Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Karatepe, dolardaki ani yükselişi ve ekonomideki son durumu PolitikYol’a değerlendirdi.

  • Döviz kurundaki yükselişi ve doların 5 TL sınırına dayanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kurdaki yükselişin en büyük sebebi Türkiye ekonomisindeki makro ekonomik göstergeler.in bozulması. Enflasyon ve cari açık ve dış borç yükseliyor. Bununla birlikte faiz artırımına yönelik ciddi bir beklenti söz konusu. Ancak hükümetin bu sorunların çözümü için herhangi bir inisiyatif almıyor olması, beklentileri de ciddi anlamda etkiliyor. Dolar bugün 5 TL sınırına dayandı. Sabah saatlerinde 4.92’yi gördü. Artık 5 TL’nin de bir haber değeri kalmadı. Bundan bir ay önce dolar 4, Euro 5, benzin 6 TL deniliyordu. Hükümetin de herhangi bir müdahalesinin gelmemesi neticesinde artık buradaki yükselişin sınırının da ortadan kalktığını söyleyebiliriz.

  • Hükümetin ve Merkez Bankasının duruma müdahale etmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Merkez bankasının da bağımsızlığı konusunda problemler var. Faize yönelik müdahalesini engelleyen bir iktidar anlayışı var. Sayın Cumhurbaşkanı faizlerin düşürülmesi gerektiğine inandığı söylüyor. Bunu da her yerde beyan ediyor. Merkez Bankası piyasayla Cumhurbaşkanı arasında sıkışmış gibi görünüyor. Bağımsızlığından ödün vermiş bir Merkez Bankası’yla karşı karşıyayız. Dolayısıyla alması gereken politika tedbirlerini alamadığını görüyoruz.

  • Bu sürecin sonunda Türkiye’yi tekrar IMF kapısında görebilir miyiz?

24 Haziran sonrasına bakmak lazım. 24 Haziran’dan sonra ülkede yönetim değişikliği olacağına inanıyorum. Bunun emarelerini sokağa çıktığımızda görüyoruz. Yeni yönetimin alacağı tedbirler, IMF ile anlaşma zorunluğunu ortadan kaldıracaktır. Cumhurbaşkanı adayları, Merkez Bankası’nın bağımsızlığını tanıyacaklarını, müdahale etmeyeceklerini, ekonomik sorunlara yönelik acil tedbirler alacaklarını söylüyorlar. Böyle bir yönetim değişikliği olması durumunda IMF ile anlaşmak gibi bir durum söz konusu olmayacaktır. Şu an iktidarda bulunan kadrolar hiç bir şey yapmıyorlar. Dolayısıyla bunların 24 Haziran’dan sonra bir şey yapması gerektiğini düşünmek de akılcı değil.