Dilara İlbuğa

İstanbul seçimlerinin iptali için başvuru yapan AKP Genel Başkanı Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, açıklamalarda bulundu. Yavuz açıklamasında; “Kanun hizmetinden kamu hizmetinden yasaklı olanlar seçme hakkına da sahip değildirler diyor kanun. Şimdilik böyle bir iddiada bulunmadık. Aslında hiçbir yerde oy kullanamaması gerekir” demişti.

Kamuoyunda tartışma yaratan bu açıklamanın hukuki boyutunu Ankara Barosu avukatlarından Mehmet Çağlar Yıldırım, PolitikYol’a değerlendirdi.

  • Bir kişinin seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması anayasaya göre mümkün mü?

Anayasanın Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları başlıklı 67. maddesinin 3. fıkrasına göre Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahip. Bu düzenleme Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının 18 yaşını doldurmasıyla birlikte bu hakkı doğal olarak elde ettiğini gösteriyor.

Aynı maddenin 5. fıkrasında ise taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oy kullanamayacakları düzenlenmiş. Bu düzenlemeye göre, ancak kasıtlı bir suçtan hüküm giyen ve cezası kesinleşen mahkûmların oy kullanma hakkının kısıtlanması mümkün dolayısıyla ceza mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş bir ceza yaptırımı olmadan bir vatandaşın oy kullanma hakkı tedbiren dahi kaldırılamaz.

Bu kapsamda Türk Ceza Kanunu’nun Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma başlıklı 53. maddesi de kasten işlenmiş suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kişinin seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılacağını düzenlemiştir. Bu düzenleme suçta ve cezada kanunilik ilkesine uygun olarak kişilerin seçme ve seçilme hakkının ortadan kaldırılması halini bir ceza mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararına bağlamıştır.

Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de demokratik seçim hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla, bir kişinin demokratik seçim hakkı ihlal edilemez.

  • Peki KHK’lar ile ihraç edilenlerin seçim hakkından mahrum olması gerektikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ülkemizde son yıllarda çokça uygulama alanı bulan Kanun Hükmünde Kararnameler ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri de bir kişinin Anayasa’dan doğan hakkının kısıtlanmasına sebebiyet veremez. Dolayısıyla seçme ve seçilme hakkının kısıtlanması da KHK ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile mümkün hale getirilemez.

Anayasa’nın 13. Maddesi de temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceğini, bu sınırlamaların da Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağını düzenlemektedir.

Seçme ve seçilme hakkının iktidar tarafından sınırlandırılması en temel demokratik ilkelere dahi aykırılık teşkil etmektedir. Söz konusu edilen bu değişiklikler, kısa vadede bir takım kişi, grup ya da siyasi partilere fayda sağlamış gibi gözükse de uzun vadede ülkemize, demokratik değerlere ve hukuk devleti kavramına vereceği zarar göz önünde bulundurulmalıdır.

Tüm bu kanuni düzenlemeler ve seçim mevzuatı bir arada değerlendirildiğinde Anayasal bir hak olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçme ve seçilme hakkı ancak kasıtlı bir suç nedeniyle kesinleşmiş ceza hükmünün bulunması halinde mahkemeler tarafından kısıtlanabilmektedir. Aksine bir uygulama, suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırılık kapsamında Anayasa’ya, AİHS’ne ve kanunlara aykırı olacaktır.

AKP’li Yavuz: Kamu hizmetinden yasaklı olanların seçme hakkı yok