Marksist iktisatçı Prof. Dr. Korkut Boratav ‘Halkçılık’ kavramını nasıl okumamız gerektiğini yorumladı. 

Halkçılık… 

"Halkçılık, emeğiyle geçinen tüm katmanları kapsayan halk sınıfları kavramıyla birleşirse; yani, kapitalist nitelik taşıyan toplumumuzda başkalarının emeğine el koyarak yaşayan katmanların da var olduğu olgusunu kabul ederse; dahası, çıkar çatışmalarının oluştuğu tüm durumlarda emekten yana konumlanmayı benimserse solda yer alır. Buna karşılık, sınıflar arası karşıtlıkların, çatışmaların varlığını reddeden, halkı, “imtiyazsız, sınıfsız”; sadece meslekler-arası işbölümünün gereği olan ayrımlardan oluşan bir kitle olarak anlarsa, sol akımların içinde yer alamaz. Tam aksine, milliyetçi eğilimlerle kaynaştığında faşizmle de birleşebilir. 

Cumhuriyet ve CHP tarihinde halkçılık terimini bu iki doğrultuda yorumlayanlar olmuştur.  Ecevit’in büyük başarısı,  CHP’yi ılımlı, ancak sınıfsal bir çizgiye çekmesi olmuştur. Halk sınıfları saflarında partinin çok yaygın bir destek kazanması bu sayede mümkün oldu. 

1960’ı izleyen yirmi yıl boyunca; hatta 1980’li yılların sonlarında Türkiye’de emekçi sınıflar ile sol değerler, sosyalizm, devrimci akımlar sık sık bütünleşebildi. Bu, Cumhuriyet değerlerinin, öncelikle de laikliğin, halk sınıfları tarafından özümsenmiş olması sayesinde gerçekleşti. Laiklikten kopan emekçi,  kaderci ve mütevekkil olur; sınıf bilincinden kopar.  Sınıfsal karşıtlık, “din kardeşliği”ne dönüşür.  Halk sınıfları saflarında laiklik mücadelesi bu nedenle kritik önem taşır. AKP’li yıllarda, siyasi İslam ideolojik olarak emekçileri fethetmeyi hedefledi. CHP yönetiminin, özellikle Kılıçdaroğlu’nun  bu önceliği algılamamış olması ağır bir gaflettir. Adını açık açık koyarak Türkiye’nin İslamcı bir faşizme yönelmekte olduğunu; bu yönelişin 1982 Anayasası’nda dahi güvence altına alınan laiklik ilkesi ile çatıştığını; dolayısıyla AKP’nin sürekli anayasal ihlaller yapmakta olduğunu vurgulamak gerekir." 

Gezi Direnişi…

“Gezi kalkışmasında yüksek nitelikli, eğitimli işçiler, yarınki sınıf yoldaşları  (öğrenciler) ile birlikte, profesyonel emekçilerin  de katılımıyla, kapkaççı burjuvazinin ve onunla bütünleşmiş siyasi iktidarın devâsa kentsel rantlara el koyma girişimine karşı çıkmaktadır.  Bu, yağmacı kapitalizme karşı olgunlaşmış bir sınıfsal başkaldırıdır. Sınıfsaldır; zira, burjuvaziye ve onun devletine karşıdır; onlarla kader birliği değil, kader karşıtlığı içinde olan insanların ortak hareketidir. Ayrıca, olgunlaşmış bir sınıf hareketidir; zira, karşı cephe ile kısa vadeli ve doğrudan bir bölüşüm karşıtlığı yoktur. Dünyanın geleceğinin alacağı biçim, sermayenin sınırsız tahakkümüne, emperyalizme karşı halk sınıflarının direnmelerinin başarı derecesine bağlıdır."  

CHP ve Halkçılık… 

"CHP yönetimi, “halkçılık” terimini  ne kadar, hangi anlamda  kullanmaktadır? Bilgim yok. Türkiye toplumunun temel sınıfsal karşıtlığını oluşturan emekçiler (halk sınıfları) / sermaye, toprak ağalığı, kapkaççı rantiyeler (sömüren sınıflar) ayrımına açıkça dayanmayan bir “halk iktidarı” klişesi anlamsızdır. Dolayısıyla işe yaramaz."