Suriye ordusu ve müttefiklerinin Şam’ın Doğu Guta bölgesi, ülkenin güneyindeki Dera ve İsrail sınırındaki Kuneytra bölgesini tamamen ele geçirmesiyle gözler, Türkiye sınırındaki İdlib bölgesine çevrildi.

2015’ten bu yana El Kaide bağlantılı silahlı grupların kontrolünde olan İdlib, Türkiye’nin meseleye doğrudan müdahil olması açısından önem teşkil ediyor.

Gazeteci Hasan Sivri, gündeme ilişkin Türkiye’nin tavrını, bölgedeki silahlı unsurların akıbetini ve AKP medyasında yer alan göç dalgası uyarılarını değerlendirdi:

  • Astana platformunun garantörleri arasında yer alan Türkiye’nin Suriye ordusunun yaklaşan İdlib operasyonundaki tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana göre Türkiye, “Astana garantörü olmak ve hedeflerini gerçekleştirme arasında” çelişki yaşıyor. Astana platformu, Rusların ısrarla üzerinde durduğu “terörle mücadeleyi” de kapsıyor ve bilindiği üzere garantörlerin bu konuda (silahı radikal gruplara) farklı yaklaşımları var.

Suriye’deki tüm radikal grupların uzlaşılar sonrası İdlib’e taşındıklarını ve oldukça kalabalık oldukları biliniyor. Bunlar üzerinde, Astana’yı da dikkate alarak, kontrol sağlamak çok zor. ABD ile Türkiye arasındaki krizden oldukça iyi faydalanan Rusların da Türkiye’nin yaklaşan İdlib operasyonu ile ilgili taleplerininin birçoğunu reddettiği anlaşılıyor.

Dolayısıyla görüşmelerin sürdüğü ve sahaya yansımalarını daha görmediğimiz bu süreçte, Suriye ordusunun oldukça hazırlıklı olduğu, Rusların da eylül ayında operasyon yapılması konusunda ısrarcı olduğu görülüyor. Bu süreçte Türkiye’nin bir sıkışmışlık yaşadığı net görülüyor.

  • Rusya’nın baskısıyla Türkiye, kendi vekilleri aracılığıyla 2016 yılının sonlarından bu yana İdlib’de El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi ve müttefiklerine birçok kez tasfiye girişiminde bulunsa da başarısız olmuştu. Suriye’deki diğer bölgelerin aksine burada ‘ılımlı’ ÖSO grupları ve Nusra’nın çok daha iç içe olduğu görülüyor. Bu faktör uzlaşı hamlelerini ne derecede etkiler? Doğu Guta ve Dera’dan farklı olarak daha şiddetli bir savaşa mı tanık olacağız?

Suriye’nin birçok kentinde uzlaşılar oldu, radikal gruplar çekilmek veya teslim olmak zorunda kaldı. Uzlaşı sağlanan bölgelerden bazıları için uzlaşı olasılığı hiç konuşulmuyordu bile. Operasyon öncesi veya operasyon sırasında birçok bölgede (Guta, Dera vb.) radikal grupların uzlaşmak zorunda kaldıklarını ve geri adım attıklarını gördük.

İdlib’de de durum bu şekilde olabilir ama şimdiden görünen fotoğrafta bunun uzak ihtimal olduğunu da belirtelim. Ayrıca İdlib’deki grupların, gidebilecekleri başka bir İdlib yok. Türkiye’nin buradaki operasyonun önüne geçmek için bu radikal gruplara Halep’i önerdiği fakat grupların reddettiği de söyleniyor. Dolayısıyla burada sürekli olarak dillendirildiği gibi “Savaşların Anası” ismini verebileceğimiz sert bir savaş yaşanabilir.

Aslında gruplar birbirlerine yakın noktalarda olsalar da çok da iç içe değiller. Nusra ve onun yer alan radikal gruplar ile İhvan soslu diğer “ılımlı gruplar” arasında gerginlik var. Karşılıklı tasfiye suikastları ve tutuklamalar var.

Türkiye’nin istediği, buradaki grupların hepsinin, İhvan uzantılı Feylak Şam ve diğerlerinin öncülük ettiği Suriye Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne biat etmeleridir ki bu, imkansıza yakın bir istek. Astana’yı şiddetle reddeden radikal grupların aksine buradaki bazı gruplar Türkiye’nin de etkisiyle Astana sürecinde yer aldı. Ayrıca İdlib kenti bu iki akımın üyeleri (Selefiler ve İhvancılar) arasında şiddetli savaşlarla gündeme gelmişti. Bu iki akım ilk fırsatta karşıdakin tasfiye etmeye çalışacak.

  • AKP medyası uzun bir süredir İdlib’e yönelik bir harekatın yeni bir göç dalgasını tetikleyeceğini öne sürüyor. Bu ne kadar doğru?

Göç dalgası veya dalgaları hatırlıyorsanız Halep için de sıkça dillendirilmişti. Fakat gerçekte tam tersi oldu ve Suriye ordusu kenti aldıktan sonra Halep’e geri dönen sayısını BM’nin kendisi duyurdu.

Göç dalgası iddiası gerçekleşeceği artık gün yüzü gibi belli olan İdlib operasyonunu engellemek ve baskı oluşturmak üzere dile getiriliyor. Üstelik bu sırada İdlib kenti güneyinde kentten ayrılmak isteyenler Suriye ordusunun, Rusların yardımıyla açtığı koridordan kolayca geçiş yapıyor. Şimdiye kadar 10 binin üzerinde insan bu koridordan geçiş yaptı. Halep’tekine benzer bir şekilde burada direkt sahada yer alan bu önemli gelişmeleri es geçen bir ana akım medya var. Hep yanıldılar. Şimdi de yanılıyorlar.