Söyleşi: Dilara İlbuğa

Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun ile AKP belediyeciliğini ve önümüzdeki yerel seçimleri konuştuk.

Yerel Seçimler dosyamız kapsamında görüştüğümüz Torun, kentleri ranta ve betona teslim eden AKP belediyeciliğinin bittiğini ve artık AKP’nin vatandaşa vereceği hiçbir şeyin kalmadığını söylüyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel seçimlerdeki adaylarının resmi olarak henüz belirlenmediğini vurgulayan Torun, 2019’dan sonra AKP diye bir partinin iktidar olamayacağını belirtiyor.

  • Öncelikle belediye başkanlarının istifaya zorlanma süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle tabiki demokrasiye uygun değil, demokratik bir tavır değil. Demokrasilerde insanlar seçimle gelir, seçimle gider. Bunu sayın Cumhurbaşkanı, AKP’nin Genel Başkanı da savunurdu ama gücü eline geçirince artık tek otorite olarak, tek adam olarak maalesef bir şekilde görev başındaki, halkın seçtiği milli iradeyle göreve gelen belediye başkanlarını kendi iradesiyle görevden alıyor. Bir belediye başkanının görevden alınması için veya görevden “el çektirilmesi” için ya bir yolsuzluğu ya yasaya aykırılığı ya da FETÖ’cü gibi belli bir olumsuzluğu olması lazım. Görevden ayrılmasını haklı kılacak bir eylemin olması lazım. Böyle bir şey varsa açıklayın diyoruz. O zaman hiçbir itirazımız yok. Hukuk değerlendirir ve o görevi yapmaya uygun değilse, suç işlemişse gereğini yapar, görevden alır. Bunun geçmişte de bir çok örneği var.

“Belediye başkanı seçimle geldi, seçimle gider”in tek istisnası yargı. Eğer yargı bir suç isnat ediyorsa, bunun gereği, karşılığı olarak da ceza almışsa, o görevden el çektirilir. Burada böyle bir şey yok. Böyle bir şey olmadan görevden alınıyorsa, farklı bir şey vardır. Buradaki olay AKP Genel Başkanı aklınca, kendince yeni bir sayfa açarak hükümetinin başarısızlığını bugüne kadar, 15 yıllık iktidarının geldiği bugünkü olumsuz tabloyu değiştirme adına “yeni bir sayfa açtım” deme adına bütün yükü belediyelere yükleyerek, bunun altından kalkmak istiyor. Zaten bunun da olmadığını gördü. Sizin de tanık olduğunuz gibi bu kararını dondurdu. Baktı ki halkta karşılığı yok, toplumdan tepki var, bundan bir siyasi rant devşiremeyecek, 2019 seçimlerine yönelik buradan bir artı değer oluşturamayacak, o yüzden bu kararını şimdilik durdurdu, dondurdu.

  • Siz eski bir belediye başkanı olarak AKP belediyeciliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP belediyeciliği bitmiştir. Bakın örneğin Melih Gökçek’in belediyeciliğini hep överlerdi, Melih Gökçek görevden alındı şimdi dinazorlarını söküyorlar, Ankapark’ı kaldırmaya çalışıyorlar. AKP belediyeciliği bitmiştir; çünkü AKP belediyeciliği uzun kentleri artık betona devşirmiştir. Artık halka değil ranta çalışır. Doğanın yeşilini değil, doların yeşilini kabul eder hale gelmişlerdir. Vatandaşa verecekleri hiçbir şey kalmamıştır. Biz onların belediyeciliğini de inceliyoruz, kendi belediyelerimizi de inceliyoruz. Bizim belediyelerimiz gerçekten bu hükümetin, bu ayrıştırıcı yapının olağanüstü baskısına rağmen, her türlü tehdidine rağmen, imkansızı başarıyorlar. Bir çok projeyi kendi imkanları ile yapıyorlar. Bırakın kendi sorumluluk alanlarındaki projeleri yapmayı, vatandaşımızın hizmetinde olmayı, bir de aslında hükümetin, bakanlıkların yapması gereken belli hizmetleri de kendileri veriyorlar. Okulları tamir ediyorlar, bahçelerini yapıyorlar, fiziksel koşullarını iyileştiriyorlar. Camilerimizi temizliyorlar, yurt yapıyorlar, kreş yapıyorlar, kadın sığınma evleri yapıyorlar. Bir çok alanda bu hükümetin gerçekleştiremediği hizmetleri veriyorlar. Bunun yanında kendi alanlarında, vatandaşlarımızın ekonomiye katılmaları için, meslek sahibi olabilmeleri için hem istihdama, hem tarıma hem de sanayiciye destek oluyorlar. Bir anlamda bu hükümetin vatandaşımızın üzerinde yarattığı olumsuzluğu, travmayı hafifletiyorlar.

  • Genel Başkan’ın erken seçim çağrısına AKP’den neden yanıt gelmedi? Sizce AKP hazır değil mi ya da kendine mi güvenmiyor?

Kamuoyu yoklamalarında görüyorlar, geldikleri nokta belli. Bu onları ciddi anlamda olumsuzluğa sevk ediyor. Zaten bu görevden almaların nedeni yeni bir algı yaratarak, kamuoyundaki o yerlerde sürünen algılarını yukarı çekmek. Haliyle kamuoyu yoklamalarından ortaya çıkan, anketlerden ortaya çıkan sonuç kendilerini tatmin etmediği için, iktidarlarına yetmediği için bu anlamda erken seçimi kabul etmiyorlar. Hatta biz şöyle bir öneride bulunduk; erken yerel seçim yapalım, kabul etmediler, dedik ki görevden aldığınız belediyelerde yapalım seçimi. Madem buralarda bir başarısızlık vardı, vatandaşa karşı yeterli hizmet veremiyorlardı. O bölgede, görevden alınan belediye başkanlarının olduğu yerde seçime gidelim dedik. Maalesef o talebimize de cevap vermediler. Korkuyorlar. Bittiklerinin farkındalar. 2019’dan sonra AKP diye bir partinin iktidar olması mümkün değil. Tayyip Erdoğan diye birinin de cumhurbaşkanı olması mümkün değil. Bunun yarattığı panikle hareket ediyorlar. Şu anda ülke yönetmiyorlar sadece ve sadece iktidarlarını sürdürebilmek için ona yönelik, vatandaşın üzerinde etki yaratacak algıları, çalışmaları yapıyorlar.

  • CHP’nin yerel seçime yönelik programı belli mi? Özellikle Ankara ve İstanbul çok merak ediliyor. Nasıl bir çalışma programı izlenecek, adaylar nasıl bir profilde olacak?

Biz şu anda mevcut belediyelerimizle ilgili gerekli çalışmaları yapıyoruz, performanslarını değerlendiriyoruz. Seçim vaatlerinden bütçeyi kullanmalarına kadar değerlendiriyoruz. Belediyelerimizin olmadığı yerlerde de şimdiden belli araştırmaları yapıyoruz. O bölgenin öne çıkardığı insanların, aday olabilecek kişilerin değerlendirmelerini yapıyoruz. Adayımız olmayan yerlerde de aday olması anlamında çalışmalarımızı yapıyoruz. Sonuçta bütün bu bilgiler ile birlikte, elbette ki sayın Genel Başkan ile ve Parti Meclisi ile konuşarak onay vereceğiz. Ancak son derece dikkatli, son derece bilgiye dayanan son derece belgeye dayanan çalışmalar yapacağız. Kesinlikle belli lobilerle ya da belli dayatmalarla değil, tamamen çok iyi bir şekilde değerlendirerek en iyi adayı daha doğrusu en “doğru” adayı, seçimi hem kazanabilecek seçimden sonra da hizmet verebilecek ve CHP’nin bayrağını devam ettirecek arkadaşlarımızın tespitini yapacağız.

  • Ankara ve İstanbul herkes tarafından çok önemseniyor. “Ankara ve İstanbul kazanılırsa genel seçim de kazanılır” şeklinde yorumlar yapılıyor. Sizce bu doğru mu?

İstanbul, Anadolu’nun özeti. Bugün bakıldığında 15 milyon nüfus var. Haliyle İstanbul Anadolu’yu da manipüle ediyor. Mesela benim seçim bölgem olan Ordu. Bugün İstanbul’da hemşeri sıralamasında ilk üçteyiz. Ben o bölgede yedi kere seçime girdim ve her seçimde şunu gördüm; örneğin Ordu’da yaşayan yaşlı bir anne baba gurbette yaşayan çocuğunun talebini ve ricasını daha önde tutuyor. Onun kendisinden talebini, yanında beraber yaşadığı çocuğundan daha önde tutuyor ve her seçimde İstanbul’dan özellikle o ilçelerde sonucu değiştirecek bir nüfus geliyor. Örneğin bir ilçemizde 15 bin seçmenimiz varsa oraya en az 5 bin 10 bin seçmen de İstanbul’dan geliyor. Haliyle oradaki seçim sonucunu etkiliyor. O taşınan seçmen de daha çok tabiki ekonomik güç gerektiği için AKP’li oluyor ve seçim sonuçlarını bu şekilde manipüle ediyorlar. Bu Anadolu’da da gerçekleşiyor.

  • Adaylar ne zaman belli olacak? Henüz erken mi?

Daha resmi bir takvim yok ama benim kişisel öngörüm şu; bu genel merkezimiz tarafından kabul edilir, edilmez ama benim bugüne kadarki tecrübemin ortaya koyduğu şudur, 1 yıl erken 4 ay geç. Yani 4 ay kala aday tespit ederseniz o biraz geç olur ama 1 yıl önceden aday tespit ederseniz de o da erken olur. Çünkü bunun zamanı çok önemli. Seçmenin konsantresini, seçmenin adaya karşı ilgisini diri tutabilmek için o zamanlamayı çok iyi yapmak lazım. Eğer adayı erken tespit ederseniz kamuoyunda aday yoruluyor, enerjisi düşüyor seçime kadar. Seçmenin de enerjisi düşüyor, dikkati dağılıyor ayrıca o adayla ilgili bir çok şey farklı mecralara gidiyor. Geç kalınırsa da o da kendini anlatamadan, projelerini açıklayamadan her kese dokunamadan süreç bitmiş oluyor. Haliyle bunun zamanlamasını çok iyi yapmak lazım.

 

Seyit Torun kimdir?

Cumhuriyet Halk Partisi Yerel Yönetimler’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun 1968 yılında Ordu Ulubey’de doğmuştur. Esnaf ve çiftçi bir ailenin çocuğu olarak ilk ve ortaöğrenimini Ulubey’de, lise öğrenimini Ordu’da tamamlayarak Erzurum Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni kazanmıştır. 1990 yılında lisans eğitimini başarıyla tamamlamış ve mezun olmuştur.  1994 yılında yapılan yerel seçimlerde Ulubey Belediye Başkanlığı’na gelmiş, lisans eğitimini tamamladıktan sonra Bilim Tarım Limited Şirketi’ni kurup ve ticaret yaşamına adım atmıştır. Bu dönemde siyasal etkinliklere devam eden Torun, CHP Ordu İl Başkan Yardımcısı oldu.  2004 ve 2009 yıllarında yapılan yerel seçimlerinde de iki dönem üst üste Ordu Belediye Başkanlığı’na seçilmiştir. Belediye Başkanlığı süresince Yerel Yönetimler ile ilgili Almanya ve Hollanda’da çeşitli çalışma ve incelemelerde bulunmuştur.  2015 Milletvekili Genel Seçimi’nde 25. Dönem Ordu Milletvekili seçilmiştir. 24 Ocak 2016 tarihi itibariyle CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıdır. Evli ve bir çocuk babası olan Seyit Torun, orta derecede İngilizce bilmektedir.

Tezcan Karakuş Candan: Gökçek’ten geriye rejimi nasıl ortadan kaldırmak istediklerinin mekânsal izleri kaldı

Aylin Nazlıaka: Kimse Gökçek’i gönderdi diye bizden saraya selam yollamamızı beklemesin

Oğulcan Orhan: Yerel seçimlere giderken Ankara ve kent tahayyülleri