Pelin Teymur

Türkiye’nin Washington eski Büyükelçisi Faruk Loğoğlu, ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylanan Ermeni Soykırımı yasa tasarısını ve Suriye’nin kuzeyine Türkiye’nin gerçekleştirdiği harekatla ilgili yaptırımları PolitikYol’a değerlendirdi.

  • ABD Temsilciler Meclisi’nin Ermeni Soykırımı ile ilgili ve Türkiye’ye yönelik yaptırımlar konusundaki kararlarını nasıl yorumluyorsunuz?

Bu ikisi iç içe ama birbirinden farklı. Ermeni Soykırımı ile ilgili olan bir yasa tasarısı değildir ve onun senatoya gitmesi gerekmiyor. Sadece Temsilciler Meclisi’nin eğilimini gösteriyor. Yaptırımla ilgili olan ise yasa tasarısı ve senatoya gitmesi gerekiyor. Bu yöntemsel bir açıklama. Bu iki karar da Türkiye-ABD ilişkilerine çok ciddi bir darbe oluşturan, zararları kalıcı olacak olan iki karardır. Ermeni karar tasarısı ilk defa bu kadar ezici olarak her iki partinin de neredeyse tamamının oy verdiği şekilde Temsilciler Meclisi genel kurulunda kabul ediliyor. Yaptırımların senatoya gitmesi lazım ve senatoda hemen kabul edilirse Başkan’a gitmesi lazım. Ancak öyle ya da böyle bu iki karar zaten yara bere içinde olan Türk-ABD ilişkilerine darbe vurmuştur.

  • Bu yaşananlar iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkisini nasıl etkiler? Ankara bu yaptırımlara ne tür karşıt hamleler yapabilir? 

Bu olaylar tırnak içinde müttefiklik ilişkisini etkilemez. Türkiye NATO üyesi olmaya devam ediyor. ABD de NATO olmaya devam ettiğine göre ittifak bağları devam ediyor ama iki ülkenin ilişkileri daha da bozulmaya yüz tutacak. Hem içeri plandaki bağları hem de bölgesel ve uluslararası plandaki işbirlikleri bu iki karardan olumsuz etkilenecek. İlişkiler kopma noktasına gelir mi? Kopmaması lazım.

Ankara’nın yapabileceği hamleye gelirse, karşıt yaptırımlar olarak yapabileceği fazla bir şey yok. Her zaman İncirlik meselesi gündeme gelir. İncirlik zaten Amerikan üssü değil, Türk üssü. Kapatmana gerek yok sadece kullanımına izin vermezsin. Ancak son günlerde bu gündemde değil. Ermeni tasarısına ilişkin tepkimiz ise “Yok hükmünde sayarız, bizi bağlamaz.” oldu. Diğer ülke parlamentolarında alınan kararlar gibi bunu haklı gerekçelerle da reddediyoruz. Ancak reddetmek bu kararın alınmış olduğu gerçeğini yok etmiyor. Bu kararın bundan sonra Amerikan siyasetinde federal ve eyalet seviyesinde yapacağı etkiyi de yapacağı etkiyi de ortadan kaldırmıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Kasım’da Washington’a gidecek, oradaki görüşmelerde Türkiye’nin hem tepkisini, hem de karşısında neler yapabileceğini daha net bir şekilde göreceğiz.