Dünyanın toplumsal olarak en eşit ülkelerinden birisi olarak ününe karşın, İsveç dahi varsıllar ve öyle olmayanlar arasındaki büyüyen uçurumla uğraşmak zorunda kaldı.

Karl Möller’in eşitsizlik karşısında mücadelede simge haline gelmesi pek ihtimal dahilinde görünmüyor. Her biri kolunda bebek olan bir düzine kadının arasındaki tek erkek.

“Pek alışık değilim, ama iyi bir deneyim – alışkın olduğum erkek-egemen mühendislik işyerlerinin oldukça zıttı” diyor.

45 yaşındaki Möller, İsveç’in ikinci büyük şehri Göteborg’u daha eşit yaşanılan bir yer haline getirmek için toplumsal sınıfları, cinsiyetleri ve etnisiteleri birbirleriyle karıştırma amacındaki şehir ölçeğindeki programın katılımcısı.

Bunun gibi yeni bütünleştirici “aile merkezleri” eşitsizliği oldukça ciddiye alıyor. Oxfam’ın yeni Commitment to Reducing Inequality Index’i (Eşitsizliği Azaltmaya Bağlılık Endeksi) içinde 152 ülke arasında birinci sırada olan ülke uzun zamandır dünyada adil olmanın en iyi örneği kabul ediliyor.

Merkez-sol son 100 yılın 81’inde,  sosyal demokrat devletin kimseyi geride bırakmadan herkesi dikkate alarak aile gibi davrandığı “halkın evi” – ya da folkhemmet – olmaya çalışarak ülkeyi yönetti. İsveç dünyada toplumsal olarak en fazla eşitliğin görüldüğü ülkelerden biri haline geldi.

Ancak bu üne karşın, İsveç dahi son onyıllarda eşitsizlik sorunu olduğunu teslim etmek zorundaydı.

IMF danışmanı ve yakın tarihli bir eşitsizlik tarihi incelemesi yazarı Per Molander, “Aslında [İsveç’te] eşitsizliğin 1980’lerden bu yana artışı OECD ülkelerindeki en yüksek eşitsizlik artışıydı” diyor.

“Eşitlik hakkında çok fazla retorik uzlaşı mevcut: Çok az sayıda siyasetçi eşitliğe karşı olduğunu söyleyecektir çünkü burada o kadar güçlü bir eşitlikçi gelenek var. Ancak retorik ile gerçeklik arasında büyük bir uçurum var” diye ekliyor.

İsveç’te artık 178 krona milyarderi mevcut – 2015’ten bu yana 22 kişilik artış gerçekleşmiş, bir incelemeye göre. Bu milyarderler İsveç devletinin yıllık bütçesinin iki katına sahipler ve dolar milyonerlerinin sayısı da hızla artıyor.

Stockholm’un parıltılı gençliğinde yeni heves vaskning – şişelerce şampanyayı dökerek gösterişçi bir şekilde saçmak. Bu sırada Malmö’de kötü üne sahip Rosengård bölgesi yoksullaşmış göçmenlere ev sahipliği yapıyor ve vahşi çeteleri besleyen bir yer haline geliyor.

Geçen yıl BM Çocuklara Yardım Fonu Unicef, artan sayıda kısmı “son derece dezavantajlı” olan ülkenin en yoksul çocukları söz konusu olduğunda İsveç’in “baş aşağı bir gidişat” sergilediğini raporunda bildirdi. Ülkenin Kamu Sağlık Kurumu’na göre, sadece temel eğitime sahip bir İsveçli, üniversite eğitimli bir vatandaşa göre beş yıl daha az ömür beklentisine sahip.

Molander’e göre, bu kaymanın kökleri, Sosyal Demokratların serbest piyasa politikalarını denemeye başladıkları ve kredi piyasasını kuralsızlaştırdıkları 1980’lere uzanıyor. Ancak değişim 1990’ların başındaki derin ekonomik kriz sonrasında ivme kazandı.

“Bu tarihten sonra bir tür umutsuzluk, bir denetim kaybı mevcuttu – klasik sosyal demokrat politikaları savunmak için siyasal bir enerji artık yoktu”, diyor Molander.

İsveç’in merkez solu, David Cameron’un Tory’lerinin 2010 eğitim reformlarının model olarak aldığı, özel işletilen “serbest okullar”ı getirirken [kamusal olarak fonlanan, özel olarak yönetilen okullar, ç.n.]  kuralsızlaştırmayı ve altyapının – posta servisi, elektrik, telekomünikasyon ve demiryolları – özelleştirilmesini sürdürdü.

Küçük işletme sahipleri için vergi indirimleri getirirken, gelir ve mülk vergisini indiren, servet üzerindeki bir vergiyi ortadan kaldıran İsveç Muhafazakarları 2006-14 arasında görevdelerdi. Mülk ve hisse satışlarından gelen sermaye geliri, konut piyasasındaki ve borsadaki canlılık nedeniyle arttı.

Ülkenin en büyük sendika konfederasyonu LO’dan Thomas Carlén’e göre eski yöneticilerin geliri diğerlerinden “ayrıldı”: “Burada şirketler içinde artan eşitsizliği görebilirsiniz.”

EŞİT BİR ŞEHİR YARATMAK

Üç onyıla varan kuralsız piyasalar, vergi indirimleri ve zayıflatılmış refah uygulamalarına rağmen İsveç, işyerlerinde kadınlara örnek alınası destek sunuyor ve halen dünyada en ilerici vergilendirme ve harcama politikalarından birisine sahip.

Ancak değinilen rapora göre İsveç’in ayrıksılaştığı yer zengin ve yoksul arasındaki uçurumu azaltmak için yeniden katlanan çabaları.

Sarkaç 2014’te merkez sol Sosyal Demokratlarla, “sorumsuz vergi indirimleri”ni tersine döndürmek için yola çıkan Yeşil Parti’nin koalisyonunun seçilmesiyle geri gelmeye başladı. Canlanan bir ekonominin desteğiyle koalisyon işsizlik, hastalık ve aile ve çocuk yardımlarını arttırdı; daha iyi durumda olanların gelir vergilerini yükseltti ve bankalar, havayolları ve bunların temettü gelirleri üzerindeki vergileri arttırmaya uğraştı.

Aynı zamanda “önlenebilir sağlık farklarının bir nesil içinde kapatılması gereklidir” ilanıyla Sağlıkta Hakkaniyet Komisyonu kurdu.

Bu önlemler refahın en yoksullara yeniden dağıtımı bağlamında çok sınırlı bir etkiye sahipken, siyasal muhalefet son derece sert: Muhafazakar lider Anna Kinberg Batra “Büyük vergi artışları artık işleri ve büyümeyi tehdit ediyor” diyor.

İsveç’in endüstriyel kalbi Göteborg’da yeni belediye başkanı eşitsizlikle mücadeleyi birincil gündemi haline getirdi.

“Sosyal Demokrat bir politikacı olarak, eşit bir toplumdan daha büyük bir arzunuz olamaz” diyor 52 yaşındaki, Volvo’da önceden forklift sürücüsü olarak çalışan Ann-Sofi Hermansson. “Bu nezaketle ilgili ancak aynı zamanda ekonomiye de faydası var… Eğer eşitlik artarsa, daha fazla güven ve daha güçlü büyüme elde edersiniz: bir kazan-kazan durumu.”

Şehir Konseyi’nin yaptırdığı bir incelemeye göre zengin ve yoksul arasındaki uçurum Göteborg’da yirmi yıllık sürede dört katına çıktı. Çalışmanın en şaşırtıcı keşfi müreffeh bölgelerdeki insanların yoksul bölgelerdeki insanlara nazaran dokuz yıl daha fazla yaşadığının gösterilmesiydi.

Gazeteciler sahildeki özel konutların bulunduğu bir caddeyle kentin diğer tarafında daha ziyade işsiz göçmenlerin yerleştiği aşırı kalabalık binaları karşılaştırdıklarında, iki bölge arasında yarım milyon kronadan (50000 GBP) daha fazla bir gelir farkı olduğunu gördüler.

Belediye başkanının önde gelen programı “Eşit Göteborg” daha eşitlikçi bir şehir yaratmak için uzun vadeli yatırım vaat ediyor.

“Uzun yıllar, eşitsizliği gidermek için projelerimiz oldu” diyor. “Biraz para ediniyorduk, varoşlarda bir projemiz oluyordu, sonra para bittiğinde proje de bitiyordu. Eşit Göteborg fikri küçük projelerden oluşmuyor: plan yaptığımız her seferinde eşitliği göz önünde bulundurmalıyız.”

Programa karşı muhalefetin sesi kısık; bazıları iş arzı fazla değilken eşitlik sağlamak adına eşitlik hedefini sorguluyorken şehir konseyinde eleştiri neden sorusundan ziyade nasıl sorusu etrafında dolanıyor.

“Biz ve sol partiler aynı hedefe sahibiz: Göteborg kaynaştırıcı bir şehir olmalı. Ancak bu hedefe ulaşmada farklı araçlara sahibiz.” diyor şehirdeki Hırıstiyan Demokratların lideri David Lega: “Her 10 yeni işten dokuzunu yaratan küçük işletmeler için iş ortamını iyileştirmek amacıyla çok uğraşmalıyız”

Göteborg’da şehir konseyi 23 yıldır merkez solun kontrolü altında, Lega’nın işaret ettiği üzere: bunlar bizzat, eşitsizliklerin yoğunlaştığı yıllar.

“Eşit bir şehir yaratmak bir yan proje olamaz, bütçenin temellerinde olması gerekli” diyor Lega: “Çabuk çözümler yerine uzun vadeli olanlarla ilgilenmeliyiz.”

Hermansson tartışmada yer alan “bütün büyük aktörler”in eşitsizlikle uğraşmasının kendisi açısından yardımcı olduğunu söylüyor.

1990’larda OECD ücretler ve refaha dair kesintileri desteklerken, şimdi eşitsizliğin ekonomik büyüme için olumsuz olduğunu gösteren araştırmalar üretiyor. Bir zamanların inatçı neoliberalizm savaşçısı IMF, ülkelerin ekonomik performansını arttırmaları için onlara yardım etmek üzere kendi direktifleri arasına doğrudan eşitsizlikle mücadeleyi yerleştiriyor.

Eşit Göteborg’un direktörü Michael Ivarsson’a göre: “Bu çok büyük bir sorun ve çok fazla siyasal sorun mevcut. Oldukça mütevazı olmalısınız.”

Şehir Kasım ayında, AB liderleri özel bir Adil İşler ve Büyüme için Toplumsal Zirve’de bir araya geldiklerinde Avrupa spot ışıkları altında olacak.

“İsveç sağlıkta ve eşitsizlikle mücadelede göreli olarak iyi görünüyor, ancak bizim varsayımımız – ve İsveçli meslektaşların varsayımı – daha iyi olabilecekleri yönünde.” diyor, sağlık alanındaki eşitsizliklerin bir nesilde ortadan kaldırılabileceği görüşündeki, Dünya Sağlık Örgütü’nün önemli bir çalışmasına da liderlik eden Sir Michael Marmot:

“Bu başlamak durumunda olduğumuz yer; yapabileceğimiz daha fazlası var, bir fark yaratabiliriz.”

İsveç’teki çok sayıda insan da zengin ve yoksul arasındaki büyüyen uçurumun kaçınılmaz bir şey olmadığı düşüncesindeler. Ülkedeki Sağlıkta Hakkaniyet Komisyonu başkanı Olle Lundberg şunları söylüyor: “Bu genellikle kaynaklara uzanır – çok az öğretmen, hemşire ve başka mesleklerdeki kişiler sorunu. Eğer çözmek istiyorsanız, paraya gereksiniminiz olur.”

“Ancak İsveç’te siyasal iklimde bir değişim söz konusu. Artık bütün partiler eşitsizlik hakkında konuşuyor.”

[The Guardian’daki orijinalinden   Ali Rıza Güngen tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]