiyor. Merkezileşmek yeni dünya düzenine yeni kuşağa aykırı bir kavram.

İMAMOĞLU ÇOK OKUR, ÇABUK ÖĞRENİR

Kitabın önsözünü Ekrem İmamoğlu yazdı. Uzun süreli bir tanışıklığınız var sanırım. Biraz Ekrem Bey’in liderliğinden ve başkanlığından bahsedebilir misiniz?

Başkan Ekrem İmamoğlu çok okur, çok çabuk öğrenir. Vefalıdır. Çok kere affeder. Kibir ve egosu yoktur. Ve dersine herkesten çok çalışır. Bir de onun kadar iyi not alan bir lider çok nadir gelir. Ayrıca çok iyi bir dinleyicidir.

 

Murat Aksoy
Kabataş Erkek Lisesi'nde, Erciyes Üniversitesi İİBF İşletme okudu. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü'nde Yüksek Lisans eğitimi aldı. 1996’da Yeni Yüzyıl ve Radikal gazetelerinin Yorum sayfalarında başlayan yazı serüveni, 2005’te Yeni Hukuk Dergisi’nde Yayın Koordinatörü olarak devam etti. Daha sonra Yeni Şafak’ta editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. T24, Millet, Yeni Arayış’ta yazdı. Türkiye’nin pek çok kanalında siyasi yorumlarda bulundu. TV Net ve Halk TV’de program yaptı. Yayınlanmış dört kitabı (Başörtüsü-Türban, Sosyal Demokrat Parti Krizi/Sol Arayışlar, Küresel Kapitalizmin Krizi (Osman Ulagay ile) ve Silivri’den Özgürlüğe) bulunmaktadır.
- Reklam -
spot_img

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
37,295TakipçilerTakip Et
9,354AbonelerAbone

GÜNDEM

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI

PolitiYol Telegram'da