1992’de Ruben Ávila, Venezuelalı devrimcinin darbe girişimine önderlik etmesine yardımcı oldu. Nadir verdiği bir mülakatta Nicolás Maduro’yu ve Chávez’in açtığı yolu savunuyor.

Marksist kuram ve katı askeri disiplinle yetişmiş bir idealist olan Ruben Ávila, ordudaki paraşütçü Hugo Chávez gayrımeşru kabul ettikleri başkanı devirmek için 1992’de darbeye kalkıştığında onun çağrısına uydu.

Nihai olarak, başkan Carlos Andrés Pérez’e karşı başarısızlığa uğrayan darbe girişiminin ikonik bir görüntüsünü oluşturan olayda küçük bir tankı merdivenlerden yukarı gözüpek bir şekilde süren kişi başkanlık sarayına yapılan saldırıya öncülük eden Ávila’ydı.

Artık emekli bir binbaşı olan Ávila, o zamanki hükümeti devirme girişimini açıklarken “Ülkenin dağılışını görüyorduk” diyor. “Hareketimiz Venezuela halkını açlıktan kıran, yoz ve desteğini yitirmiş bir hükümete karşı savaşmak için oluşmuştu.”

O zamanlar kesinlikle zorlayıcıydı. Hükümetin aşırı harcamaları ve düşen petrol geliri devasa boyutlarda borca yol açmıştı. Gerçek gelir düşerken, yoksulluk, enflasyon ve işsizlik arttı. Yolsuzluk yaygın ve aşikardı ve sokak suçları Venezulalıların kendilerini güvende hissetmemelerine yol açıyordu.

Bu tasvir gayet bugünün Venezuala’sına uyarlanabilir. Ülke dünyanın en yüksek enflasyon oranına sahip ve çoğu insan temel besin maddeleri kıtlığı nedeniyle açlık çekiyor. Mevcut besin maddeleri giderek eriyen bir maaşla satın alınamayacak kadar pahalı. Başkent Caracas dünyada en yüksek cinayet oranına sahip.

Bunlar, Ávila’nın Morón’daki ofislerinden bir saatlik mesafede olan Valencia’daki bir askeri üsse geçtiğimiz Pazar günü saldırı düzenleyen ve silah zulasını alıp kaçan bir grup adamın gerekçelerinden bazıları. Hükümet isyanı bastırdığını söyledi, ancak saldırganlar yaptıklarının başkan Nicolás Maduro’yu koltuğundan etmek için daha geniş bir planın ilk bölümü olduğunu açıkladılar.

Ancak Ávila böyle bir karşılaştırmayı kabul etmiyor: Üsse yapılan saldırı “bizim karşısında ayaklandığımız aynı sağ kanata bağlı bir hain ve korkak olan, kaçak bir subayın yönettiği paralı askerler ve paramiliterler” tarafından sergilenen “bir medya gösterisinden başka bir şey değildi”.

55 yaşındaki Ávila, hükümete yönelik yoğun uluslararası ve ulusal baskıya rağmen Maduro’yu ve başarısız darbe girişiminden altı yıl sonra seçimle iktidara gelen Chávez’in açtığı siyasal yolu savunmada kararlı olmaya devam eden çekirdek Chavista destekçileri temsil ediyor.

İktidara 1998’de geldiğinde Chávez “21. yüzyıl sosyalizmi” adını verdiği bir dizi radikal değişim başlattı.

Bugün, sistem krizdeyken Ávila, Maduro’nun artan uluslararası ve ulusal baskıya karşın iktidarda kalmasına yardımcı olan inatçı Chavistalardan biri.

“Mükemmeleştirilecek”

Bu gerilim 30 Temmuz’da gerçekleşen, yaygın biçimde sosyalist hükümetin mutlak iktidar kazanma girişimi olarak değerlendirilen kurucu meclis seçimini takiben yükseldi. Düzinelerce ülkenin, 1999 Anayasasını yeniden yazma ve bütün mevcut devlet kurumlarının yerini alma gücüne sahip yeni süper-organı tanımayacaklarını belirtmesine karşın, meclis 4 Ağustos’ta yemin etti.

Ávila, Chávez yönetiminde 1999 metnini çıkaran meclisin bir üyesiydi. The Guardian’a verdiği mülakatta yeni kurucu meclisin eski metni ortadan kaldırmayacağını, daha ziyade bunu güçlendireceğini söyledi.

“Bu, o zaman yazdığımız anayasayı değiştirmeyecek, anayasa mükemmelleştirilecek” dedi, Venezuela’lı bir devlet görevlisinin yabancı basın kuruluşuna verdiği nadir görülen bire bir mülakatta. Artık devlet mülkiyetindeki bir petrokimya şirketi olan Pequiven’in başında olan Ávila, mülakatı kabul etmek için ülkenin başkan yardımcısı Tareck El Aissami’den doğrudan onay almak zorunda kalmıştı.

Ruben Ávila

Ávila’ya göre “Başkan Maduro önce diyalog için, uzlaşı noktaları ve ülkedeki  duruma  dair barışçıl bir çözüm aramak için muhalefete bir araya gelme çağrısı yaptı.”

İspanyolca baş harfleri MUD ile bilinen partiler ittifakında bir araya gelen muhalefet, meclisi anayasaya aykırı davrandığı gerekçesiyle boykot etti. Meclis’in parçası olmak yerine dört ay boyunca devam eden ve 100’den fazla insanın öldürüldüğü sokak gösterilerini sürdürdüler.

Bu karmaşa boyunca, aralarında – kurucu meclisin ilk iş olarak görevine son verdiği – başsavcı Luisa Ortega ve eski içişleri bakanı, aynı zamanda 1992’deki darbe girişimine katılmış Rodríguez Torres’in de bulunduğu artan sayıda bir zamanların sadık Chavistaları kendilerini Maduro hükümetinden uzaklaştırdılar.

Latin Amerika’ya dair Washington Bürosu’nda Venezuela siyaseti üzerine analizler yapan David Smilde, Pazar günkü saldırıya katılanlar gibi orta düzeydeki kaçakların başka sporadik isyanlara öncülük etmesinin muhtemel olduğunu belirtiyor. Ancak hükümet karşıtı daha geniş bir kalkışmanın başarılı olup olmayacağı konusunda tereddütleri var. “Maduro hükümeti ve Kübalı danışmanlar daha geniş komplolar konusunda ihtiyatlılar ve bunları daha başlamadan engelleyeceklerdir.”

Ávila bazı eski yoldaşlarının kaçması nedeniyle hayal kırıklığına uğramış değil. “Bazıları Nicolás Maduro hükümeti karşısında isyana katıldıklarını beyan ettiler ancak bu ideolojik talim eksikliğiyle ilgili, küskünlükle ilgili olmalı, ya da [hak etmiş olsalar da ] kendilerine fırsat tanınmadığı için olsa gerek” diyor.

Kendi durumu ise böyle görünmüyor. 1992 darbesi sırasındaki eylemleri ve Chávez’le yakın bağına rağmen Ávila, kendisinin “akıl hocası” olarak gördüğü Chávez’in işlerini sürdürdüğüne inanan  bir Sosyalist parti taraftarı olarak düşük profil sergilemişti.

Ocak’ta bir önceki başkan kovulup yolsuzluktan hüküm giydikten sonra Pequiven’in başkanı haline geldiği Valencia şehrindeki petrokimya şirketini artık akıl hocasının ismi donatıyor.

“Bütün dünyada kapılar bize kapanıyor”

Ávila [bir süre önce, ç.n.] bakanlıklar ya da devlet şirketlerinin başına yerleştirilen artan sayıdaki emekli ya da muvazzaf subayların arasına dahil oldu.

Gübre ve temel petrokimya ürünleri üreten Pequiven çoğu hükümet destekçisi gibi Ávila’nın da Venezuela karşısındaki “ekonomik savaş” olarak adlandırdığı şeyden oldukça kötü etkilendi. Hükümeti eleştirenler iktisadi daralmanın önemlice bir kısmının esasen kötü yönetime bağlı olduğunu söylüyor.

Başa geldiğinde şirket % 20 kapasiteyle çalışıyordu. Bugün, sektör dernekleri gerçek rakamın % 25 ile % 35 arasında olduğunu tahmin etseler de, Ávila’ya göre Japonların teknik tavsiyelerinin yardımı ile kapasitenin % 60’ı kullanılıyor.

Eleştirmenler, bu ve devlet mülkiyetindeki PDVSA gibi diğer şirketlerin, tesisleri en iyi koşullarda korumaktansa sosyal programları finanse etme zorunluluğu altında ezildiğini söylüyor.

Ancak Ávila, Chávez’in yakın çevresinin bu duruma hazırlıklı olduğunu belirtiyor.

Ona göre Başkan, sonunda kendisini öldüren kanserin tedavisi için Küba’ya ameliyat olmaya gittiğinde bir uyarıda bulunmuştu: “Zor zamanlar geliyor demişti ve bu zor zamanlar hakiki bir ekonomik abluka ve her gün yaşadığımız psikolojik savaşla ilgiliydi.”

Aslında, ABD Maduro’nun ve bir düzineden fazla yakın müttefikinin varlıklarını dondursa da, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Venezuela’ya hiçbir ülke ekonomik yaptırımlar uygulamadı.

Ancak Trump yönetimi, ülkedeki rezerv paranın % 95’ini sağlayan Venezuela’nın petrol sanayini hedef alabilecek daha geniş yaptırımlar uyarısında bulundu. AB yaptırımlardan geri durdu ancak bu tarz önlemler alabileceğini duyurdu.

Yaptırımları aptalca olarak niteleyen Ávila “Bütün dünyada kapılar bize kapanıyor” dedi.

Kişisel olarak kendisine karşı herhangi bir bireysel yaptırımdan çekinmediğini çünkü ABD’de herhangi bir varlığının bulunmadığını belirtiyor. “Peki seyahat yasakları? Umurumda değil, seyahat etmeyi sevmem. Burada ülkemde kalacağım.”

Eğer daha geniş ABD yaptırımları söz konusu olursa, Beyaz Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya gibi muhtemel alıcı ve satıcıları sıralayarak, genel olarak ülkenin ve özel olarak da Pequiven’in başka pazarlar bulmak zorunda kalacağını söyledi.

Ávila gururla Pequiven’in 4700 kadar çalışanının % 71’inin Temmuz sonundaki tartışmalı seçimlerde oy verdiğini söyledi. “Pequiven çalışanlarıyla çokça siyasal çalışma ve farkındalık kampanyaları düzenledik” dedi.

Seçimlerden önce insan hakları grubu Provea, Pequiven çalışanlarının oy kullanmazlarsa kovulmakla tehdit edilenler arasında olduğu uyarısında bulunmuştu, ancak bugüne kadar işyerlerinde işten çıkarılmaya dair herhangi bir bildirim görülmedi. Ávila oy kullanmayan % 29’a ne olabileceğine dair görüş belirtmedi.

Çoğu ülkenin Maduro hükümetini ve meclisi kınamasına neden olan olaylar, bu tarz baskılar ve daha sonra şişirilmiş oldukları açığa çıkan seçime katılım oranlarıydı.

Ávila ülkede devam eden karmaşaya rağmen, Chávez’in [yapılanlara, ç.n.] onay vereceğine inandığını söylüyor. Chávez “İşleri doğru yürütüyoruz, doğru yoldayız” derdi.

Ancak zor günlerin halen önlerinde olduğunu teslim ediyor. “Venezuela meydan okumaların ülkesi” diyor.

[The Guardian’daki orijinalinden Ali Rıza Güngen tarafından PolitikYol için çevrilmiştir.]