Şirvan’da 16 işçinin öldüğü maden katliamına ilişkin açılan davada 11 sanık, trafik kazası davalarında uygulanan ‘taksir’ maddesinden yargılanacak

Siirt Şirvan’da 16 işçinin öldüğü maden katliamına ilişkin dava açıldı. İddianamede gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmadığına dikkat çekildi, ancak 11 sanık hakkında trafik kazası davalarında uygulanan ‘taksir’ maddesinden ceza istendi. Üstelik bilirkişi raporunda Enerji Bakanlığı’na bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MİGEM) sorumluluğuna dikkat çekilmesine karşın, iddianamede hiçbir kamu görevlisi sanık olarak yer almadı. İlk duruşma 18 Mayıs’ta görülecek.

Şirvan’daki Madenköy Bakır Madeni’nde 17 Kasım 2016’da yaşanan şev kaymasında 16 işçinin hayatını kaybetmesine ilişkin hazırlanan ve Siirt 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, Ciner Grubu’na bağlı Park Elektrik firmasının işletme müdürü Mehmet Oğuz, açık ocak işletmesi başmühendisi Selman Kazak, iş güvenliği uzmanı Servet Keklik, daimi nezaretçileri Mehmet Kezer, Serkan Gürühan, Bayram Kayar ile taşeron firma Antlar Yapı’nın şantiye şefi Kadir Yıldırım, iş güvenliği uzmanı Gülistan Gök, resmi sahibi Vedat Ant, fiili sahibi ve sorumlusu Nureddin Ant ile Adnan Ant hakkında, ‘Taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 2’şer yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası istendi.

AŞIRI YAĞIŞA RAĞMEN ÖNLEM ALINMADI
İddianamede, aşırı yağış alan bölgede çalışmanın durdurulması ve güvenlik önlemi alınması gerekirken bu önlemlerin alınmadığına dikkat çekildi. Yağış sırasında madenin alt kotlarında patlatma yapılmaya ve üretime devam edildiğini belirten savcı, “her ne kadar olayın çalışma alanı dışında gerçekleştiği ifade edilse de, maden ruhsat sahasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve güvenlik önlemlerinin de buna göre alınması konusunun göz ardı edildiğini” kaydetti. Şüphelilerin olaya ilişkin “önlenemez ve öngörülemez bir doğal afet olduğu” şeklindeki savunması da savcı tarafından “suçtan kurtulmaya yönelik soyut beyanlar” olarak değerlendirildi.

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI’NDAN AÇIKLAMA:

ŞİRVAN FACİASINDA DA ASIL SORUMLULAR DIŞARIDA!

Şirvan`da özel bir şirkete ait maden ocağında 17 Kasım 2016 tarihinde meydana gelen şev kayması sonucunda hayatını kaybeden 16 işçiyle ilgili iddianame, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmiştir. Savcılık tarafından 2 Aralık 2016 tarihinde hazırlanan bilirkişi ön raporuna dayanılarak hazırlanan iddianamede, “kaymanın olduğu bölgedeki malzemenin suya karşı göstermiş olduğu reaksiyon ve güvenlik katsayıları belirlenmiş olmasına rağmen, risk taşıyan bölge ile ilgili yağış sonrası çalışmanın durdurulması ve güvenlik önlemlerinin alınması gerekirken, bu hususun göz ardı edilerek daha alt kotlarda patlatma yapılmaya devam edildiği” belirtilmektedir.

Savcılık iddianamesi ile aralarında maden, jeoloji ve kimya mühendislerinin bulunduğu 7 mühendis ile 4 alt işveren yetkilisi hakkında taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olmaktan dava açılmıştır.

Yargıtay pek çok kararında hayatın olağan akışına aykırı durumları dikkate almış ve bu yönde kararlar vermiştir. Oysa ki bu olayda hem bilirkişi raporunda hem de iddianamede hayatın olağan akışı dikkate alınmayarak çalışmanın durdurulmaması gerekçesiyle mühendisler önce bilirkişi raporuyla kusurlu bulunmuşlar sonrada iddianame ile sanık durumuna düşürülmüşlerdir.

Ülkemiz koşullarında maaşını işverenden alan, iş güvencesi ve mesleki bağımsızlığı olmayan “daimi nezatretçilerin” ve “iş güvenliği uzmanlarının” çalışmayı durdurma yetkileri bulunmamaktadır çünkü bu durum ülkemizde hayatın olağan akışına aykırıdır. Ancak yaşanan facialarda çalışma hayatının olağan koşullarını belirleyen gerçek sorumlular yerine mühendislerin günah keçisi ilan edilmeleri ise çalışma hayatının en belirgin ve olağan özelliğidir.

4857 sayılı İş Kanunun 2. Maddesi; ” Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde…” biçiminde üst işveren alt işveren ilişkisini tanımlamaktadır. Maden işletmelerinde yapılan dekapaj ve üretim işleri yardımcı bir iş olmayıp, asıl işin ta kendisidir. Bununla birlikte maden işletmelerinde yapılan işler tabi ki uzmanlık gerektirmektedir. Ancak bu maddede tanımlanan üst işveren alt işveren ilişkisinin hiç dikkate almayan, çalışma yaşamını alabildiğince esnekleştiren, kuralsızlaştıran ve denetimsizleştirenlerdir.

Ayrıca yaşanan facianın asıl nedeninin yoğun yağışa dayandırılması ise kabul edilebilir değildir. Çünkü bu tip işletmeler projelendirilirken yağış miktarları mutlaka dikkate alınarak hazırlanır. Bununla birlikte maden işletmesinin faaliyete geçtiği tarihten itibaren gerçekleşen yağış miktarı incelendiğinde; yağışın şev kaymasını ve dolayısıyla facianın oluşmasında bir neden olmadığı görülebilecektir.

Elbistan, Soma, Ermenek ve Şirvan da yaşanan cinayetlerin üretim zorlaması ve daha fazla kar amacıyla taşeron marifetiyle projeye uygun olmayan üretim faaliyetleri nedeniyle meydana geldiğine tanık olmaktayız. Asıl sorumluların bu uygulamaları bile bile yaşama geçirenler, bu kararları bile bile alanlardır. Bu nedenlerle; Elbistan, Soma, Ermenek ve Şirvan`da yaşanan faciaları iş cinayetleri olarak değerlendiriyoruz. Ancak bu cinayetlerin sorumluları ekmek ve yaşam mücadelesi veren mühendisler değil bu kararları alıp uygulayanlardır.

Saygılarımızla,

TMMOB Maden Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

3 Nisan 2017, Ankara