Covid 19 enfeksiyonu, Kasım 2019’da Çin’de ortaya çıktı. Birkaç ay içinde tüm dünyaya yayıldı. Dünya Sağlık Örgütü 11 Mart itibariyle Pandemi ilanı yaptı. O günden bugüne milyonlarca insan hastalandı, yüzbinlerce insan hayatını kaybetti.

Pandemiler  global sağlık krizleridir

Bu krizin etkilerinin sadece sağlıkla kısıtlı olmayıp, sosyal ve ekonomik krizlerin de birlikte eş zamanlı başlayacağını unutmamak gerekmektedir. Bu nedenle çözümden bahsederken bu üç faktörün birlikte ele alınması gerekmektedir.

Krizin SALGIN ayağında hastalanan kişilerin bulunması, tedavi edilmesi ve sağ kalımın sağlanması önemlidir, ancak esas olması gereken salgının kontrolü, hatta durmasının sağlanmasıdır.

Pandemi bittiğinde tüm ülkelerin mevcut sağlık sistemlerine ilişkin doğru analizleri yapma zorunluluğu bulunmaktadır.

Pandemiler ekonomik krizlere neden olur.

Pandemilerin en önemli etki alanı şüphesiz insan sağlığıdır. Ancak pandemi sonucunda ortaya çıkması kaçınılmaz ekonomik sonuçlar neredeyse aynı derecede önem taşımaktadır. Krizin EKONOMİ ayağı dünyanın en büyük ekonomilerinin gözle görülemeyen, hatta mikroskopta dahi gösterilemeyen bir mikroorganizmaya yenik düşmeleriyle ortaya çıkmıştır. Etkileri salgının kendisinden daha uzun sürecektir.

Sağlık Personeli ve sağlık kurumları bu sistemin en önemli bileşenleriydi. Ancak bireyi ve toplumun bütününü sisteme dahil etmeden salgınla savaş mümkün olmayacağından karantinalar ve kilitlenmeler ile salgın yönetimi yapıldı. Her ülke kendi koşullarına en uygun olanı seçti. Bağlantılı olarak tüketimin donması, üretimde donmayı getirirken bağlantılı olarak işsizlik arttı. Önümüzdeki aylar ekonominin gerçek fotoğrafının sonuçlarıyla birlikte ortaya çıkacağı bir dönem olacaktır.

Ekonomik iyileşebilmenin birinci koşulu virusun yayılımının yavaşlaması yani salgının kontrolüdür. İşletmelerin ne zaman açılacağı faaliyete başlayacağı sağlayabildiğiniz kontrollerin başarısı ile ilişkilidir. Yeniden başlayan/başlatılan her faaliyetin virusun yayılımında yeni bir başlangıç olabileceğinin de unutulmaması gerekmektedir.

Hayatımız ne zaman ve nasıl normale dönecek?

Covid 19 enfeksiyonunun henüz aşısı yok, özgün tedavisi yok. Toplumsal bağışıklığın oluşabilmesi için toplumun en az yüzde 60’ının enfekte olması gerekiyor. Ancak tüm bunların olması için beklersek, sosyal ve ekonomik yan etkiler daha da artacaktır. Bu nedenle bir yerden, ama doğru yerden başlamamız gerekiyor.

Bu nedenle doğru adımların doğru zamanda ve olması gereken biçimde atılması önem taşımakta.

Kısıtlamaların kaldırılma kararlarının alınmasında en iyi senaryoda olması mutlak olan enfeksiyon oranındaki düşmedir. Bu anlamda bir çok ülkenin temel kıstasları arasında günlük yapılan test sayısı içinde pozitiflik oranının %5 olması önemli bir kabuldür. (Günlük pozitif olgu sayısı / günlük yapılan test sayısı ) Bir diğer önemli kıstas R0 değeri yani enfekte bir kişinin kaç kişiye enfeksiyonu bulaştırabileceğidir. Burada alınması gereken temel değer R0<1 olmasıdır.

Kısıtlamaları kaldırma kararı aşamasındaki ülkelerin günlük test yapabilme kapasitelerini artırmaları ve öncelikli olarak yaygın test uygulamasını kimlere yapacaklarına karar vermeleri gerekmektedir.

En iyi senaryoda bile krizin mutlak maliyeti, krizin yönetim başarısı kadar, kriz öncesi dönemde ekonomik gücünüzün ne olduğu ile de alakalı olacaktır. Erken başarı öyküleri mutlu sonla bitemeyecektir.

Son Söz,

Covid 19 pandemisiyle birlikte her ülkenin kendi çalışması gereken  DERSlerin ne olduğuna, yapması gereken  ÖDEVlere kafa yorması çok önemlidir.

“PANDEMİnin gerçek öyküsünü, PANDEMİ bittiğinde yazacağız.”