Cumartesi, Mart 2, 2024

Seçilmeden kazanmış gibi davranmak üzerine

Bahattin Yücel
Bahattin Yücel
1949’da Nazilli’de doğdu. İ.Ü Edebiyat Fak. Tarih Bölümü mezunu olan Yücel 1976-77 yıllarında Vatan Gazetesi’nde yöneticilik yaptı. TÜRSAB’ın genel sekreterliği ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini de yürüten Yücel 19 ve 20.dönemde milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. Yücel 54.Hükümette Turizm Bakanı olarak görev aldı. Yücel’in anılarını topladığı; “Ankara’da Sıcak bir yaz günü” ve Türkiye’de turizmin gelişimini anlatan “Turizm” adlı kitapları bulunuyor.

Millet İttifakının; geleceği tasarlarken, Cumhuriyetin geride bıraktığımız yüzyılını da kapsayacak eleştirilerini de içeren, 21.Yüzyılın gerçekleriyle açık ve dürüstçe yüzleşmeye hazırlanan bir iktidar hazırlığı olduğu yeterince güçlü biçimde seslendirilmiyor.

Cumhuriyetin ilanından bu yana geçen yüzüncü yıla girilirken, Türkiye hukuk ve demokrasinin evrensel kurallarının göz ardı edildiği bir siyasal iklimde, seçimlere hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanı ve Milletvekilleri; iktidarın sürekli değiştirdiği kurallar ve baskıladığı kurumların gözetiminde verilecek oylarla, seçilecekler. AKP’nin yirmi yılı aşkın tek başına iktidarında atanan, yargı, güvenlik, istihbarat, eğitim ve yönetim kadroları; kamu yerine parti çıkarlarını kutsayan anlayışlarıyla bir kez daha seçimlerden önce ve sonrasında oy ve sandık güvenliğini sağlayacaklar.  İktidarın dilediği gibi kullandığı kamu kaynakları yanında, devlet radyo ve televizyon kanalları da AKP+MHP ortaklığına katkılarını sürdürecekler.

Yandaş şirketler arasında elden ele dolaştırılan, sahiplik yapıları sır gibi gizlenen medya kuruluşlarının da muhalefeti baskıladıkları, siyasal tarihimizde rastlanmadık bir süreçten geçildiği ortada.

Salt Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri seçilmeyecek. AKP’nin “Yeni Türkiye “adını verdiği yapılanma, kural ve kaynakların kullanımı tek parti devletine göre tasarlanmış, siyasal modeli de oylanacak. Türkiye Cumhuriyetin ikinci yüzyılına referandum niteliği taşıyacak önümüzdeki seçimlerin ardından, adım atmaya hazırlanıyor. Her sabah bir öncekini unutturan, inanılmaz gelişmelere gözlerini açan seçmenlerin yaşama uğraşı verdikleri bir ülke bir kader seçiminin arifesinde.

Yolsuzluklar, iktidara yakın aktif siyasetçilerin adlarının geçtiği yüz milyonlarca dolar parasal büyüklük ile ifade edilen soygunlar. Yağmalanan hazine arazileri, değiştirilen imar planları ile bir gecede gerçekleşen servet transferleri, adeta canlı yayın izlenir gibi yaşanıyor. Siyasallaşan mafya yöntemlerinin yardımıyla, her şey sıradanlaştırılıyor.

Son kırk yılın değişen dengelerini ustalıkla değerlendirerek, oluşturulacak bir dış politika çizgisine ihtiyaç duyulduğu açık. Cumhuriyetin diplomatik geleneğinden kaynaklanan birikimlerini yansıtacak, bir dış politika belgesini Altılı Masa” gecikmeden kamuoyuna sunmalı.

Ekonomik çöküşün; karalamalar ve sanal başarı haberleriyle gizlenmeye çalışıldığı bu ortamda, AKP+MHP ikilisinin karşısına çıkan, “Millet İttifakı”nın liderleri seçimleri kesinlikle kazanacaklarına inandıkları izlenimi uyandırıyorlar. Söylemlerindeki özgüveni yansıtan vurguları, oy verme işlemini formalite gibi değerlendirdiklerini gösteriyor. Seçilmeden kazanmış gibi davranmak, Türk siyasetinde yeni bir yaklaşım..

“Altılı Masa’nın” aday belirlemekte gecikmesinin yol açtığı tartışmalar bir yana. Uzun toplantılar yapan çalışma gruplarının, özellikle ekonomideki öngörü ve yol haritaları henüz ayrıntılarıyla açıklanmadı.

Özellikle Deva ve Gelecek Partileri sözcülerinin; henüz iktidara gelmeden ülkeyi nasıl yöneteceklerine ilişkin iddialı söylemlerinin, seçmende bekledikleri heyecanı uyandırdığını öne sürmek kolay değil.  Geçmişte AKP kabinelerinde birinci derecede sorumluluk almış bu iki partinin liderlerinin, bir tür “Erdoğansız AKP” modelini hayata geçirmeye hazırlandıkları söylenebilir. Oysa büyük kentlerde yaşayan seçmenlerin beklentileri hayli farklı olmalı.

Millet İttifakının; geleceği tasarlarken, Cumhuriyetin geride bıraktığımız yüzyılını da kapsayacak eleştirilerini de içeren, 21.Yüzyılın gerçekleriyle açık ve dürüstçe yüzleşmeye hazırlanan bir iktidar hazırlığı olduğu yeterince güçlü biçimde seslendirilmiyor.

Son dönemde iki ittifakın da siyasal geleceklerini dış desteklerle güçlendirmek istedikleri ortada. Cumhur İttifakı; Batı ile arasına mesafe koyarken, Millet İttifakı olanca hızıyla ABD-İngiltere ikilisinin liderlik ettikleri, Anglo-Sakson bloku ile yakınlaşıyor.

Toplumun köktenci ekonomik ve siyasal yapılanmaya her zaman olduğundan daha fazla hazır olduğu çok belli. Kuşkusuz demokrasinin en geniş biçimiyle uygulanacağı, adil ve uluslararası hukuk sınırları içinde yolsuzluklardan ve göz yuman, yetersizlikleri tescillenmiş kadrolardan hesap sormak da yeniden yapılanma sürecinin öncelikleri arasında yer almalı.

Kuşkusuz siyaset de doğa olayları gibi boşluk kaldırmıyor. İttifaklardan birinin diğerine üstünlüğünü sağlamasına katkıda bulunacak siyasal parti konumundaki HDP’nin, CB adaylığına ilişkin açıklamaları, siyaset kulislerini hareketlendirirken, gündemi de belirledi. Kamuoyu araştırmaları -özellikle- CB seçimlerinde oy oranları çok yakın iki İttifaktan birinin kazanmasında, HDP seçmenlerinin tercihlerinin öneminin altını çiziyor.

Türkiye’nin orta gelir çıkmazından kurtulmasını engelleyen, demokrasi ve özgürlüklerin kısıtlanmasının, insan hakları ihlallerinin, başlıca dayanağı sayılan “bölünme fobisi” nin etkisiyle, Altılı Masanın dışında tutulan HDP’nin, kendi CB adayı ile seçime katılabileceğini açıklaması, siyasetin gündemini bir kez daha geleceği tasarlama çalışmalarından uzaklaştırdı.

Gündeme ilişkin iç siyasetten bağımsız bir örnek vermeye çalışalım.

Son dönemde iki ittifakın da siyasal geleceklerini dış desteklerle güçlendirmek istedikleri ortada. Cumhur İttifakı; Batı ile arasına mesafe koyarken, Millet İttifakı olanca hızıyla ABD-İngiltere ikilisinin liderlik ettikleri, Anglo-Sakson bloku ile yakınlaşıyor.

Son dönemde Ukrayna-Rusya Savaşında uyguladığı dengeli tarafsızlık politikasıyla, Rusya’nın enerji ve tahıl ticareti konularında desteğini sağlayan AKP’nin, Suriye’de ABD politikalarıyla uyuşmayan tutumunun, Avrasya’cıları heyecanlandırdığı çok açık.

Değişen Dünya koşullarının Türkiye’yi hızla bir yol ayırımına getirdiği bu süreçte, yaşadığımız coğrafyanın çatışmalı bölge olduğu gerçeğini unutma lüksümüz de yok.

Son kırk yılın değişen dengelerini ustalıkla değerlendirerek, oluşturulacak bir dış politika çizgisine ihtiyaç duyulduğu açık. Cumhuriyetin diplomatik geleneğinden kaynaklanan birikimlerini yansıtacak, bir dış politika belgesini “Altılı Masa” gecikmeden kamuoyuna sunmalı.

PolitikYol'da yayınlanan yazılar her gün öğlen mailinizde!

Bahattin Yücel
Bahattin Yücel
1949’da Nazilli’de doğdu. İ.Ü Edebiyat Fak. Tarih Bölümü mezunu olan Yücel 1976-77 yıllarında Vatan Gazetesi’nde yöneticilik yaptı. TÜRSAB’ın genel sekreterliği ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerini de yürüten Yücel 19 ve 20.dönemde milletvekili olarak TBMM’de yer aldı. Yücel 54.Hükümette Turizm Bakanı olarak görev aldı. Yücel’in anılarını topladığı; “Ankara’da Sıcak bir yaz günü” ve Türkiye’de turizmin gelişimini anlatan “Turizm” adlı kitapları bulunuyor.
spot_img
PolitiYol Telegram'da
PolitikYol.com Podcast

GÜNÜN YAZILARI

SÖYLEŞİLER

SOSYAL MEDYA

13,609BeğenenlerBeğen
10,160TakipçilerTakip Et
60,616TakipçilerTakip Et
9,354AboneAbone Ol

GÜNDEM

ÇEVİRİLER

Bir Cevap Yazın

YAZARIN DİĞER YAZILARI