Pelin Teymur

Akademisyen yazar Fikret Başkaya, İmamoğlu’nun zaferiyle sonuçlanan 23 Haziran seçimleri, AKP’nin “Milletin mesajını aldık” söylemini ve bu süreçten sonra muhalefetin çizmesi gereken yol haritasıyla ilgili PolitikYol’un “23 Haziran’ın Ardından” dosyasına açıklamalarda bulundu.

Politik İslamcıların alternatif proje üretme yetenekleri olmadığını ifade eden Başkaya; “Bu dünyada bir sorunu yaratanların o sorunu çözdüğü görülmemiştir… Öyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. Sorunları azdırabilir ama asla çözemez… Dolayısıyla, oyalama-zaman kazanma yoluna gideceklerdir… Her geçen gün asıl sorunlar ağırlaşmaya devam eder. Zira, yara artık pansumanla iyileşebilir değil… Bu yıkım tablosundan ancak radikal kararlarla çıkılabilir ki, başka aktörleri, başka bir perspektifi ve paradigmaya varsayar… Kaldı ki, Politik İslamcıların alternatif proje üretme yetenekleri yoktur… Önlerine ve ileriye değil, geriye bakıyorlar ki, “geçmişte çözüm aramak”, abesle iştigaldir.” ifadelerini kullandı.

Başkaya, 23 Haziran seçimlerinden sonra gelinen süreçte AKP öncesi politikalara dönerek işin içinden çıkmanın mümkün olmadığını söyleyerek, muhalefetin radikal olarak neoliberal politikaları reddetmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • İstanbul seçiminden sonra AKP “milletin mesajını aldık” diyor. Sizce, millet nasıl bir mesaj verdi?

Millet, bağnaz neoliberal dayatmaya, ne idüğü belirsiz, bu dünyada eşi benzeri olmayan ‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ denilene, sınırsız keyfiliğe, ülke kaynaklarının sınırsız yağma ve talanına, asgari hak, hukuk ve adaletin, zaten çok sınırlı özgürlük ve demokrasi alanının da yok edilmesine, kibre, işsizliğe ve yoksulluğa, dış politika alanındaki beceriksizliğe, yalana ve ikiyüzlülüğe itirazını ortaya koydu… Ülkenin tam bir sürdürülemezlik ortamına itilmesine ama asıl haysiyetine yönelik saldırıya tepkisini ortaya koydu… Aslında bu sonuç son anda birden ortaya çıkmış değil.. Zira Gezi Parkı, Anayasa referandumu, başkan ve genel seçimler, adalet yürüyüşü sürecinde bardak dolmaktaydı ve 23 Haziran’da taştı…

  • İktidar bu mesajların gereğini yapacak mı?

Bu dünyada bir sorunu yaratanların o sorunu çözdüğü görülmemiştir… Öyle bir şey eşyanın tabiatına aykırıdır. Sorunları azdırabilir ama asla çözemez… Dolayısıyla, oyalama-zaman kazanma yoluna gideceklerdir… Her geçen gün asıl sorunlar ağırlaşmaya devam eder. Zira, yara artık pansumanla iyileşebilir değil… Bu yıkım tablosundan ancak radikal kararlarla çıkılabilir ki, başka aktörleri, başka bir perspektifi ve paradigmaya varsayar… Kaldı ki, Politik İslamcıların alternatif proje üretme yetenekleri yoktur… Önlerine ve ileriye değil, geriye bakıyorlar ki, “geçmişte çözüm aramak”, abesle iştigaldir.

  • Muhalefet bu süreçten ne tür dersler çıkarmalı?

Muhalefet partilerinin bu durumdan ders çıkarmadan önce kendi durumundan ders çıkarması gerekiyor. Başka türlü söylersek verili muhalefet zemininin dışına çıkmak zorunda. Radikal olarak iflas etmiş, verili paradigmanın dışına çıkmak gerekiyor. Zira, beş-on yıl öncesi veya AKP öncesi politikalara dönerek işin içinden çıkmak artık mümkün değil… Bu arada verili siyaset yapma tarzının da dışına çıkmak gerekiyor. Bir kere muhalefetin radikal olarak neoliberal politikaları reddetmesi gerekiyor. Aksi halde bir inandırıcılığı olmaz. Kapitalist yıkımı sorun etmesi gerekiyor… Artık hiç bir şey eskisi gibi değil ve eski yöntem ve araçlarla da çözülebilir değil… Rejim ve toplum kritik eşiğe dayandı… Sorunları çözmenin yolu, sorunların kaynağına inmekle mümkün… Zira, “radikal olmak demek, sorunları kökeninden ele almaktır” denmiştir…

  • Bundan sonra Türkiye’deki siyasal süreç sizce nasıl bir yol haritası ekseninde yürüyecektir?

Nasıl bir rotada ilerleyeceğinden çok, “nasıl bir rotada ilerlemeli” sorusuna odaklanmak gerekiyor. Verili siyaset tarzında ve anlayışında halk tam olarak sürece müdahale edemiyor… Seçimler zaman, zaman ‘yönetenleri’ değiştiriyor ama yönetimi değiştirmiyor. Öyle olunca da burjuva siyaseti kitleleri aldatmanın ve oyalamanın bir aracına dönüşüyor… Aslında seçilenler hiç bir zaman seçenleri temsil etmiyor… Demokrasinin bir anlam ifade edebilmesi için, halkın bizzat süreci etkiler durumda olması gerekiyor… Dolayısıyla temsili demokrasi denilenin ötesine geçmek gerekiyor ki, bu da insanların sadece dört-beş yılda önlerine konan sandığa oy atması değil, bilinçli politik özneler olarak sürece müdahale etmelerini gerektirir… Önümüzdeki dönemde bu tür sorunlar gündeme gelecektir… Kaldı ki, demokrasi sadece siyasi demokrasiden ibaret olamaz, ekonomik, sosyal, kültürel… yaşamın tüm alanlarını kapsamalıdır… Artık bu tür sorunları tartışma gündemine taşımanın zamanı geldi…

PolitikYol Dosya | Selin Sayek Böke: Halkın bir itirazda şekillenmiş ortaklığını yeni bir kurucu iradeye dönüştürme fırsatımız var

PolitikYol Dosya | Levent Üzümcü: Sürekli mesaj vermeye alışmış, duymaya alışmamış bir yapı seçmenin mesajını alamaz

PolitikYol Dosya | Aytun Çıray: 23 Haziran kasıtlı olarak çıkarılan bir büyük yangının milletçe söndürülmesidir