“Bu sesi duymayan, katili tanımayan kalmasın” manşetini “terör propagandası” sayan mahkeme, Sendika.Org editörü Ali Ergin Demirhan’a 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, hükmün açıklanmasını geri bırakarak Demirhan’ın cezasını erteledi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Sendika.Org editörü Ali Ergin Demirhan’ın Aralık 2015’te Kürt illerinde yaşanan çatışma ve katliamlara ilişkin yayımlanan haber ve manşetlerde “Terör örgütü propagandası yaptığı” gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti. Mahkumiyet hükmünün açıklanması geri bırakılarak ceza ertelendi.

Demirhan 16 Nisan 2017 referandumunun ardından da “Evet sonucunu gayri meşru göstererek halkı galeyana getirme” suçlaması ile, Sendika.Org ofisine 20 Nisan günü sabaha karşı düzenlenen baskında gözaltına alınmış, 5,5 gün gözaltına tutulduktan sonra serbest bırakılmıştı.

Mahkeme, Demirhan’ın sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü olduğu Halkın Sesi gazetesinin Aralık 2015 tarihli 247. sayısının “Bu sesi duymayan, katili tanımayan kalmasın” manşeti ile gazete içinde Diyarbakır’ın Sur ve Şırnak’ın Cizre ilçelerinde yaşanan çatışmalara ilişkin haber ve yorumları “Terör örgütü propagandası” saydı.

NERUDA DA TERÖR PROPAGANDASI SAYILDI

Savcı gazetenin söz konusu nüshasında yer alan Pablo Neruda üzerine bir yazı dahil bütün içeriklerin “açıkça terör propagandası” olduğunu iddia etmişti.

26 Mayıs 2016’da ilk duruşma için hakim karşısına çıkan Demirhan, manşet yazısında katliam eleştirisi yapıldığını ve bunun suç unsuru olarak sayılmasının başlı başına bir çelişki olduğunu diğer yazıda ise Kürt illerinde yaşanan çatışmalara ilişkin nesnel bir politik değerlendirme ve eleştiri yapıldığını burada da bir suç unsuru olmadığını belirtmişti.

EKMEĞE EKMEK, ŞARABA ŞARAP, KATİLE KATİL…

Aynı gün adliye önünde basın meslek örgütü temsilcileri, Sendika.Org ve Halkın Sesi emekçileri ve okurlarla birlikte bir açıklama yapan Demirhan şunları söylemişti:

“Savcının “terör propagandası” saydığı içeriklerden biri de Pablo Neruda’dan aktardığımız iki cümle. Neruda diyor ki: Burjuvazi gittikçe gerçeklere yabancılaşan bir şiir istiyor. Can çekişen kapitalizm, şairin, ekmeğe ekmek, şaraba şarap demesini bile tehlikeli buluyor. Biz de can çekişirken kendisiyle birlikte Türkiye’yi de topluca ölüme sürükleyen çürümüş Saray iktidarı tarafından ekmeğe ekmek, şaraba şarap, katile katil dediğimiz için tehlikeli bulunduğumuzu ve bu nedenle yargılandığımızı biliyoruz. Ekmeğe ekmek, şaraba şarap, katile katil demeye devam edeceğiz.”