Pelin Teymur

HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ile 23 Haziran’ın ardından muhalefetin stratejisini ve AKP’nin “milletin mesajını aldık” söylemini konuştuk.

Turan; “Bizim sistemin restorasyonuna ihtiyacımız yok, özgürlükçü ve demokratik bir yeniden kuruluşa ihtiyacımız var. Örneğin CHP’nin Kürt meselesinin çözümünde daha cesaretli sözler söylemesi ve tutumlar takınması sürecin devamı açısından önemli olacak. 23 Haziran seçimlerindeki pratik CHP’nin Kürt meselesi konusundaki kurumsallaşmış korkusunun anlamsız olduğunu bir defa daha kanıtladı. HDP olmadan demokrasi mücadelesinin başarılı olma olasılığının olmadığı bir defa daha ortaya çıktı” dedi.

  • İstanbul zaferinden sonra İktidar, “milletin mesajını aldık” diyor. Sizce, millet nasıl bir mesaj verdi ve İktidar bu mesajların gereğini yapacak mı?

7 Haziran seçimlerinde AKP açısından başlayan ağır çekim erozyonun, son yerel yönetim seçimleri ve özellikle de İstanbul seçimleri ile hızlı çekim bir erozyon ve dağılmaya yerini bırakacağı kanısındayım. Bu hiç kuşkusuz bir sabah uyandığımızda AKP’nin darmadağın olduğunu duyacağımız anlamına gelmez. Askeri ve sivil bürokraside bu kadar köklenmiş bir örgüt için bu beklenir bir durum değil tabiatıyla. Ancak İstanbul seçimlerinde son haliyle gördüğümüz rıza üretemeyen ve eskisi gibi kitle mobilasyonunu sağlayamayan bir partinin çok uzun ömürlü olamayacağı da belli.

AKP’li yetkililer verilen mesajı aldık diyor, ben de aldıklarından eminim. Milyonların değişim talebi AKP tarafından alındı ve gereği de yapılacak kuşkusuz. Ancak bu demokratikleşme, bir uzlaşı ortamının yaratılması, kızgın demirin soğutulması biçimiyle olmayacak. AKP’nin böyle bir yola tevessül etmesi artık nesnel olarak olanaklı değil. Böyle bir yola girmeyi Erdoğan istese bile başaramayacak. Dedim ya bu nesnel bir durum. Kişisel ya da örgütsel niyetlerle alakalı değil. Erdoğan’ın yıllardır uyguladığı gerilim stratejisi bugün onu öyle bir dar aralığa sıkıştırmış durumda ki viraj alabilmesi, geri dönebilmesi, örneğin Kürt meselesi ve siyasal örgütlükler meselesinde demokratik bir istikamete yönelebilmesini olanaksız kılıyor bu durum. Birkaç nedenle böyle. İlk olarak zaten bir iniş sürecine giren bir örgütle bunları yapamazsınız. Çünkü demokratik hak ve özgürlüklerin çoğalması iktidarınızın azalması anlamına gelir. Erdoğan’a daha az değil daha fazla iktidar lazım oysa. İkincisi küçük ortak MHP’nin AKP’ye yönelik tehditkâr durumu malum ve AKP tek başına ayakta kalabilecek durumda değil. Üçüncüsü AKP içinde yaşanmaya başlanan kaos bu türlü bir zemini ortadan kaldırıyor. AKP’nin demokrasi açısından inandırıcılığının kalmadığını eklemeye dahi gerek yok. Uzatmayalım. Erdoğan mesajı aldı ve her Erdoğan benzerinin yaptığı gibi yapacak. Rıza üretemeyen iktidarlar daha çok zora başvururlar. Mesaj alındı ve gereği yapılacak. O gerek de baskı ve zor politikalarının derinleşmesi anlamına gelecek. Başka seçeneği yok. Sınıflar mücadelesi tarihinde çokça yaşandığı gibi.

  • Muhalefet bu süreçten ne tür dersler çıkarmalı ve bundan sonra Türkiye’deki siyasal süreç sizce nasıl bir yol haritası ekseninde yürüyecektir?

Bence daha önemlisi CHP’nin verilen mesajı alması. İktidarla sistemin restorasyonu temelinde bir ortaklığa girip girmeyeceği gelecek açısından belirleyici olacak. Bizim sistemin restorasyonuna ihtiyacımız yok, özgürlükçü ve demokratik bir yeniden kuruluşa ihtiyacımız var. Örneğin CHP’nin Kürt meselesinin çözümünde daha cesaretli sözler söylemesi ve tutumlar takınması sürecin devamı açısından önemli olacak. 23 Haziran seçimlerindeki pratik CHP’nin Kürt meselesi konusundaki kurumsallaşmış korkusunun anlamsız olduğunu bir defa daha kanıtladı. HDP olmadan demokrasi mücadelesinin başarılı olma olasılığının olmadığı bir defa daha ortaya çıktı. Dahası tabanlar arasında bir duygudaşlık gelişmeye başladı. Bunların akamete uğratılması AKP’nin derin stratejisi olacak bence. Bu konuda uyanık olmak gerekli. Bir başka önemli mesele de azımsanmaz sayıda insanın CHP sevgisinden değil AKP nefretinden CHP’ye destek sunduğu gözden uzak tutulmamalı. Özellikle alınan yerel yönetimler geçmiş başarısızlıklardan uzak kalmalı, doğru işler yapmalı.
Muhalefetin ortak meselesi kuruculuk misyonudur bundan böyle. Kuruculuk misyonu olmadan yıkıcılık anlam taşımaz. Özgürlükçü, demokratik ve çoğulcu bir kuruluşun temeli elbette yeni özgürlükçü ve demokratik anayasa olmalı. Böyle bir faaliyet için de tüm muhalefeti içeren bir demokrasi bloğu vakit geçirilmeden kurulmalı. Kim ne der? Kuşku ve korkusuna kapılmadan en geniş cepheyi kurmak lazım. Aksi halde şu anda edinilmiş hamle üstünlüğü en çok birkaç yıl sürer. Bu işin sonunu getirmek, erken genel seçim de dâhil tüm alternatifleri değerlendirmek mutlak zorunluluktur. Lenin’in önemli sözüyle bitireyim: “bir sistem ne kadar çürürse çürüsün onu vurup devirecek bir devrimci alternatif yoksa yoluna devam eder”

PolitikYol Dosya | CHP’li Özel: İstanbullu kendisine oy vermeyenleri “terör yandaşı” olmakla suçlayan anlayışa geçit vermedi

PolitikYol Dosya | Fikret Başkaya: Muhalefetin radikal olarak neoliberal politikaları reddetmesi gerekiyor

PolitikYol Dosya | CHP’li Toprak: Tek adam sisteminin modeli ve kurumlarıyla ömrünü tükettiği bir döneme giriyoruz