2018 yılını “Latin Amerika’da seçimler yılı” ilan etsek herhalde yanlış olmaz. Ekim ayında gerçekleşecek Brezilya seçimleri, ünlü lider ve seçimin favori adayı Lula’nın hapse atılması nedeniyle epeyce gündem oldu. Temmuz ayında gerçekleşecek Meksika seçimleri, geçtiğimiz aylarda Küba, Venezuela, Paraguay, Kostarika’da yaşanan seçimler ve bunların bir kısmında yaşanan hararetli tartışmalar Latin Amerika gündemini takip edenleri meşgul etmeye yetiyor.

Bölgede 2018’in Brezilya’dan sonraki en kritik seçimleri ise tartışmasız Kolombiya. Latin Amerika, bu pazar Kolombiya’da yapılacak ikinci tur başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda. İkinci turda, ilk turun birincisi barış anlaşması karşıtı sağcı aday Ivan Duque Marquez ve ikinci aday solcu-barış yanlısı Gustavo Petro yarışacak. Yıllardır süren ve onbinlerce insanın yaşamını yitirdiği kanlı bir savaşı sonlandıran barış anlaşmasının adeta bir plesibitle oylanacağı seçimlerde halen sağcı ve barış karşıtı Ivan Duque önde gözükse de, solun da seçimi kazanma şansını yabana atmamak gerekiyor.

Seçimleri ele alırken öncelikle ilk tur sonuçlarından bahsederek başlayalım. FARC ve devlet arasında imzalanan barış anlaşmasına karşı olan Ivan Duque oyların yüzde 39.7’sini alırken, solcu-barış yanlısı ve aynı zamanda eski M19 gerillası olan Gustavo Petro yüzde 25.1’de kaldı. Seçimlerde üçüncü olan Fajardo ise oyların yüzde 23.8’ini aldı. İlk turda oldukça yüksek oy alan ve seçmenleri ikinci tur için belirleyici olan Fajardo için merkez-sol siyasetçi tanımlaması kullanılabilir. Fajardo, ikinci turda herhangi bir adaya desteğini açıklamadı ve seçmenlerine herhangi bir yönlendirmede bulunmayacağını, kendisine oy verenlerin özgür iradeleri ile sandığa gitmelerini istediğini söyledi. Son olarak Latin Amerika merkezli sol çizgiye yakın yayın kuruluşlarının yayımladıkları anketlerde Ivan Duque’nin 4-5 puan önde olduğunu ama farkın gün geçtikçe kapandığını not edelim.

Ayrıca ülkede seçimlere katılım oranı da oldukça düşük. 36milyon 227bin kayıtlı seçmenin olduğu Kolombiya’da 19milyon 336bin oy kullanıldı ve seçimlere katılım oranı yüzde 53 seviyesinde kaldı. Ülkede Petro’nun adaylığı için en güçlü destek, 18-34 yaş aralığındaki seçmenden gelirken, yaşlı nüfus daha çok Duque’yi destekliyor. Petro ayrıca Karayipler, Pasifik kıyı bölgeleri ve Bogota’da önemli bir desteğe sahip.

BARIŞ ANLAŞMASININ GELECEĞİ

Ülkede şu anda eğitim, ekonomi ve şiddet gibi ciddi sorunlar bulunsa da seçimin odak noktası devletle FARC (Eski adıyla Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri, yeni adıyla Halk İçin Alternatif Devrimci Güç) arasında 2016 sonunda büyük bir gürültüyle imzalanan barış anlaşması. Anlaşma daha önce bir kez referandumla reddedilmiş ve bazı revizyonlarla tekrar imzalanmıştı. Ardından mart ayında düzenlenen kongre seçimlerinde barış karşıtları ve sağ blok önemli bir zafer elde etti. Ülkede 50 yıldan fazla süren iç savaşın, 260 bine yakın kişinin hayatını kaybetmesine ve 6 milyondan fazla kişinin göç etmesine neden olduğu da hatırlanırsa barış anlaşmasını değiştireceğini iddia eden Ivan Duque’nin seçimlerden birinci çıkması doğal olarak barışın geleceğine dair soru işaretlerinin artmasına sebep oldu. Özellikle FARC cephesinde eski gerillaların tekrar yargılanacağına ve ceza alacağına ilişkin endişeler mevcut. Ayrıca bu tutum, devletle müzakerelerini sürdüren ELN ile yapılacak potansiyel anlaşmanın rafa kalkması ve şiddetin devam etmesi anlamına da gelebilir çünkü ELN ile devam eden müzakereleri durdurmak Duque’nin vaatleri arasında. Yine Duque, özel barış mahkemelerinde yargılanan FARC gerillalarının ve finansörlerinin normal mahkemelerde yargılanmasını vadediyor.

Ülkede FARC’ın silahlı güçlerinin sivil hayata geçişi ve boşalttığı alanlarda devlet otoritesinin sağlanması ile ilgili teknik sorunların da devam ettiğini belirtelim. Daha önce anlaşmanın iptal edileceğini vadeden Duque de şu anda anlaşmanın yalnızca revize edilmesini ve değiştirilmesini savunuyor. Kaldı ki, barışın mimarlarından sayılan ülkenin halihazırdaki başkanı Juan Manuel Santos, anlaşmanın geleceği konusunda bu kadar kötümser değil. Santos, öncelikle yasal olarak anlaşmanın iptalinin mümkün olmadığı, sadece geliştirilmeye açık olabileceği görüşünde. Santos bir mülakatında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir kararı hatırlatıyor. Bu karara göre önümüzdeki üç hükümet döneminde, hiçbir başkan veya parlamento anlaşmalara uymamaya yönelik kararname veya yasa çıkaramaz.

ŞİDDET SARMALINDA SEÇİMLER

Ülkenin kanayan yaralarından biri de şiddet ve suç. Geçtiğimiz hafta 4 solcu-aktivistin 24 saat içinde çeteler tarafından katledilmesi ülke gündemine oturdu. Carlos Jimmy Prado Gallardo, Julio Cesar Montalvo, Orlando Negre and eski FARC savaşçısı Frady Estiver Chica Chica, şiddetin son kurbanları oldu. Başkan Juan Manuel Santos, anlaşmadan bu yana 40 FARC’lının, FARC ise 60 üyesinin öldürüldüğünü belirtiyor. Toplamda ise Ocak 2017’den bu yana 200’den fazla toplumsal lider ve insan hakları savunucusu öldürüldüğü belirtiliyor. Anlaşma kapsamında FARC’ın boşalttığı alanlar, uyuşturucu kaçakçıları ve suç örgütleri tarafından dolduruldu ve paramiliter grupların anlaşmadan sonra savunmasız kalan eski FARC gerillalarına yönelik saldırıları sürekli bir hal aldı.

Barış ve şiddet konularının dışında ülkenin ana sorunları arasında sağlık, eğitim, ekonomi ve çevresel sorunlar geliyor. Aynı zamanda sosyal adaletsizlik ve yolsuzluklar toplumsal çatışmayı körükleyen unsurlar olarak görülüyor. “Yolsuzlukla mücadele” temasının kampanyalarda öne çıktığı söylenebilir. Ayrıca ülkede sayıları 1 milyona yaklaşan Venezuelalı göçmenler de toplumun başlıca gündemleri arasında. Venezuela gibi olma korkusu zaman zaman siyasi kampanyalarda da işleniyor. Özellikle Petro’nun Castrochavismo savunucusu olduğu ve kazanırsa ülkeyi Chavist bir ideloji ile yöneteceği iddiası, Duque taraftarlarının bir karalama kampanyası olarak karşımıza çıkıyor.

Toparlayacak olursak, ülkenin içinde bulunduğu karmaşık resme bakıldığında, mart ayındaki kongre seçimlerinde ve mayıs ayındaki ilk tur başkanlık seçimlerinde barış karşıtı sağın önemli bir zafer kazandığını, bu nedenle Duque’nin bu seçimlerde de favori olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de merkez sol blokun ve barış yanlısı Santos’un temsil ettiği liberal sağ blokun tavrı belirleyici olacak ve bu nedenle seçimler Petro lehine yaşanacak sürprizlere de açık.