CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba  ülke gündemini ve yerel seçimleri PolitikYol’a değerlendirdi.

Ağbaba; Bu yerel seçimler kentlerimizin ekonomik, sosyal ve toplumsal kaderini belirleyecek. Ya betonun içinde yok olmak üzere olan kentlerimizin tarihi ve kültürel mirasını kurtaracağız ya da her yer betonun içinde boğulacak” dedi.

  • Bu yerel seçimleri öncekilerden daha önemli kılan etkenler nelerdir?

Türkiye şu anda tek adam rejimiyle yönetiliyor. Rejimin değiştiğini hep beraber görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Türkiye’nin bütün yönetim şekli dizayn ediliyor. Önümüzde bir yerel seçim var. Yerel seçimler her zamankinden çok daha önemli çünkü demokrasinin yaşatıldığı, farklı seslerin kendilerini ifade etme alanı bulduğu yerler kentlerdir. Demokrasi bir kent yönetim sistemidir. Kent farlılıkların bir arada yaşadığı bir alandır ve herkesin birlikte yaşayabilmesi için demokratik rejim üretilmiştir. Ancak bugün ülkemizde her alanda demokrasinin ve cumhuriyetin bütün değerleri tek bir adam tarafından el konulduğu için kentlerde yeni bir mücadele başlatmak gerekiyor. Eğer kentlerimizi demokratik bir yönetime kavuşturursak ülkenin de kentlerin de kaderi değişir. Bu nedenle bizim açımızdan bu seçimler çok önemli. Türkiye’de AKP diktasına karşı nefes almak isteyenler için de tarihi bir seçim. Sadece CHP seçmeni için değil, Türkiye’de demokrasiyi, kadın-erkek eşitliğini, çoğulculuğu, farklılıkları savunan herkes için önemli olan bu seçimi kazanmak hepimizin tarihi sorumluluğudur.

  • İttifak tartışmalarına ne diyorsunuz?

AKP MHP arasında bir ittifaktan söz edilemez. MHP artık bir AKP aparatıdır. Devlet Bahçeli bugün siyaseten emekli olmuş biridir. MHP elindeki bütün belediyeleri AKP’ye teslim etmeye çalışacak ama biz alacağız. Çünkü MHP tabanı AKP’nin Devlet Bahçeli desteğiyle partilerinin yok edilişe sürüklendiğini görüyor. Buna izin vermeyecek. MHP tabanı AKP’li belediyelerin nasıl kenti talan ettiğini, yozlaştırdığını görüyor. O nedenle MHP tabanı bizim adaylarımıza oy verecektir. AKP ve Devlet Bahçeli ittifakı aslında bir ittifaktan öte bir iltihaktır.

Cumhuriyet Halk Partisi açısından ise ittifak sadece halkın birlikteliğidir. Burada iki unsur var. İlki herkesin üzerinde uzlaşacağı kent politikaları, ikincisi herkesin üzerinde uzlaşacağı adaylardır.

  • İkincisinden başlarsak CHP adaylarını nasıl belirlemeli?

Benim kişisel fikrim; bu tek adam diktatörlüğünün her alanda hakim olduğu, yandaşı MHP ile birlikte farklı seslerin susturulmaya çalışıldığı bir dönemde bizim yapmamız gereken şey en katılımcı yöntemlerle adayları belirlemektir. Daha katılımcı ne demek? Bu önseçim olabilir. Parti içi ve parti dışı alanlarda bütün katılımcı süreçler çalıştırılmalı. Partinin bütün karar alma mekanizmaları etkin bir biçimde bu süreçte rol almalıdır ve aday belirleme süreci şeffaf bir biçimde yürütülmelidir. Önseçim dışında odaların, STK’ların, sendikaların, meslek örgütlerinin içinde bulunduğu, görüşlerinin etkin olduğu bir yöntemle adayların belirlenmesinin doğru olacağını düşünenlerdenim. Herkesin üzerinde uzlaşacağı, rahatlıkla oy vereceği adayları tespit etmek için katılımcılığın bütün unsurları hayata geçirilmeli. Bir taraftan partililerimizin sahip çıkacağı, diğer yandan geniş kesimlerin oy verebileceği adaylar için yeni bir aday belirleme formülü üzerinde çalışmalıyız. Sonuçta bütün STK’lar CHP’li değil, bütün meslek örgütleri CHP’li değil. Bunların görüşlerinin etkin olarak yansıtıldığı bir yöntem belirlemeliyiz diye düşünüyorum. Sadece önseçime de bağlı kalınmamalı. Önseçim yapılmalı ancak önseçim dışında meslek örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, kadın ve gençlik örgütlerinin de etkin olduğu bir yöntem bulmamız gerekiyor.

Türkiye’nin hala en başarılı belediyeleri CHP’li belediyelerdir. İnsanların nefes aldığı tek yer CHP’li belediyelerdir. Bunu halka en iyi anlatacak adaylarla çok büyük bir başarı elde edebiliriz. Kentlerin kaderini ancak o kentte geniş kesimleri temsil edecek adaylarla değiştirebiliriz.

  • CHP’li belediyeler hem kentlerin hem de ülkenin tarihine sahip çıkan belediyelerdir…

Yerel yönetimler sadece sosyal anlamda değil siyasal anlamda da çok önemli. Bakın AKP kendi siyasi anlayışını her alanda dayatmaya çalışıyor. Tayyip Erdoğan kendi tarihini yazıyor. 30 Ağustos’un karşısına Malazgirt’i koyuyor. 19 Mayıs’ın karşısına İstanbul’un fethini koyuyor. 23 Nisan’ın karşısına kutlu doğumu koyuyor. Bu doğru bir tavır değildir. Bu tarihler bu ülkenin ortak tarihidir ve rakip tarihler değildir ama yapmaya çalıştığı şey Cumhuriyet tarihini yok saymak, Kurtuluş Savaşı’nı unutturmak.

30 Ağustos’u CHP’li belediyeler kutluyor. 19 Mayıs’ı Samsun Büyükşehir Belediyesi değil; İstanbul’daki, Ankara’daki, İzmir’deki CHP’li belediyeler kutluyor, yaşatmaya çalışıyor. Yerel yönetimler de bu anlamda önemli.

AKP’li belediyeler bulundukları yerde kültürel yozlaşmayı halkımıza dayatmaktadır. Bu topraklarla, Anadolu kültürüyle ilgisi olmayan tamamen siyasal islam kültürünü kentlerde egemen kılmaya çalışmaktadır. Ahmet Yesevi’den Mevlana’ya Hacı Bektaşı Veli’den Yunus Emre’ye, Pir Sultan’dan Dadaloğluna bizim kültürümüzü inşa eden değerleri yok saymaktadır, unutturmaya çalışmaktadır.

AKP’li belediyeler Cumhuriyetin kültür ve sanat anlayışını ve bu anlayışı temsil eden değerleri görmezden gelmektedir. AKP’li hiçbir belediye Muhsin Ertuğrul’u, Ahmet Adnan Saygun’u anmaz. AKP’li hiçbir belediye dünyanın ayakta alkışladığı Fazıl Say’a konser verdirtmez. Fazıl Say CHP’li Arguvan Belediyesi’nde konser verebiliyor. Zülfü Livaneli’ye Çankaya Belediyesi sahip çıkıyor. Leyla Gencer’e Bakırköy Belediyesi sahip çıkıyor. Sabahattin Ali’den Orhan Kemal’e, Aziz Nesin’den Rıfat Ilgaz’a, Tarık Akan’dan Kemal Sunal’a bu ülkenin kültür-sanat değerlerine bir tek CHP’li belediyeler sahip çıkıyor. İşte kendi kültürümüzü yaşatmak içinde CHP’li belediyeler sonsuz değerde ve önemdedir…

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan “Biz bu kentlere ihanet ettik” dedi. Bu çıkışı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çok doğru bir tespit. Kentlerimiz tarihinin en büyük ihanetini AKP döneminde gördüler. Kentlerimiz çöküntü alanı haline geldi. Kentlerimizin tarihi, kültürel, çevresel ve sosyal dokusu yok edildi. Kentlerimizin grileşmesi, birbirine benzemesinin sorumlusu AKP’dir. Sadece İstanbul olarak düşünmemek lazım, İstanbul’la Kayseri birbirine benziyor. Kayseri ile Malatya birbirine benziyor. Afyon’la Kırşehir birbirine benziyor. Hepsini birbirine benzeştirdiler. Her yer gri, her yer beton oldu. AKP belediyeciliği denilince akla ilk gelenler; alt ve üst geçitli yollar, şehrin girişinde sağlı sollu büyük rezidanslar, ucube binalar, AVM’ler… Ama insan yok sayıldı, orman alanları talan edildi, her yer yağmalandı. Şimdi insanların nefes alamadığı binaların toplamından oluşan kaotik yapılar var. İşte insanlarımızın, doğanın, hayatın yeniden kentlerimizde nefes alması için bu AKP anlayışından kurtulmamız gerekmektedir.

CHP’nin İstanbul’u, Ankara’yı alması sadece CHP için değil Türkiye açısından da önemlidir. Dünya Türkiye’yi tek bir adamdan ibaret görmemeli. CHP bu belediyeleri alırsak Türkiye’nin itibarının artacağını düşünüyorum. Hala demokrasiyi, çoğulculuğu, sekülerizmi savunan insanların olduğunun görülmesi dünyanın Türkiye’ye bakış açısının değişmesini ve güvenmesini sağlayacaktır. CHP’nin bu belediyeleri alması Türkiye’nin Ortadoğululaşmasının önünde bir engel olarak görülmelidir.